Yahya’nın mumu Politiken’e kadar
Vatan · 28 Aralık 2007
Dincilerin laiklik nefreti, dogmatik tahakküm kalelerini yıkabilecek tek gücün özgür düşünce olduğunu bilmekten ileri gelir. Çünkü özgür düşünce, inançla sınırlanamaz, dogmatik öğretilerin kafesine kapatılamaz, dolayısıyla denetlenemez ve o kafesleri yıkacak bilgiye ulaşabilir...
Çünkü özgür düşünce, her şeyden önce “kuşku duymak hakkı”dır. Hiçbir bilgiye, olguya, veriye peşinen inanmamak; sorgulamak ve bağımsız gerçeği aramak hakkı.
Geçen çarşamba yayınlanan “Dört Ayaklı Dizayn” yazım, tahmin edebileceğiniz gibi Adnan Hocacıların iltifatlarına garkoldu. Çoğu, yaratılışçılığı safsata diye nitelememi cehaletime bağlıyor, Danimarka gazetesi Politiken’i örnek gösteriyor, “Avrupa’nın bu saygın gazetesi bile Harun Yahya ve Yaratılış Atlası’nın bilimselliğine övgüler düzdü, okuma biliyorsan oku da öğren!” diyordu.
İkiletmedim.
Politiken Gazetesi, Danimarka’nın ilerici bir gazetesidir, yarım milyondan fazla okuru vardır, dandik yayın yapmaz. Dolayısıyla hem gazetenin çizgisi, hem de gazeteye atfedilen “Harun Yahya övgüsü”nden kuşku duymak hakkımı kullandım ve aradım. Ulaştığım birinci sonuç, Politiken Gazetesi’nde Harun Yahya ve Yaratılış Atlası’na dair “övgü” dolu yazılar yazıldığına dair istisnasız tüm haberlerin Harun Yahya ve Adnan Hocacılara bağlı kaynaklara ait olduğunu gösterdi.
Bu kaynaklara göre, Politiken Gazetesi’ndeki makalede, “Yaratılış Atlası metinler ve memba şeklindeki resimlerle Darwin’in hatalı olduğunu ispatlıyor. Darwin’in teorileri sonunda kesin bir yenilgiyle yüz yüze. Harun Yahya, kitaplarıyla insanlara Allah’ın inançlarını geri kazanmaları için yardımcı olacak bir imkân vermiş oluyor,” türünden güzellemeler vardı.
Oysa Politiken Gazetesi Harun Yahya ve Yaratılış Atlası’nın bilimselliğini öven tek bir tarafsız haber kaynağından herhangi bir makaleye dair iz içermiyordu.
Yetinmedim.
Danimarkaca bilmiyordum, ama Türkiye’de kimi şarlatanların, pek bilinmeyen dillerden nasıl “övgü dolu makale”ler çevirdiklerini iyi biliyordum. Dolayısıyla en doğru yol, bizzat gazeteye ulaşmak ve “Harun Yahya ile Yaratılış Atlas’ına olumlu yaklaşım ifade eden bir makale yayınlayıp yayınlamadıklarını” sormaktı.
Öyle yaptım.
Çarşamba akşamı, Politiken Gazetesi Yazı İşleri Müdürü’ne, bildiğim en iyi yabancı dilden, Fransızca bir mail gönderdim. Perşembe sabahı, dört dörtlük bir Fransızcayla yanıt geldi. Türkçe çevirisi, kelimesi kelimesine şöyledir:
“Sayın Mine G. Kırıkkanat,
Kuşkularınızı memnuniyetle doğruluyorum: Politiken, Harun Yahya ve Yaratılış Atlası’nı öven bir makale elbette yayınlamamıştır.
Böyle bir yapıt, asgari düzeyde bilimsel kültür sahibi herkes için gülünç bir kitaptır ve hiçbir bilimselliği olmayan sahteliklerle doludur.
Politiken, bu olayı incelediği 12 Kasım 2007 tarihli gazete makalesinde pek çok uzmanın görüşlerine yer vermiş ve bu uzmanlar, söz konusu yapıtın hiçbir bilimsel değer taşımadığının, bilimsel Darwinizme propaganda yöntemleriyle saldıran yaratılışçı kampanyanın bir parçası olduğunun altını çizmişlerdir.
Daha önce 28 Ağustos 2007 tarihli gazetemizin yorum sayfalarında konuyla ilgili uzun bir makalesini yayınladığımız bir araştırmacı, Peter C. Kjaergaard, Yaratılış Atlası’nı özellikle Amerikan yaratılışçılığı çerçevesinde ele alarak, Avrupa’nın da bu akıma karşı ciddi bir mücadeleye girmesi gerektiğini savunmuştu.
Saygılarımla.
Toger Seidenfaden
Politiken Yazı İşleri Müdürü ”
Ben de bu cevabı, “Danimarka Adnan Hoca’yı ayakta alkışlıyor, Politiken bile yazdı, oku da öğren!” diyenlere takdim ediyorum, sayın seyirciler. Eğer bir çeviri böyleyse, Adnan Hocacıların yabancı basından aktardıkları öteki övgülerin de yaratılışçılık kadar fasarya olmaması için hiç bir neden yok!
Özgür düşünce, her şeyden önce “kuşku duymak hakkı”dır. Sonra sorgulamak. Gerçek diye yutturulan yalanları, kuşku sallar, sorgu yıkar.
Dogma tüccarları da haliyle özgür düşünce ve tabii laiklik düşmanıdırlar.