Müzik müthiş bir yatırımdır!
Vatan · 18 Eylül 2007
Bugün sütunumu, varlığını adadığı klasik müzik sevdasını yıllardır Türkiye’ye aşılamaya çalışan ve orkestra şefi olduğunca engin bir kültür adamı, arkadaşım Cem Mansur’a bırakıyorum:
“24 Eylül Pazartesi akşamı, Atatürk Kültür Merkezi’nin sahnesinde, müzik worldsünün büyük yıldızlarından biri, piyanist Murray Perahia ve Türkiye’nin bütün konservatuarlarından seçilmiş 16-21 yaş arası gençler olacak. İstanbul’da yılda yaklaşık 25 konser yöneten biri olarak, Ulusal Gençlik Senfoni Orkestrası’nın, kültür başkentimizdeki ilk konseri benim için ” 26’ncı “ konser olmanın çok ötesinde. Gençlerle çalışmak, benim için apayrı bir anlam taşıyor. Mayıs ayında Güney Afrika’da yönettiğim Gençlik Orkestrası ve gelecek yılını sabırsızlıkla beklediğim festivalin adı ” Music Is A Great Investment “ olup MIAGI, diye anılıyor. Türkçesi, ” Müzik Müthiş Bir Yatırımdır “ olan festivalin adındaki ” yatırım “ sözcüğü beni önce şaşırttı. Müzikle herhangi bir toplumda ve özellikle Türkiye’de neler yapılabileceğinin farkındaydım, ama bu mucize sanat dalına ” yatırım “ sözcüğünün yakıştırılması, dağınık düşüncelerimi toparlayverdi.
Güney Afrika’da, 15 yıl önce anne babaları ayrı otobüslere binmek zorunda olan zenci ve beyaz çocukların müzik kampı boyunca odaları, duşları ve nota sehpalarını paylaşmaları, kalıcı dostluklar kurmaları ve en önemlisi, ırkçı ayırımları geride bırakan uygar dünyanın müziği yoluyla insan ve müzisyen olarak yücelmeleri görülecek, yaşanacak şeydi. Konserde Sibelius’un ” Finlandia “sını çaldığımızda Sibelius artık yalnızca Finlandiyalı değildi. İnsanlık değerleri konusunda temel sorunlarını çoktandır çözmüş bir toplumun değerlerini 100 yıl ötesinden bize hissettiren, taşıyan ve hepimize ait olan bir sihirbazdı...
Aslında müziğin insanların yaşamında neleri değiştirebileceğinin en çarpıcı örneği Venezuela’da yaşanıyor. 1975 yılında ekonomist ve müzisyen (bence bir evliya olan) José Antonio ABREU, 20 yıl boyunca tek başına yaşattığı ve 1995’te devlet tarafından desteklenmeye başlanan Gençlik Orkestraları sistemini kurmuş. Çoğu gecekondularda yaşayan çocuklardan kurulu orkestralarda bugün 400 bin genç müzik yapıyor! Venezuela Gençlik Senfoni Orkestrası bugün, dünyanın en iyileri arasında (klasmanda Viyana ve Berlin senfonileri de var!) Gençlerin yaşamlarını çocuk ıslahevlerinden en ücra köylere kadar müzik yoluyla değiştiren sistemin Venezuela devletine maliyetini merak ederseniz: Yılda sadece 6 milyon dolar. Bunun kaç katını ülke olarak her gün ” çöpe attığımızı “ düşünsek mi, dersiniz? Türkiye’de Ulusal Gençlik Senfoni Orkestramızın kurulmuş olmasından kazançlı çıkanlar yalnızca dinamik kişilikleri ve usta müzisyenlikleriyle dinleyiciyi etkileyen genç sanatçılar değil. Güney Afrika’da başlayıp, UGSO’yla Uludağ’daki kampımız ve turnemizden bu çok prestijli konsere uzanan yolculukta müziğin öğretici, yenileyici, barıştırıcı bir mucize olduğuna inancım kat kat arttı.
İyi çalışan bir senfoni orkestrası, ideal toplumun aynası. Türkiye’de en büyük eksikliğimiz birbirimizi dinleme alışkanlığımızın olmayışı. Bir senfoni orkestrasında çalmanın, gençlere müziğin ötesinde yaşam boyu yararlanacakları nitelikler kazandıracağına inanıyorum. ” Çoksesli “ düşünmeyi; ne zaman lider, ne zaman takipçi olacağını, ” öteki “nin sesine gösterilen saygının kendi kimliğinden vazgeçmek anlamına gelmeyeceğini, (özellikle öteki olarak gördüğünü katletmenin türkülerle övüldüğü bugünlerde) bir bütüne katkıda bulunmayı, sorumluluk almayı, kendine güvenmeyi, otorite ve diktatörlük arasında fark olduğunu (bazı şeflerin de bu konuda düşünmesinde fayda var!) öğrenmenin en etkili yöntemi... Müziğin evrensel dili yoluyla uygarlık değerlerini kavrama ve sağlıklı bir demokrasi bilincini oluşturma açısından gençlik orkestraları geleceğimize yönelik en iyi yatırım olabilir.
24 Eylül Pazartesi, 20.30, AKM: Türkiye’de müziğin ne olabileceğini gösteren UGSO’nın genç müzisyenleri ve Bizet, Beethoven, Schumann’ın da yardımlarıyla, gerçek bir enerji patlaması yaşamaya hazır olun...
CEM MANSUR”