Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2007

Vulgus

Vatan · 3 Eylül 2007

Eski çağların entelektüel salonlarında da tıpkı bugünküler gibi, bayağı ve avam olan küçümsenirdi. Etimolojiyi hatırlayalım: Bayağılığı ifade eden ‘vulgari’, halk demek olan ‘vulgus’tan gelir. Halkın hoşlanıp benimsediği, bayağıdır. Bir demokrat, bir solcu, bir insan hakları savunucusu, halkı sevmek zorundadır. Ama bayağı bulduğu her şeye ve herkese tepeden bakarak küçümsemekte de özgürdür.

Milan Kundera’nın “Perde” (Can Yayınları, 27. sayfa) adlı son kitabında yer alan yukarıdaki satırlar, benim yazarlık duruşumdur, aziz okurlar. Zaten bu satırların yazarı eğer ben olsaydım, malum “halk dostları” yine ne mangallarında külümü bırakırlardı, ne Beyaz Türk’lüğümü, zaten ne de “kıl” hazımsızlığımı...

Felsefe tarihi anlatıyorum, halk kültürüne saygısızlık ettiğimi ileri sürüyorlar. Halkın tarihini yazıyorum, hakaret ediyorsun, diyorlar. Aslında ben bir ayna tutuyorum, içlerinde kendileri var, gördüklerini beğenmedikleri içindir ki, gösterene kızıyorlar.

Fark ettim ki, aynı konuları, benden çok daha sert, bazen gerçekten hakaret ifadeleriyle eleştiren “erkek” yazarlara, bana gösterdikleri kadar tepki göstermiyor, hatta hiç aldırmıyorlar. Anladım ki aynayı tutanın, kadın olmasını sindiremiyorlar içlerine.

Bir de... Bilgiye verdiğim değere ve yere tahammül edemiyorlar. Kimileri gibi, edebiyattan anlamadan, kitap okumayı sevmeden yazar olmakla övünsem, belki de sorun olmayacak. Ama sorun var ve hiç zorunlu olmadıkları halde sütunumu okumadan yapamayan, ne yazarsam yazayım “saplantı” düzeyinde takılanlar, “Ha bu da bizden, ne eksiği var, ne fazlası...” diyemedikleri için nefret ediyorlar yazarlığımdan.

Ama yaramıyorlar kalkanımı, delemiyorlar zırhımı. Çünkü siz koruyorsunuz yazarlığıma inancımı, sizlersiniz benim kalkanım, zırhım. Son yazılarıma verdiğiniz destek, öylesine güçlü ve kutlu bir sağanak, öylesine bereketliydi ki, hepinize cevap veremedim, tek kelimeyle bile olsa yetişemedim kiminize. Ama, birinizi bile yanıtsız bırakamazdım. İşte buradan, özel ileti gönderemediğim okurlarım: Hacer Uymaz, Osman Ünsal, Çiğdem Kutu, Melek Dener, Suad Sadi Kara, Bertan Balçık, Siyah, Ertuğrul Üçler, Çağla Samancı, Ahmet E. Henden, Fikret Koca, Gamze Ongun, Gülçin Fırat, Elif Ege Çaprak, Nadire Pınar Genç, Metin İmir, Neşet Çataltarla, Gülten Haznedar, Mustafa Kemal Ergün, Kemal Eğilmez, Haluk Hüyüklü, Jale Vardar, Kemal Işın, Arzu Karslıoğlu, Veli Demirel, Nesli Kazanoğlu, Neriman Yılmaz, Meltem Rusçuklu, Murat Paçal, Nedret Sürmeli, Tülay Erdem, Ahmet Vefik Akıncı, Alp Peker, Ahmet Dal ve Ulaş Boz’a, hiç olmazsa teşekkürlerimi bildirmek isterim.

Kalkanım ve zırhım olan sizlere söz veriyorum: Yazacağım.

“Vulgus”a cevabımsa, Haluk Şahin Hocamın, “Dedim ki Poyraz’a” (Güncel Yayıncılık, 2006) kitabındaki Ginkgo Biloba şiiridir:

şu çelimsiz fidan

ginkgo biloba

şiir yazdıran

yarık yapraklı

bilge ağaç

Çin tapınaklarında

olduğu gibi

belki burada da

bin yıl

yaşayacak

git

yapraklarına

bir şeyler fısılda

bakarsın

çok yıllar sonra

hatırlar

bir yaz sabahı

ona söylediklerini

Mine G. Kırıkkanat

DİĞER YAZILARI