Hangi milletin ne vekilleri?
Vatan · 9 Ekim 2007
Genel seçimlerde Kürtçülere bir “şıklık” yapıldı, parti olarak asla giremeyecekleri TBMM’ye, salt onlar da demokrasi çatısı altında yer alsın diye düşürülen bağımsız aday barajı sayesinde girdiler. Meclise bağımsız varıp sonra topluca DTP’ye geçerek, yüzde 3.8 gibi tali bir oy oranıyla 22 milletvekilli bir siyasi parti oluşturdular.
Afili açılımıyla, “Demokratik Toplum Partisi”yiz, dediler.
TC’ye bağlılık ve millete hizmet yemini ettiler.
Şimdi, ne beklenir bu milletvekillerinden? Kürtçü olduklarına göre en azından temsil ettikleri bölgeye ve Kürtlere hizmet değil mi?
Güneydoğu dediğimiz bu bölgede, yoksulluk ve işsizlik diz boyu, cehalet gırtlağa kadar.
Demokratik Toplum adıyla, acaba bu partinin devletten, bölgeye yatırım için önerdiği hangi proje var? Bütçeden talep ettikleri pay ne kadar? Nereye fabrika, nereye okul, hastane istiyorlar, belli mi? Bu bölgenin tüm sorunlarının temelindeki feodal sisteme, aşiret ağalığına, aşırı nüfus artışına, küçücük çocukların dört yaşından öteye çalıştırılmasına ilişkin nasıl bir mücadele programı öngörüyor DTP?
Uyuşturucudan silah kaçakçılığına, tepeden tırnağa eşkıyalıktan geçinen, dolayısıyla PKK ile savaşı körükleyen, elbette dökülen kandan da sorumlu kimi çürük devletlilerin ve “köy korucu”larınının kurduğu tezgâhı TBMM kürsüsünden haykırmak için ne bekliyorlar?
22 milletvekilinden 8’i kadın DTP, halen TBMM’den en yüksek kadın vekil oranına sahip parti.
Oysa DTP’nin vekili olduğu bölgede, kadın milletinin adı varsa sanı yok. Kız çocukları okutulmuyor, davar gibi alınıp satılıyor, âşık olmaya hakkı yok, zorla evlendiriliyor, kaçmaya çalışan “töre” gereği öldürülüyor. Kaçmayanlar intihar ederek kurtuluyor, ancak. Dünyanın en yüksek intihar oranı bu bölgede ve kadınlar arasında.
Kendilerine “demokratik” diyen “toplum” partisinin, TBMM’ye girecek kadar eğitim almış ve özgürleşmiş, lafazan kadın milletvekilleri, acaba onlar kadar şansı olmayan Kürt hemcinslerinin makus kaderini değiştirmek için bugüne değin ne yaptılar, bundan böyle ne yapmayı düşünüyorlar? Bırakın binlerce, iki kız çocuğunu daha okula gönderebilmek için çaba harcadılar mı?
Hangi kürsüde, hangi mitingde kadını ezen töreyi, çocukları sömüren aile yapısını, derebeylerini, aşiret reislerini eleştirmek cesaretini gösterdiler?
Diyelim ki onlar da o törelerin tutsağı, canlarından korktular, meydanlarda hedef göstermeye yetmedi yürekleri, Kürtleri asıl ezen, asıl yoksul, geri ve cahil bırakan Orta Çağ düzeni özbeöz Kürt geleneklerini.
Ama aynı meydanlarda, devlete saldırmaktan, Türkiye Cumhuriyeti’nin bütünlüğüne yönelik şantaj yapmaktan, hatta arsızca (federasyon), haksızca (kurucu etnisite payesi) talep etmekten çekinmediler!
Demek ki Kürtçüler, pekâlâ tüm kötülüklerin anası olduğunu bildikleri Kürt törelerinden, ele güne “Bizi dövüyor” diye sızlanıp AB’ye, ABD’ye şikâyet ettikleri Türk devletinden daha çok korkuyorlar...
Asıl kimin gaddar, neyin kanunsuz ve barbar olduğu yalnız bu korkudan bile belli değil mi?
Oysa, işte şimdi Kürtçü milletvekillerinin “dokunulmazlık”ları var. Bürünseler ya dokunulmazlık zırhlarına, TBMM kürsüsünden özgürce haykırmak için Kürt kadınların, kızların, çocukların töre talihini! Madem “demokratik toplum” partisi diye çıktılar ortaya, önerseler ya Kürt toplumunun feodal yapısını değiştirecek olan bir reform paketi!
Ama tık yok.
Çünkü DTP milletvekillerinin, temsil ettikleri halkın bırakın makus talihini değiştirecek, gündelik yaşamda bile bir rahat, bir özgür soluk almasını sağlayacak ne bir programı vardır, ne de akıllarına gelmiştir zaten yapmak.
Onların derdi gücü, PKK’nın sırtına Kürt milliyetçiliği biçmek. Neden mi? Akıllarınca kendi yıkamadıkları aşiret düzenini ve töreleri, PKK’ya yıktıracaklar. Ne var ki hava alırlar. Çünkü aşiretten toplum, eşkıyadan da demokrat çıkmaz.