İyi Düşünün!
Vatan · 20 Temmuz 2007
Belki farkındasınız, belki değil. Belki de fark ettiğiniz, fark etmeniz gereken değildir. Hatta yanlışın farkında, ama doğrunun ne, nasıl ve nerede olduğunu bilemiyor, bulamıyorsunuzdur. 22 Temmuz seçimi, Türkiye’nin kısacık demokrasi tarihindeki tüm seçimlerden farklıdır. Çünkü halkoyu, meclisini yenilemekle yetinmeyecek, ülkeye yeni bir “kader” seçecek ve o kaderi paylaşacak. Bireysel ya da toplumsal hayatın akışı, bir tercihler dizininden ibarettir. Bir gün, bir an gelir, “sonuncu” tercih önünüze çıkar. O sonuncu tercih, dönüm ya da devam noktasıdır. Eğer daha önceki tercihler doğruysa, devam tehlike içermez. Ama yanlışsa, dönmek için son fırsattır. İşte bu anlamda “sonuncu” tercihten önce bir sağlama yapmak, yanılmamak için hayati önemdedir. Sizleri karar vermeden önce bir sağlama yapmaya ve tercih sorunuzu tersten sormaya çağırıyorum. Vatan millet edebiyatı yapmayacağım. Kendinizi ve çocuklarınızı merkez alın, nasıl bir ülkede yaşamak istediğinizi değil, nasıl bir ülkede yaşamak “istemediğinizi” düşünün. Düşünmek, içinde yaşadığınız, tanık olduğunuz, dolayısıyla bildiğinizi sandığınız gerçekleri sorgulamaktan ibarettir aslında.
İyi düşünün:
Sizler, tatile gittiğiniz otelleri tesettürlü müşterilerle paylaşıyorsunuz. Peki sizler tesettür otellerine girebiliyor musunuz?
Sizin gittiğiniz içkili lokantalarda, içki içilmeden yemek yenilebiliyor. Peki içkisiz lokantalarda, tersi olabiliyor mu?
Şimdi söyleyin, hangi otellerin, hangi lokantaların sayısı artıyor?
Sizler, oturduğunuz semtlerde, gittiğiniz kahvelerde, hatta barlarda, sakallı, poturlu, çarşaflı vatandaşlarla birlikte barış içinde yaşamayı yadırgamıyorsunuz.
Peki siz, yaşadığınız kentlerin her mahallesinde kendinizi rahat hissediyor musunuz, hatta bazı yerlere dilediğiniz kılıkta girebilme cesaretiniz var mı?
Bırakın kılık kıyafet cesaretini, bir yana. İfade özgürlüğünü düşünün.
Sizler, her alanda düşünce özgürlüğünden yanasınız ve karşınızdakini de konuşturuyorsunuz. Peki size aynı hakkı veriyorlar mı? Düşüncelerinizi açık açık, korkmadan, çekinmeden söylemek özgürlüğüne sahip misiniz?
Vereceğiniz cevap, belki de kılık kıyafetin düşünce özgürlüğünden ayrılamayacağının kanıtıdır, kimbilir?
İyi düşünün:
Japonya’nın 22 dolar milyarderi var, Türkiye’nin 26. Oysa Japonya’nın gayri safi milli geliri 4 trilyon 340 milyar dolar, Türkiye’ninki 400 milyar... Bu işte bir terslik yok mu sizce?
26 dolar milyarderi, ne kattı sizin hayatınıza son yıllarda? Kaçınıza, kaçınızın çocuklarına istihdam açıldı?
Son dört yıldır, 5 bin kişiye iş ve aş verecek tek bir fabrika, tek bir iş yeri açıldı mı Türkiye’de?
Her yer satıldı, buna rağmen 480 milyar dolar borçlandırıldı çocuklarınız. Peki bu çocuklar, okullarını bitirince iş bulabilecekler mi?
İşte bu sorular ve daha pek çokları yüzünden bir yol ayrımında Türkiye.
Gelinen noktada, Türkiye’yi istediğimiz yola sokmak lüksümüz bile yok. Sadece istemediğimiz yoldan çevirmek şansımız var. İşte böyle bir tercih karşısındayız ve sonuçlarına, yanlış seçimi yapanlarla birlikte katlanacağız.