Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2007

İki çığlık, bir fısıltı...

Vatan · 11 Eylül 2007

Üç perdeli bir piyes. Birinci perdede aile, çocuğu iyi okullarda okutmak istemektedir...

“Bu yıl OKS’ye giren kızımın Amerikan Robert Lisesi’ne ön kaydı için gün boyu kuyrukta bekledik. Çünkü pek çok veli, aynı zamanda burs başvurusu yapıyordu. Akşam saatlerinde okula 65 çocuğun burs başvurusundan ancak 5’inin kabul edildiğini öğrendik. Dolayısıyla burs istemeyen bizlerin kesin kayıt şansı yükselmişti. Ancak 6 kız, 7 erkek çocuk için yer kaldığını görüp şaşırdık. Meğer burs başvuruları okul tarafından kabul edilmeyen 60 öğrenciden 53’ü, okul ücretlerinin lise öğrenimi boyunca bir ‘hayırsever’ tarafından karşılanacağı teminatıyla, 6 bin YTL’lik ilk taksitlerini aslanlar gibi ödeyip okula kayıtlarını yaptırmış. Burs alamamalarına rağmen kesin kayıt yaptıran öğrencilerin tamamı, ne tesadüf, hepsi (İstanbul’un tarikatlarıyla ünlü bir semtinin adı) F... dershanesi öğrencisi, deniyor.

Bu dershanenin sahibi, aynı zamanda A... dershanesinin de sahibi.

Ve bu dershaneler, Bakü’de iki saat önce başlatılan OKS sınav sorularının Türkiye’de sınav başlamadan ‘iletildiği’ iddia edilen dershaneler.

Polis Kolejleri sınav sorularının belli bir kesime yakın insanlara verildiğini bizzat sizin gazeteniz yazdı. Ama Amerikan Robert Lisesi özelinde, bir sürü iyi niyetli Robert Lisesi mezununun okula verdikleri maddi desteğin doğru kullanılıp kullanılmadığını denetlemeleri gerektiğini düşünüyorum.”

Z. C.

\*\*\*

İkinci perde: Çocuk çok iyi bir eğitim kurumuna girmeyi başarmış, İTÜ İnşaat Fakültesi son sınıfında okumaktadır...

“İstanbul-Ankara seferini yapmakta olan N... Turizm otobüsünde, cep telefonuyla konuşan bir yolcu, kendisini uyaran muavin ile tartışmaya başlar. İTÜ öğrencisi Ertunga Şimşek, tartışmaya katılır ve muavinden yana çıkınca, cep telefonuyla konuşan yolcu ve yanındakiler tarafından 45 kişinin gözü önünde dövülür, ancak dayakçılar hırslarını alamaz. İstanbul yolunu Eskişehir’e bağlayan kavşakta N... Turizm şoförüne kapıyı açtırırlar ve öğrenci Ertunga Şimşek’i, hareket halindeki otobüsten dışarı atarlar. Arkadan gelen bir araba çarpar ve Ertunga Şimşek ölür.

Ertunga Şimşek’i önce dövüp, sonra yola atarak ölümüne neden olan kişiler, bir büyüğümüzü korumakla görevli ‘güvenlikçiler’dir. Dolayısıyla halen bu cinayetle ilgili olarak yalnızca otobüs şoförü ve muavin tutukludur. Ve onca yolcu arasında TEK bir tanık bile bulunamamıştır.”

E. E.

\*\*\*

Üçüncü perde: Çocuk üniversiteyi bitirmeyi ve canlı kalmayı başarmıştır. Hayatını kurmaya çalışmaktadır...

“Hani demiştin ya Mine, ben insanların daha insan olmasını isterim diye. Hafta sonu mangalcıları, hafta içi en ballı iş olanaklarından nemalanırken ben ne yapıyorum dersin? Bir yıldır iş arıyorum. Öğrencilik yıllarımda çalışarak aldığım kitapları tekrar okuyor ve emekli öğretmen bir babadan aldığım bozuk parayla her gün internet kafelerde, gazetelerde iş ilanlarına bakıyorum. Türkiye’nin en köklü üniversitesinden mezunum ve şu an garsonluk başvurusu yapıyorum. Ne siyasal bir bağlantım var ne de cemaat. Zaten ne de Ankara’da amcam ve dayım. Bundan sonra ne mi yapacağım? Herhalde kül tablalarını döker, belki yine seni okurum. Bu ülke insanları daha iyi nasıl yaşar diye ütopyalar peşinde, sen de ben de boğuluruz küller içinde böylece. Demek okuduğum tüm kitaplar, makaleler yalan söylüyordu. Ya bu devir benim devrim değil ya bu dünya. Bol bol geğirsinler, göbeklerini kaşısınlar, belediyeyi soysunlar, iliklerine kadar kadrolaşsınlar, afiyet olmasın. Boğazlarında kalır, umarım.”

S. Ü.

\*\*\*

Üçüncü perdenin son repliğini yazar söyler, ey okur. Sahnenin ışıkları kararırken çıkıp: “Çığlıkta henüz umut vardır, çığlık atmak güç ister. Tehlike, fısıltıdadır. Çünkü fısıltı, bir tükenişin ifadesidir” der.

Ve perde iner.