Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2007

İnsaf!

Vatan · 13 Eylül 2007

RTÜK, Kanaltürk ana haber bültenlerini 6 gün süreyle durdurdu. Gerekçesini, seçim sürecine giren haziran ayı içindeki 4 haber programında, “taraflı yayın” yapılmasına dayandırdı. Ancak ceza kararının kanala tebliğinde, RTÜK cezacıdan çok “infazcı” olduğunu, kendi damgasıyla şöyle açıklıyor: “Birçok siyasi partinin haberleri güncel olarak aktarılırken, AKP ile ilgili haber ve hükümetin uygulamalarını Başbakan Tayyip Erdoğan’ın geçmişteki konuşmalarına da vurgu yapılarak kamuoyu yönlendirebilecek yorumlarla aktarıldığı, tek yönlü taraf tutan yayınlar yapıldığı RTÜK ile İzleme ve Değerlendirme raporundan anlaşılmaktadır. Bu raporu alan YSK toplanarak, Kanaltürk logosuyla yayın yapan televizyon kuruluşunun ihlale konu yayına ilişkin programının 6 kez durdurulmasına ve kararın RTÜK’e tebliğ edildiği gün saat 24’ten itibaren İNFAZINA oy birliği ile karar verilmiştir.”

Başka bir deyişle RTÜK, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “unutturulması gereken” eski konuşmalarının yayınlanmasını seçim süreci tarafsızlığına aykırı bulmuş, doğru YSK’ya gidip Kanaltürk’ü şikâyet etmiş. YSK da “sanık televizyonu” izlemek zahmetine bile katlanmamış, RTÜK diyorsa doğrudur, demiş ve basmış imzayı, kesmiş cezayı, “infazı” da bizzat şikâyetçiye yani RTÜK’e yüklemiş.

Ceza seçim süreciyle ilgili, ama infaz, seçimlerden iki ay sonra yapılıyor.

Bütün iddialar doğru ve Kanaltürk, taraflı yayın yapmış, seçim süreci kurallarını ihlal etmiş olabilir. Ama “demokrat” sıfatı taşıyan hiçbir devlette, YSK gibi “kararları yargıya kapalı” bir kurum, RTÜK gibi hükümete bağımlı bir kurumun salt “şikâyeti” ya da “raporu” üzerine, hiçbir medyaya, üstelik 4 günlük ihlal için 6 günlük kapatma cezası gibi ağır bir yaptırım uygulayamaz.

Ama bu olguyu uygulayabilir ve nitekim uyguluyor, bunun örneğine ancak mutlak monarşi ya da düpedüz faşist rejimlerde rastlanır ve Türkiye gibi “maskesi demokrat” ülkelerde, hakkını aramak için tek yol Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kalır!

Çünkü YSK’nın kararları Türkiye’de yargıya kapalı, yani Türk mahkemelerine gitmek olanaksızdır. Ama bu olanaksızlık, doğrudan AİHM yolunu da açmaktadır!

Kaldı ki, RTÜK ile YSK’nın ceza ölçüsüzlükleri yanısıra, hakkaniyet nasipsizlikleri de “el insaf” dedirtmektedir. Türkiye’de hükümet yanlısı onlarca televizyon, hepi topu üç muhalif kanal var. RTÜK ile YSK’nın, hükümet yanlısı medyaya “tarafsız” deyip, sadece ve sadece Kanaltürk’e “taraflı” cezası kesmesi, kendi “tarafgirliklerinin” itirafından ibarettir.

Dünyanın hiçbir demokrat ülkesinde bir medya, başbakanın “geçmiş konuşmaları”nı yayınladı diye suçlanamaz, cezalandırılamaz. Çünkü medya, “fikri takip”le yükümlüdür. Ama bu yükümlülük Türkiye’de büyük medya tarafından uygulanmayarak önce kadük edildi, şimdi “suç” sayılıyor... Zaten aynı zihniyet değil midir ki, seçimlerin hemen akabinde benim gibi muhalif yazarları istifaya çağırdı, şimdi de “bu ülkeden git” diyor.

Gitmeyeceğim. Gitmeyeceğiz.

Ve 16 Eylül’den itibaren her pazar saat 18’de, Kanaltürk’te Kiosk programında karşınızda olacağız. Bu programı Bahçeşehir Üniversitesi’nden iki değerli huhukçu, Vatan yazarı Prof. Dr. Süheyl Batum ve Araştırma Görevlisi Aslıhan Öztezel’le birlikte hazırladık. Kanaltürk aracılığıyla Avrupa Birliği’ne başvurduk ve 100’den fazla proje içinde kazanan 4 projeden biri olduk!

Bir yıl boyunca Kiosk’ta, Türkiye’ye AB’nin kurumlarını, Türk gençlerine sunduğu olanakları başvuru yöntemleriyle birlikte duyuracak, Anayasal hukuku, insan haklarını, azınlık haklarını inceleyecek ve yabancı basını konuk edeceğiz.

Demokrasi budur: “Milliyetçi” Kanaltürk, AB yanlısı bir program ve AB yanlısı bizlere yer açıyor. AB, beğendiği bir projeyi “milliyetçi” Kanaltürk’te destekliyor. Çünkü ölçü, “bizdensin, bizden değilsin” değil, yetkinlik ve yararlılık.

Çünkü AB, Türk gençlerinin geleceğidir ve gericilere terk edilmeyi hak etmeyecek kadar ilerici bir insanlık projesidir!