Deniz Baykal’a açık mektup
Vatan · 29 Ocak 2008
Yıllar önce “Deniz’i Beklerken...” başlığını taşıyan makalesiyle daha uygar bir Türkiye umutlarını size bağlayan kalem, bu mektuba “Sevgili Deniz Baykal,” diye başlamak isterdi. İnsanlar, kendilerine hayal gördürebilen umutları severler. Umutları söndürene, kurutana değil, yeşertene ve yaşatana inanırlar. Bir zamanlar size beslediğim sevgi ve saygı yüzünden mi inanıyordum, yoksa inandığım hayalleriniz için mi sevip sayıyordum, bilmiyorum.
Bir akıl kaleminden ibaret olması gereken varlığım, ne yazık ki “gönülsüz” yapamıyor ve bazen doğru, bazen yanlış, ama gönülden inandıklarını dile getirebiliyor ancak.
Ve size artık inanmıyorum, Sayın Baykal. Hem de hiç. İnancımla birlikte, sevgim saygım da bitti. Çünkü ne hayal gördürüyorsunuz artık, ne umut taşıyorsunuz.
Hiçbir meyve vaat etmeyen kuru bir ağaç gibisiniz.
Daha da kötüsü, temsil ettiğiniz bütün umutları öldürdünüz, inançları gömdünüz, hayalleri karabasana çevirdiniz.
Eğer bir ben olsaydım böyle düşünen, ne bu yazı yazılır, ne de umursamanız gerekirdi. Belki yine umurunuz olmayacak, ama söylemek görevim: Yalnız değilim. Son seçimlerde CHP’ye oy verenlerin en az yarısı, hakkınızda aynısını ve daha da beterini düşünüyor, nefret duyguları besliyor varlığınıza.
Y. N: Dinci faşizme karşı direnmek gerektiğine inanan okurlarımı, Dr. Hüseyin Nazlıkul’un www.kanaturk.com.tr sitesinde yayınladığı, düne kadar 687 bin 31 defa okunan “Kanaltürk’ü yaşatmak sorumluluğumuzdur” başlıklı yazıyı okumaya ve gereğini yapmaya çağırıyorum.