Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2007

Mühürlü tren vagonuna kurşun kalem ile yazılmış

Vatan · 23 Ağustos 2007

Burada, bu yük vagonunda

Havva’yım ben

Oğlum Abil ile.

Büyük oğlumu görürseniz

Kabil, insanoğlu,

Ona deyin ki ben...

DAN PAGIS

Gitmek zamanı geldiğini, önce Yahudiler hisseder. Çünkü onlar, nereye gittiğini bilmedikleri vagonlara tıkılmış, hatta “sizleri güvenli bir yere sevkediyoruz” diyen Yunanlılara kanmış, Selanik’ten, Atina’dan Alman temerküz kamplarına kalkan yük trenlerine, “birinci mevki” fiyatı ödedikleri biletleriyle bindirilmişlerdir.

Onlar, “beğenmeyen gitsin” söyleminin “beğenmeyeni göndermek” eylemiyle devam edeceğini, kalıp direnenleri ise tehcir ya da imhanın beklediğini en iyi bilenlerdir.

Türkiye’de ırkçılık hızla artıyor. Ama en çok da ABD ve İsrail nefretine teğet bir Yahudi düşmanlığı yükselişte. İsrail politikalarından onlar da sorumluymuş gibi, Türk Yahudilerinden sevgi ve saygıyla söz etmek, cesaret işi sanki.

Oysa ben bir Yahudi dostuyum. Ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna emeği geçen, bilgisini, inancını, kültürünü bu toprakları aydınlatmak için seferber eden Sabetayistlerin hayranıyım.

İşte bunları söylemek, yürek istiyor artık Türkiye’de. Böyle hissedenler, böyle düşünenler bile “konuşmuyor” artık.

Yazılarımdan, sanki yüreklerine saplanıyormuş gibi nefret eden bir grup faşist, “Yahudi dölü, İsrail uşağı” olmakla ödüllendirmedikleri zamanlar, “Sen defol git Fransa’ya, orada yaşa, kaltak madam...” falan diye yüreklendirirler.

DAN PAGIS

Hayır, ne Yahudi var ailemde, ne dönme, ne de Sabetayist. Olsaydı, ne iftihar eder ne de utanırdım. Bir zenginlik, bir artı olarak taşır, kimlermiş, neler başarmışlar araştırır, bilgi dağarcığıma bir fiyonk daha atardım.

Ama (yurdundan) gitmemek, (işinden) gönderilmemek için “susmak” zamanı geldi.

Bana “Yahudi dölü, İsrail uşağı, Fransız kaltağı...” diyenlerin kime oy verdikleri belli. Başbakan, Bekir Coşkun’la sınırlı sandığımız önerisini düzeltti ya, meğer hepimize buyurmuş, “Senin cumhurbaşkanın değilse, T. C. vatandaşlığından çıkman gerek” diye.

Kalmak ya da gitmek, susmak ya da konuşmak, “olmak ya da olmamak ” sorunuymuş demek ki bazen. Ben kalacağım, diye inatlaşmam. Gönderildiğim yerden giderim. Ama susmam. Gittiğim her yerden, bildiğim her dilden Türkiye’yi yazarım.

Fransa’da en iyi, en yakın arkadaşlarım Yahudidir. İsrail politikalarını birlikte eleştiririz. Hatta bazıları, benden daha çok eleştirir. ABD’ye dair düşüncelerimiz aynıdır. Çünkü benim arkadaşlarım, sosyalisttir. Gazetecidir. Yazardır. Sanatçıdır. Evrensel kültürün dürüst emekçileridir.

Kimisinin babası, kimisinin annesi bileklerinde temerküz kamplarının numaralarını taşırlar. Ve onların genetik belleğine, ateşle dağlanmıştır susmak zamanı geldiğinde, aslında gitmek zamanı olduğu.

Ama iki bin yıldır sürüle gönderile, dayanıp direnmeyi, hatta savaşmayı da en iyi öğrenenler onlardır. Türkiye, Ermeni lobilerinin ABD senatosundan çıkarmak istediği soykırım yasalarını yıllardır Yahudi lobileri sayesinde bloke ediyordu.

Ve o kale, şimdi düştü. Blokaj kalktı, Ermeni soykırım yasası her an çıkabilir.

Ne oldu da kaybedildi ABD’deki Yahudi lobisinin desteği acaba?

El Kaide’nin dünyada yaptığı yegâne “sinagog” saldırılarında, teröristlere “İslamcı” demeyi reddeden;

Terörist Hamas’ı “demokratik hükümet”, İsrail’i “terörist devlet” diye niteleyen;

“Yahudi soykırımı yalandır” diyen bir Ahmedinecad’ı dünya protesto ederken susup, üstüne üstlük bir de gaz anlaşması yapan zihniyet mi kesti, acaba bu desteği?

Yahudiler, susmak zamanı geldiğinde “defol git”in uzakta olmadığını bilirler.