Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2008

Dünyanın kaynağı

Vatan · 2 Ocak 2008

Paris, nüfusu ve yüzölçümü bakımından, sınırları pek de kesin çizilemediği gibi nüfusu da tam bilinemeyen İstanbul’un aşağı yukarı dörtte biridir.

Ama Paris, yılda ortalama 20 milyon turistle Türkiye’nin “tavana vurduk” dediği zamanlardaki turist sayısını ikiye, İstanbul’a gelenleri de dörde katlar.

Neden?

Pek çok nedeni var, ama bunlardan biri ve belki de en önemlisi, turistlere sunulan kültür hizmetidir. İnsanlar, binlerce kilometrelik yolculukları dünyanın her yerinde benzeri olan alışveriş merkezlerini görmek için yapmaz. İstanbul’da birbiri ardına alışveriş merkezi açıladursun, müze sayısı 34’tür. İstanbul’dan dört kat küçük Paris’te ise 57 müze olup, sonuncusu bir yıl önce açılan etnik sanatlara değgin “İlk Sanatlar Müzesi”dir. Bu müzelerde ve saraylarda halen devam etmekte olan evrensel çapta önemli süreli sergilerin sayısı ise 32.

Fransa genelinde 929 müzenin 2006 yılındaki yerli yabancı ziyaretçi sayısı, kültür bakanlığı istatistiklerine göre 67 milyon 59 bin 829’dur, desem, acaba kültür hizmetinin önemi anlaşılır mı?

***

Paris’teki Grand Palais müzesinin önünde tam iki aydır, her gün, her saat bir kuyruk uzayıp gidiyor ve sanırsınız ki içerde bedava Louis Vuitton dağıtılıyor, çünkü bugünlerde eksi 3’e varan soğukta en az bir saat sıra bekleyen ziyaretçilerin kürklü kaşmirli şıklığına bakılırsa, daha aşağısı kurtarmaz.

Oysa ne bedavası, Paris’in havası bile “boş” şişelerde pazarlanan bir meta. Ressam Gustave Courbet’nin 120 eserini görecekleri retrospektif bir sergiye 11,50 euro ödeyip girmek için bekliyor bu kalabalık, bu soğukta.

Son aylarda Türkiye’den gelen tüm tanıdıklara, “Aman Courbet’yi görmeden gitmeyin,” diyorum. Kaçı sırada beklemeyi göze aldı, bilmem; oysa Courbet sergisinin “ilgi zirvesi”ni oluşturan tablonun erotik tarihçesinde bir Türk elçisi, Halil Bey’in hikâyesi var.

Dünyanın Kaynağı ya da “kökeni” diye çevirebileceğimiz “Origine du Monde” adlı küçük tablo, Da Vinci’nin şaheseri Mona Lisa’nın boyutlarında ve zaten, Mona Lisa’nın “yatay” gülüşüne atfen “dikey Mona Lisa”, diye anılıyor, çünkü Dünyanın Kaynağı’nda ressamın “zoom” yaptığı dişilik organı dikey gülümsüyor!

1880’li yıllarda Osmanlı Elçisi olarak Paris’te boy gösteren Mısır asıllı Halil Bey, zamanın en büyük sanatçılarına eser ısmarlayan bir sanatsever.

Gustave Courbet, kendisine “Uyku” isimli tabloyu ısmarlayan Halil Bey’e, şimdi şaheser sayılan Dünyanın Kaynağı’nı hediye etmiş. 1888 yılında iflas bayrağını çeken Halil Bey, İstanbul’a beş parasız dönerken, tablo koleksiyonu da kumar borçlarını ödemek için satılmış. Bugün bile yürekleri hoplatan erotik çağrışımı yüzünden gizlice satılan “Origine du Monde”, bir süre ortadan kaybolmuş.

1913’te ortaya çıktığı Paris’teki bir galeriden, Macar Kontu Hatvany tarafından satın alınp Budapeşte’ye gitmiş. 1944’te sarayı önce Almanlar, ardından Ruslar tarafından yağmalanan Hatvany, tablosunu 1950 yılında yine bir Paris galerisinde görüp ikinci kez satın alıp, akabinde elinden çıkarmak zorunda kalmış. Tablo 1955 yılında dünyaca ünlü psikiyatr Jacques Lacan ve eşi Sylvia’nın dikkatli ellerine düşmüş nihayet. Bakana şafak attıran tablo, Lacan’ların evinde, Sylvia’nın eniştesi ve usta ressam André Masson’un yaptığı dahiyane bir kılıfın ardında saklanır olmuş. Üstünde Masson’un erotik bir resmi olan kılıf, bazı dostlara açılır ve içindeki hazine gösterilirmiş.

***

Jacques Lacan’dan sonra, 1993 yılında ölen Sylvia Lacan’ın varisleri, miras vergileri karşılığında devlete Dünyanın Kaynağı’nı verince, tablo son durağını, Musée d’Orsay’deki daimi güzergâhına asıldı.

Grand Palais’deki Gustave Courbet retrospektifinde, André Masson’un tabloyu gizlemek için yaptığı kılıf resimle birlikte sergileniyor.

28 Ocak’a kadar Paris’e yolunuz düşerse, sadece bu tablo için değil, Gustave Courbet için soğukta beklemeye değer, derim.

* (Courbet’nin “Origine du monde”u ve Masson’un ‘örtüsü’ için: http://www.lacan.com/courbert.htm