Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2007

Uygarlık projesi

Vatan · 7 Temmuz 2007

Robert Kolej’in bu yılki mezuniyet töreni konuşmacısı, Oya Eczacıbaşı’ydı. Türkiye’de çağdaş kültüre referans oluşturan İstanbul Modern müzesinin kurucu yöneticisi Oya Eczacıbaşı, “Sanatı hiçbir zaman lüks olarak ya da boş zamanlarınızı doldurmaya yarayan bir uğraş olarak görmeyin. Yaşadığınız, üniversitesine gideceğiniz kentin tüm müzelerini defalarca gezin. Sergilere, konserlere gidin, edebiyatı, tiyatroyu, müziği yaşamınızdan eksik etmeyin...” diye seslendi gençlere.

Konuşması sırasında öylesine güzel öyküler anlattı ve önerilerde bulundu ki onun söylediklerini ben de yazıya dökmek, sizlerle paylaşmak istedim...

“İkinci Dünya Savaşı bittiğinde, yıkılan Viyana’nın onarımına başlanırken, Viyanalılar önceliğin müzelere ve konser salonlarına verilmesini talep etmişlerdi. Savaştan sonra yeniden doğan Viyana, sanatı ‘lüks tüketim maddesi’ değil, en yaşamsal ihtiyaç gören Viyanalıların bu önceliğine göre kuruldu. Viyanalılar, kendilerini bekleyen kıtlıklar ve yokluklar döneminde de sanattan aldıkları güce ihtiyaçları olacağını biliyorlardı. Şimdi de sizlere sanatın gücüne inanan bir büyük liderin sözlerini aktarmak istiyorum. Atatürk, bir milletvekili dostuna yazdığı mektupta bugünün Türkçesine çevrilmiş ve özetlenmiş biçimiyle şöyle diyor:

‘Aziz Efendim, On günden beri Ankara’da resim sergisinin açılmış olduğunu biliyorsunuz. Hükümetimiz, bu sanatçılarımıza gerektiği gibi sahip çıkmak ve ilgi göstermek için, eserlerinden bazı tabloları satın aldı. Ben de şahsen, bu eserlerden bazılarını kendim için seçtim. Sanatçılarımızın teşvikine sizin de katılımınızı çok arzu ettiğimden, sizin namınıza da bedeli yirmi liradan ibaret olan bir tabloyu satın aldım. Ulusal Meclisimizin aynı amaçları paylaşan üyelerinin kendi paylarına düşen küçük masraflardan çekinmeyeceklerini ümid ediyorum.’

Atatürk’ün bu mektubu, sanata ve sanatçılara bakışını ortaya koyması bakımından son derece ilginç. Ama daha da ilginç olanı, mektubun tarihi: 28 Ekim 1923.

Cumhuriyetin ilanından bir gün önce, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk, Ankara’da resim sergisi geziyor, sanatçıları desteklemek için tablolarını satın alıyor, aynı şeyi yapmaları için milletvekillerini teşvik eden mektuplar yazıyor.

Sevgili gençler,

İstanbul Modern’i her gün, her yaştan ve her kesimden yüzlerce insan dolduruyor. Onlarla konuştuğum zaman, sanat ortamında duydukları huzuru ve mutluluğu hissediyorum.

Siz de sanattan güç alın, sanatla genişletin ufkunuzu.

Yaşamınızda hiç bitmeyecek olan çetin sınavların, sizlere çok daha kolay geleceğini göreceksiniz... Yolunuz açık olsun, sanat yolunuzu aydınlatsın. ”

Sevgili okurlarım, ben de Oya Eczacıbaşı gibi düşünüyor, hatta ülkemizin hemen bütün sorunlarını ancak ve ancak kültürlü insanlarla aşabileceğine inanıyorum. Oysa kültür, eğitim bilgisiyle edinilmiyor, ancak ve yalnız sanat merakı, sevgisi, ilgisiyle varılabiliyor kültüre.

Eğer Türkiye’yi yönetenler, ebru ve hat zanaatına takılıp kalmasalardı, dünyada ve ülkemizdeki gerçek resim sanatına ilgi duysalardı, inanıyorum ki Türkiye’yi çok daha geniş ufuklara açarlardı.

Eğer Türk halkı, sanata meraklı olsaydı, daha çok, daha sık müze gezseydi, tiyatroya gitseydi, bale izleseydi, konser dinleseydi, ne İstanbul böylesine tarumar olurdu mimar müsveddelerinin elinde ve yönetiminde, ne başkentimiz bu kadar çirkin. Ve gecekondularımız olmazdı. Kıyılarımız böylesine korkunç yağmalanmaz, doğa böylesine vahşi katledilmezdi.

Çünkü insanlar sanatla uygarlaşır. Atatürk anlamıştı: Muasır medeniyetler düzeyine, ancak sanat düzeyine ulaşarak varılır. Yoksa, ne kadar tırmanırsanız tırmanın, merdiven hep kısa kalır.