Dört ayaklı dizayn
Vatan · 25 Aralık 2007
Kara cehalet, bilime ışık tutabilir mi?
2006 yılının 7 Mart günü ajansların dünyaya geçtiği bir haber, karadan öte korkunç bir cehalet kurbanı Kürt ailenin trajedisiyle, Darwin’in Evrim Teorisi’ni göz kamaştırıcı bir ışıkla aydınlatıyordu.
Türk basınında da yer alan haber, BBC televizyonunda yayınlanan “The Family That Walks on All Fours” (Dört ayak yürüyen aile) başlıklı bilimsel bir belgesele konu oldu.
Türkiye’nin güneydoğusunda yakın akraba evliliği ve 18 çocuk yapan bir Kürt ailenin 5 bireyi, genetik deformasyon ve zekâ geriliğinden mustaripti.
Yaşları 18 ila 34 arasındaki genetik bozukluk hastası beş erişkinden ikisi, ancak başları ve dizleri bükük olarak iki ayak üzerinde durabilirken, üçü hiç ayağa kalkamıyor, düpedüz dört ayak üstünde yürürken ellerinin yalnızca avuç içlerine basıyor, parmaklarını havada tutuyorlardı.
BBC’nin belgeselinde görüş belirten bilimcilere göre, bu yürüme biçimi ilk “hominide”lerin, yani ilk insangillerin yürüme biçimiydi.
İki ay önce, aynı genetik bozukluğu taşıyan bir aile de Irak’ta bulundu. Marianne Dergisi, ailenin dört erişkin çocuğunun da ancak dört ayak üzerinde yürüyebildiklerini, iki ayağa dikilebilseler de bel kemiğindeki deformasyon yüzünden acı çekip duramadıklarını aktardı.
Irak’taki genetik hastaların özelliği ikisinin normal zekâda olmalarıydı. Birinin resmi, içler acısıydı: Dört ayak üzerinde yürürken fotoğrafı çekilen adam temiz pak giyimliydi ve özenle kesilmiş badem bıyıkları vardı!
İster ABD’den gelen fosil resimlere İncil’den, Kur’an’dan atıflar donatıp İngiltere’de bastırsınlar, ister ABD’den ödenen posta paralarıyla Avrupa’yı binlerce ciltlik fasarya yağmuruna tutsunlar, “Yaratılışçı” şarlatanların işi, DNA bulunup organizmaların genetik haritası çıkarıldığından beri zor...
İnsanın şempanzeyle yüzde 99 oranında aynı genetiği paylaştığı kanıtlandığından beri, yalnızca “inanmak isteyenleri” inandırabilirler ABD dolarlarıyla ancak “akıllı” hale gelen dizaynlarına.
İnanmak isteyenler yaratılışçılık safsatasına akıl ve gönül koyabilir. Ama inanç bilimsel değildir, dolayısıyla inanmak “yaratılışçılık” doktrinini “bilim” kılmaz.
İstanbul Metrosu’na “bedava”dan sergi açtırılan Adnan Hocacılar, sıkıysa gidip Türkiye’de dört ayak yürüyen akraba evliliği kurbanlarına anlatsın “türlerin ayrı ayrı yaratıldığını!”
Zekâları da aynı genetiğin hastası bu insanlar, bırakın anlamayı, hipnotize edilebilecek kadar akıllı akıllı bakabilirler mi acaba? Hele inanmak için bile bir ölçüde zekâ, yıkanmak için bile belli bir beyin fonksiyonu gerekir.
Ha bak, Türkiye’deki Kürt ailenin hasta bireyleri zekâ geriliği yüzünden kavrayamazlarsa onları yaratan “akıllı dizayn”ı, hocacılar Irak’a kadar da uzanabilirler icabında: Irak’ta aynı genetikten mustarip iki bireyde normal zekâ var, onlar dinler ve anlayabilirler. Ama yaratılış mucizesinden “Sizi akıllı dizayn böyle yaptı!” sonucunu çıkardıklarında, tepkilerini tahmin edemiyorum doğrusu. Acaba ellerini mi öperler Adnan Hocacıların, yoksa başka bir işe mi kalkışırlar, bilemem...
Ama benim, dünyada başka örnekleri de olan bu iki genetik bozukluğu vakalarına dayanarak ileri sürdüğüm ve Evrim’e uygun bir çıkarsamam var: İnsan türü, yakın akrabalar arası çifleşme ve üreme yapılmadıktan öteye iki ayağının üzerine kalkabilmiş olabilir mi? Böyle bir varsayım doğrulansa, şempanzelerle yüzde 1 oranındaki DNA farkımızın, zekâ ve vücut gelişiminin yakın akraba üremesi bittiğinde başladığını gösterir. Sağlıklı insan yavrusunun da iki ayağı üzerinde yürüyebilmek için hâlâ bir yıllık süreye ihtiyacının da dört ayaklı kalıtımızın bir halkası olduğunu kanıtlar.
Hocacıların, şahsımın birkaç evrimci yazısını cevaplandırmak için adımı taşıyan bir site kuracak kadar önemsediğine bakarak, bu varsayımı kendilerine armağan ediyorum.
Hodri meydan, bana şu evrim geçirmeyen insan türünü, Adem ve Havva’lar efsanesini “akıllı dizayn”a uygun ve torunlarını dört ayak üzerinde yürütmeden anlatsınlar bi bakiim...