Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2007

Kadın uygarlık demektir

Vatan · 2 Ekim 2007

Bilirsiniz, ister övmek için olsun ister dövmek, Türk medyası “kadınsız” yapamaz. Çünkü her tür açlığını göz doyurarak gidermeye mahkûmların diyarı ülkemizde, öyle ya da böyle kadın göstermeyen medya, okunmaz, seyredilmez, kısaca satmaz. Medyanın kadın mönüsü, iki çeşnilidir: Ya kadın budundan haber köftesi yapılır, ya da haber kolundan kadın köftesi. Çok çeşitli görünse de kadını kimi zaman özne, kimi zaman “obje” olarak sunan haberlerin malzemesi değişmez.

Önceki gün gazetelerde, yine kadına odaklı pek çok haber arasında iki haber vardı ki, uygarlık derecesini “erkeğin kadın korkusu”yla ölçüyordu.

Haberlerden biri, The Sunday Telegraph kaynaklıydı: Eski İngiltere Başbakanı Tony Blair, eşi Cherie’nin yazmakta olduğu bir kitaptan korkuyormuş. Cherie Blair sıra dışı olaylar yaşayan bir ailenin gülünç ve sevimli bir portresini yazacağını duyurmuştu. Tabii sözünü ettiği aile kendi ailesi, yani kitap Cherie’nin anıları ve ister istemez tanık olduğu siyasal kulis öykülerinden oluşacak. Tony Blair de eşinin başbakanlık konutunda neler görüp yaşadığını, dolayısıyla kitaba neler yazacağını biliyor. İşte bu yüzden çok endişeliymiş, halen başbakan ve partidaşı Gordon Brown’la arasının bozulmasından çekiniyormuş.

Demek ki İngiltere’nin eski başbakanı ve gerekse (iyi ya da kötü) ses getiren siyasal kariyeriyle dünyaca ünlü Tony Blair, eşinin bu kitabı yazmasını istemiyor, ama “Yazmayacaksın!” deyip çıkmıyor. Aslında Gordon Brown’dan çok Cherie’nin tepkisinden çekiniyor, çünkü eşine değer veriyor, özgürlüğüne saygı duyuyor, engellemek hakkını kendisinde görmüyor!

Başka bir deyişle Tony Blair, iradesine karşı gelirse, sevdiği kadını kaybetmekten korkuyor.

Öteki haber ise yine bir yabancı gazete, El Şems kaynaklıydı: Suudi Arabistan’da adı belirtilmeyen bir adam, karısını “ekranda erkek varken” televizyon seyrettiği için boşamış. Adı olmayan adam, hareminin odada “görsel” bir erkekle baş başa kalışını “ahlaksız davranış” olarak nitelemiş. Zaten Suudi şeriatı da kadının “tanımadığı” bir erkek ile aynı ortamda bulunmasını boşanma gerekçesi sayarmış, dolayısıyla adamın “Boşol!” demesi yetmiş, evlilik bitmiş.

Erkek ile kadını her durumun en ince ayrıntısına kadar ayıran, cimadan taharete insan yaşamının en özelini bile zapturapta alan şeriatta, nedense hayal ile gerçek aynı kefeye konuyor, zaten bu yüzden “suret” yani resim, heykel, fotoğraf yasak, dolayısıyla güler misiniz, ağlar mısınız bilmem, ama Suudi adam şeriata göre haklı, sayın seyirciler.

Demek ki erkek Suudi, bırakın saygı duymak, zaten insan yerine koymadığı karısını kaybetmekten korkmuyor. Ama karısı ya da karılarının, kendisinden başka bir erkeğin ekrandaki suretini görmesinden bile ödü kopuyor. Çünkü bir başkasının hayaliyle kıyaslanmayı göze alamayacak kadar değersiz hissediyor kendisini. Ve ister zengin olsun ister yakışıklı, toplumsal genetiğine yerleşik aşağılık duygusunu ancak kadını aşağılayarak, yasaklayarak, kendisinden geriye iterek yok sayabiliyor.

Yıllardır sorguluyorum, sorguluyoruz: Niçin hiçbir İslam ülkesinde özgürlük, dolayısıyla gerçek demokrasi yok, niçin hiçbir bilim dalında özgün bir buluş yapılamıyor, niçin tüm uygarlık referanslarının en yenisi 700 yıl öncesine ait, niçin en varsıl petrol ülkeleri bile ne fikir ne teknoloji üretebiliyor, bütün refah göstergeleri ithal, diye.

Çünkü uygarlığın ölçeği kadındır, ey okur. Dünyaya bakınız, tek bir istisna yoktur, ülkeler kadına verilen yer ve değer oranında uygardırlar. Hiçbir ülkede henüz erkek ve kadın tam anlamda eşit değil. Ama eşitliğe en yaklaşanlar, aynı zamanda en yaratıcı, en demokrat, en özgür, en ileri olup kadın erkek, insanca yaşanan diyarlar.

Çünkü kadınların eş değil, haram ya da harem “karı” alındığı toplumlarda, erkekler de “herif” olabiliyor ancak, onların da adı yok, aslında.

ÖZÜR

Yukarıdaki yazı, yazarımızın dün yayımlanması gereken yazısıdır. Dün yanlışlıkla aynı başlığı taşıyan eski bir yazısı çıktı. Bu hatadan ötürü yazarımızdan ve okurlarımızdan özür dileriz.