Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2007

Aşktan ölmek

Vatan · 4 Ekim 2007

Kış erken gelmişti 1947’de. 23 Ekim gecesi kar yağmıştı. Genç bir adam, kar kaplı sokakta arkasından koşup yetiştiği genç kıza, “Bu gece sizi dansa götürebilir miyim?” dedi.

Genç kızın adı Dorine’di, İngiliz doğmuş bir vatansızdı ve o karlı Saint Germain des Pres gecesi, bir başka vatansızın kollarında bulduğu aşk, anayurdu oldu.

Tam 60 yıl süren o aşkın mektubu, iki yıl önce yazıldı, karlı gecede arkasından koşan ve artık yaşlı bir adam olan filozof âşık tarafından.

70 sayfalık bir kitap olarak basılan “D.’ye Mektup, şöyle başlıyordu:

“Seksen iki yaşına basacaksın. Altı santim kısaldın, sadece kırk beş kilosun, ama yine güzel, narin ve arzulanırsın. Elli sekiz yıldan beri birlikte yaşıyoruz ve seni her zamankinden çok seviyorum. Göğsümde hâlâ taşıdığım soğuk boşluğu, senin vücudunun sıcaklığı doldurabiliyor ancak.”

***

Dorine’in ölümü yakındı. Filozof, sevdiği kadının ardından yaşamak istemiyordu. Geçen ay, 25 Eylül 2007’de televizyonların ana haberleri aynı mektubun son paragrafında ilan edilen, dolayısıyla beklenen ve aşka saygı gereği önlenmemesi gereken haberle başladı: ” Ünlü filozof Andre Gorz ve eşi Dorine dün gece çok sevdikleri Vosnon’daki evlerinde, yaşamlarına son verdiler.”

Dorine, savaşın parçaladığı bir ailenin akrabalara terk ettiği ” evlatlık “ yarasını taşıyordu yüreğinin derinliklerinde. Ama Dorine’di.

Ya Andre Gorz kimdi, daha doğrusu hangisiydi taşıdığı isimlerin? 1923’te Viyana’da Yahudi doğduğu için vatanından kaçmak zorunda kalan Gerard Horst mu? L’Express dergisindeki röportajlarını ve kurucuları arasında yer aldığı Le Nouvel Observateur’deki başyazılarını, ” “Fransızlar Alman ismi sevmez,” diye Michel Bosquet adıyla imzalayan ekonomi düşünürü mü? Yoksa, “Bir Ahlak İçin Gerekli Temeller”, “Maddesiz” gibi felsefi teori kitaplarını nihayet Andre Gorz adıyla yayınlayan dev yazar mı?

Kuşkusuz hepsi ve hiçbiri. Sonuncu adıyla Andre Gorz’un isim çokluğu, onun da taşıdığı çocukluk yarası, ülkesinden kopmuşluğun, ailesinden dışlanmışlığın, göğsünde tarif ettiği ve sanırım aidiyetsizlik demek olan boşluğun ifadesiydi.

***

Boşluğun çoğulu, yine boşluk değil midir?

Ama soyut boşluklar, aidiyetle dolu somut sığlıklardan daha derin dehalar yaratır. Andre Gorz, beyni evren kadar dolu ve evren kadar sınırsız bir düşünürdü. Hayran olduğu Sartre’ı Lausanne’daki bir konferansı sırasında sorduğu sorularla öylesine etkilemişti ki, 1946’dan öteye 22 yaşındaki Dorine ve 23 yaşındaki Andre’nin en yakın arkadaşları Sartre ve Beauvoir çiftiydi...

Andre Gorz, “Aşk, toplumsal bir aykırılıktır. Çünkü bir insanı topluma yeğler ve totaliter rejimler için tehlike oluşturur. Nazizm ve Stalinizm’de, aşk bu yüzden topluma ihanet olarak kabul edilmiştir. Evlilik, toplumun aşkı zapturapta alabilmek için icat ettiği bir yöntemdir,” düşüncesine rağmen Dorine’in “pragmatik” savlarına boyun eğdi ve 1949’da evlendiler.

Ama Andre, evlilikte verdiği tavizi “çocuk”ta esirgedi Dorine’den. Sevdiği kadını, çocuk dahil kimseyle paylaşmak istemedi ve başardı.

Dorine’e aşk mektubunu yayınladığında, “dünyadaki son kitabı” olacağına karar verdi ve açıkladı Andre Gorz. Ölümü kaçınılmaz aşkına son armağanı, onunla birlikte intihar etmeden önce insanlara Dorine’i kendisinin sevdiği gibi sevdirmeye çalışmak, tarihe ondan bir iz bırakmak oldu. “D’ye Mektup”un son satırlarında ise kendisi için de ” ondan sonrası “olmadığını şu satırlarla anlattı: “Birbirimizden sonra yaşamak istemezdik. Hep dedik ki, imkânsız gerçekleşse ve ikinci bir yaşamı olsa her birimizin, yine birlikte yaşamak isterdik.”

Dorine ve Andre Gorz, artık 60 yıl süren aşklarından çok daha uzun ömürlü bir aşk efsanesinin kahramanları.