Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2007

Hamam böcekleri

Vatan · 27 Kasım 2007

Dünyanın sosyolojik haritasına din ayrımı gözetmeksizin bakacak olursak, gelişmiş insanlarla geri kalmışlar arasında önce şu farkları görürüz:

Geri kalmış insanlık öteki dünyada iyi bir yer hak etmek için yaşarken, gelişmiş insanlık bu dünyada iyi yaşamak için çaba harcar.

Geri kalmış insanlar, din-iman, vatan millet, yiyecek ekmek ve epeyce de seks için kafa (bazen de kafa göz) patlatırken, gelişmiş insanlar çoook daha önemsiz konularla ilgilenir.

Ve ilgi alanları arasındaki bu farklılığı, para gidermez. Yani bir toplum paralanmakta ilerlese bile, Suudi Arabistan örneğindeki gibi, düşünce sistematiğinde yerinde sayarsa pahalanmakta geri kalır. Başka bir deyişle, gelişmiş insanların önemsiz işlerle uğraşması, toplumsal bir kültür birikiminden beslenen beyin doygunluğunun ifadesidir.

***

Hamam böceği, yeryüzündeki en ilkel canlı türlerinden biri. Pislik ve hastalık simgesi. Dolayısıyla insanlık, hamam böceğini her gördüğü yerde ezmek, yok etmek üzere koşullanmış. Geri kalmış toplumlar henüz hakkından gelemedi. Gelişmiş toplumlar ise yaşam alanındaki hamam böceğinin kökünü kazıdı, dölünü kuruttu, ama yapacak işi kalmadı, şimdi korumaya aldığı birkaçıyla oynuyor. Nasıl mı?

Vallahi duyduğumda, küçük dilimi yutayazdım:

Belçika’daki LB Üniversitesi, İsviçre’deki Lozan Politeknik ve Fransa’daki Rennes Üniversitesi uzmanları bir araya gelmiş, robot hamam böcekleri üretmiş, canlı hamam böcekleri arasına salmışlar, şimdi gece gündüz demeden robotlarla canlı böcekler arasındaki davranış taklitçiliğini inceliyorlar.

Robot hamam böcekleri, canlısıyla aynı boyda, ama minik birer zırhlıyı andırıyor. Canlı hayvancıklar, tank görünümündeki hemcinslerini hiç garipsememiş, çünkü robotlar canlı böceklere özgü bir koku salıyor. Elektronik implant beyinleri de, benim çok hoşuma giden bir deyimle, canlı türün davranış modeli bir “olasılık programı”na uyarlanmış. Hani hamam böceği bir yöne yürürken durur, niye durduğu bilinmez, tam aksi yöne döner falan ya, robotu da aynen öyle davranıyor. Ancak robotların bir fazlası var: İmplant beyinleri onları önce gerçek hemcinslerinin tercih ettiği karanlık deliklere yönlendiriyor, ama gönderilen bir sinyalle ışığı yeğleyebiliyorlar. Önce robotların aralarına karışıp taklit ettiği canlı böcekler, bir süre sonra robot böcekleri taklit etmeye ve izlemeye başlıyorlar.

Böyle bir deney niçin yapılıyor derseniz, açılımı sonsuz: Yeni gezegenlerin en dip, en ücra köşelerine kadar keşfinde robotların canlılara karıştığı hayvan kolonilerinin kullanılmasından, sanayi hayvancılığına kadar uzanıyor. Örneğin, robot tavuklar aracılığıyla intansif tavuk yetiştirmeciliğinde yaşanan ve büyük sayıda hayvanın telef olmasına yol açan “panik” durumlarının önlenmesi amaçlanıyor.

Başka bir deyişle sürü psikolojisine itaat ederek, bir koyun uçuruma düşünce peşinden uçuruma atlayan beyinsiz hayvancıklara, uçuruma atlamayacak kadar akıllı “robot”ları örnek alarak izlemek şansını sunuyorlar. Ne için? Tabii ki uçuruma düşmesinler de, insanın istediği kıvam ve zamanda tencereye düşsünler diye...

***

Ah sürü psikolojisi, ah! Kafası çalışan bir avuç insan, sürü psikolojisinden bile bir manipülasyon aracı, hatta toplu imha silahı yaratabilir.

AKP Yozgat Milletvekili Osman Çoşkun’un teröre karşı çare aranan Kızılcahamam toplantısında, “Ağrı dağında bir Nuh’un Gemisi otelinin yanına büyük bir hayvanat bahçesi yapıp, çok turist çekerek istihdam yaratıp terörü bitirmek,” diye özetleyebileceğimiz “Nuh projesi”, hükümeti epeyce güldürmüş ama, şahsen ben çok tuttum!

Osman Çoşkun’un projesi, hiç olmazsa AKP’nin terörü bitirmek konusunda ürettiği ilk, özgün ve yerli proje olmak bakımından takdire şayandır, yeter ki hamam böceklerini unutmasınlar...

Koyarlar Nuh’un hayvanat bahçesine ufak ufak, her türde hayvandan birer robot, hükümet robotları, robotlar hayvanları yönlendirir, sonunda bölgede ne hayvan kalır, ne terör. Proje budur arkadaşlar!