Siyasal kemik yaşı
Vatan · 7 Nisan 2008
Bir ülkenin geleceğini biçimlendiren politikada, kişisel ayakta ve hayatta kalabilme başarısı, ne toplumsal bir yarardır, ne de zaten insanlık ahlakı. Tam tersine, varoluş nedenine ihanettir, çünkü politika toplum yararına yapılması gereken bir iştir ve kişisel ayakta kalmak becerisine indirgenen bir başarı, toplumsal ahlaksızlıktır!
Dün Vatan’da haberdi: Kurultay’a hazırlanan CHP’de oy kullanacak 1212 delegeden sadece 19’u 24-30 yaş arasında olup, yaş ortalaması 50’ymiş...
CHP’ye yeni delege kaydının 70 yaşındaki Deniz Baykal ve tek sesli saz heyetini yeniden partinin tepesine vidalamak için 71 yaşındaki Önder Sav tarafından “kilitlendiği”, Brejnev’in politbürosundan esinlenen antik bir filtreden, kemik yaşı ve biat esasına uygunluk iriliğinde süzüldüğü düşünülecek olursa, vallahi gepegenç bir delege topluluğu sayılır!
Ama eşyanın tabiatına aykırıdır.
Nüfusunun üçte ikisi 30 yaşın altındaki Türkiye’nin CHP’ye bakınca, ne kendisini, ne de geleceğini gördüğü açıktır.
Bırakın siyasal misyon ahlakını, sadece bu anlamda dahi CHP elenmeye mahkûm ve yok olmaya adaydır.
Şahsen 50’li yaşlarla hiçbir alıp veremediğim olamaz, çünkü ben de aralarındayım ve hızla (zaman giderek hızlanıyor nedense...) ilerliyorum.
Ama elliye oturup yüze bakabiliyorum henüz: 70 yaşında, 80 yaşında insanlar birikimleriyle topluma örnek olabilir, bilgelikleriyle aydınlatabilir ama “umut” olamazlar, öne düşüp koşamazlar.
Öne düşüp koşamayan, akıntıya kürek çekemeyen artçı kalır, içine kapanır ki, işte CHP’nin kişisel bekasına odaklanmış ve gücü artık ancak kendi sağlığını koruyup kollamaya yeten lideriyle onun hık dedi başıcılarının yaşlılığı, hem partiye hem de ülkeye en büyük zararı, bu içe kapanışla vermektedir.
Ve siyasal evrimin, sosyal uyumun hem dünya, hem de Türkiye’de dışına düşmüş bu kadro, partinin içindeki zinde güçlere de ayak bağıdır.
Oysa son zamanların Türkiye’ye en yararlı çıkışı, çünkü evrenseli ölçü alan girişim, CHP Konya Milletvekili tarafından yapıldı: Atilla Kart, AKP iktidarını AİHM’e, milletvekili dokunulmazlığına dokunmayarak, yargılanmak isteyen milletvekillerinin “adli yargılanma hakkını engellediği” gerekçesiyle şikâyet etti. Bu şikâyetini de elbette AKP hakkındaki yolsuzluk dosyalarıyla gerekçelendirdi. Sonuç, AİHM, Atilla Kart’ın şikâyetini esastan görüşme kararı almakla kalmadı, AKP’ye dair yolsuzluk soruşturmaları konusunda bilgi sahibi oldu!
Türkiye’de laik cumhuriyet ve sosyal demokrasiye inananlar, AB’nin sürekli tek yanlı yayın yapması, bilgi akışını sadece AKP değnekçilerine dayandırmasından şikâyetçi.
AİHM ne? Avrupa Birliği’nin, tek gerçek sözcüsü, çünkü son karar mercii. Rehn’ler, Lagendijk’ler, hatta Barroso’lar geçer, yerine başka türlü konuşanlar gelir. Ama AİHM evrensel hukuka dayalıdır, fikir de zikir de değiştirmez. RP’nin kapatılmasından, üniversitelerde türbana, Türkiye’deki hukuktan yana kararları, ilerdeki davalara da örnek oluşturacaktır.
AKP hakkındaki yolsuzluk dosyalarının AİHM’nin önüne konulması, AB’nin bilgilendirilmesi demek olup, tek sesli, tek yanlı bilgi akışına karşı ilk önemli adımdır.
Merak ediyorum, CHP politbürosu benim burada saygıyla selamladığım Atilla Kart’ın AİHM nezdindeki girişimine nasıl sahip çıktı acaba? Hangi uluslararası mercii, AB makamına gönderdi, hangi siyasal platform ve sosyal demokrat parti nezdinde konu etti AKP hakkındaki yolsuzluk dosyalarını ve AİHM’nin dokunulmazlık şikâyeti kabulünü?
Küresel bir dünyada yaşıyoruz. Mecliste esip gürlemekle kamuoyu oluşturulmaz.
Atatürk, Avrupa ordularına karşı Sovyet Rusya’yla anlaşır ve zaferden sonra Rusya’yı dışlayıp Türkiye’nin yüzünü Avrupa’ya çevirirken yüksek politika yapıyordu!
Hiç kendi göbek deliğini dünyanın merkezi sanmadı ve Türkiye ülküsünü varlığıyla sınırlamadı.