Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2008

Üç yüze bir iki

Vatan · 10 Ocak 2008

Hangi ümmette “Allah’a yaranmak” yarışı başladıysa, hiç kuşkunuz olmasın ki ipi Şeytan göğüslüyordur.

Hangi millet “milliyetçilik” şiarına sarılıyorsa, eyvah ki ne eyvah, millet bölünmek, milliyetçi de ya ölmek ya da öldürmek üzere demektir.

Nerede en çok “vatana hizmet”ten söz ediliyorsa, bilin ki orada “vatana ihanet” rekoru kırılıyordur.

Kim “açıkçası” sözcüğünü diline doladı ve her tümcenin içinde bir “açıkçası” geçiyorsa, düşüncelerini en muğlak, en yuvarlak, en suya sabuna dokunmaz biçimde ifade edeceğinin, dolayısıyla “gizleyeceğinin” kanıtıdır.

Sorar dururum kendime: Acaba Türkiye’de her taşın üstüne Atatürk heykeli dikildiği için mi bu heykellere saldırılmaktadır, yoksa bu ülkede her tür heykele saldırıldığı için mi bunca Atatürk heykeli dikilmiştir?

Bu örnekleri vermekten amacım, nerede çok yasak varsa, en çok yasağın orada çiğneneceğini anlatabilmek. Halk diliyle söylemek gerekirse, her gün, her yer ve her olayda doğru çıkan veciz ifadesiyle “nerede çokluk, orada b.kluk...” da diyebiliriz.

TCK’nin 301. Maddesi’ni değiştirmek konusunda, tuhafıma giden bir durum var. Bu maddeyi değiştirmek isteyen iktidar, madde aleyhine konuşmuyor, sadece AB hukukuna uyum gereği böyle bir çalışma içindeymiş gibi davranıyor. Maddenin kalmasını savunanlar ise, “Başka ülkelerde de benzeri maddeler var,” diyorlar.

Hukuk, evrensel açılımı varsa, hukuktur. Özellikle yaşadığımız küresel dünyada. Eğer demokrasi istiyorsanız, başka ülkelerde geçerli ve benzeri olmayan bir yasayı, hukuk diye yutturamazsınız.

Ne diyor bizim 301. Madde?

“Türklüğü, cumhuriyeti veya TBMM’yi alenen aşağılayan kişi altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. T.C. Hükümetini, devletin yargı organlarını, askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

Türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi halinde verilecek ceza üçte bir arttırılır. Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.”

Ben de tuttum, Türkiye’nin üniter devlet yapısına ve (sözde kalan) laik rejimine en yakın Fransa’nın ceza kanununda böyle bir madde var mı diye baktım.

Benzerini bulamadım. Ama andıranını buldum.

FCK’nın 433-5. Maddesi, “1. Herhangi bir kamu görevlisine karşı, resmi görevi sırasında ya da bu görevi temsiliyeti süresince, söz, hareket, tehdit, yazı, resim ya da herhangi bir araçla, görevinin gerektirdiği saygıyı ya da onuru alenen aşağılamak suçu işlemek, 7 bin 500 euro para cezasıyla cezalandırılır. 2. Devlet otoritesinin temsilcisine karşı aynı suçu işlemek 6 ay hapis cezası ve 7 bin 500 euro para cezasıyla cezalandırılır. 3. Kamu hizmetindeki bir görevliye karşı, okul ya da eğitim kurumları içinde, öğrencilerin giriş çıkış yerlerinde ya da kurumun yakınlarında aynı suç işlendiğinde 6 ay hapis cezası, 7 bin 500 euro para cezasıyla cezalandırılır.

Birinci fıkrada tarif edilen suç, toplu olarak işlendiğinde 6 ay hapis cezası, 7 bin 500 euro para cezası, ikinci fıkrada tarif edilen suç 1 yıl hapis, 15 bin euro para cezasıyla cezalandırılır” diyor.

Gördüğünüz gibi Fransızlığı aşağılamak suçu yok, Fransa’da. Ama zaten kimsenin de Fransızlığı aşağıladığı yok!

Acaba diyorum, TCK 301. Madde’den “Türklüğü aşağılamak” kavramı çıkarılsa... Cumhuriyet, TBMM, hükümet, ordu, emniyet ayrı ayrı sıralanmasa yasada... Belki aşağılayan da kalmaz.

“Ağzından yel alsın”, demezler mi halk dilinde? Çağırılan gelir, cezasız kalan pek çok suçun işlendiği bir ülkede, ceza göstermek suça tahrik sayılmaz mı?

İşte bu yüzdendir ki Türkiye’de, Türklüğü aşağılanmaktan yasayla korumak, Kadını tacizden yasayla koruyamamakla aynı şansı taşıyor. Her ikisiyle de önce uygar, tutkusuz, bilinçli, kompleksiz ve cinsel ya da tinsel art niyetsiz ilişki kurmak gerekiyor.

O kültürü kim verecek? Öyle bir devlet, temsilcisi kurum ve siyasal irade var mı?