Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2008

Tersi “para”dır, ama...

Vatan · 15 Nisan 2008

Suudi Arabistan’da zinanın cezası recm olduğu için mi “Allah’a küfür” cezası başı kesilerek öldürülmektir, bilemiyorum. Belki de Allah’a küfür eden kafa kesilerek cezalandırıldığı için zina suçu da recm gerektirmektedir. Suudi Arabistan’da kadınlar kara çarşafa mahkûm oldukları için mi, geçimsiz bir komşunun “Allah’a küfretti” ihbarı, yoksul bir berberi idama göndermeye yetmektedir? Yoksa Allah’a küfrün kanıtlanmayan ihbarı bile insanları ölüme mahkûm etmeye yettiği için mi, kadınlar kara çarşaf giymek zorundadırlar?

Suudi Arabistan, Kuveyt ve zaten tüm Körfez ülkelerinde, hatta İran ve pek yakında Irak’ta, yeniden Afganistan’da, kafa kesen, kol kesen, recm eden, falaka vuran şeriat hukuku koyucuları ile korucuları, Kâbe manzaralı Zemzem Tower’ları, denizin ortasından fışkırttıkları dünya haritaları, milyar dolarlık villa kıt’aları, ohaları, Doha’ları, dubaraları ve Dubai’leriyle, yarattıkları muhteşem(!) medeniyetten(!) gayrimemnun mudurlar ki, yeldire yeldire bizim Bodrum’a koşmaktadırlar?

Yoksa, Bodrum’da zina recm, alkol kırbaçla “henüz” cezalandırılmadığı, açılıp saçılan kadınlar da “henüz” falakaya yatırılmadığı için, kendi ülkelerinde suç ilan ettikleri günahları mı işlemeye gelmektedirler?

Bu şeriatçı şeyhler, emirler, ibn’ler, bin’ler, el’ler... İstanbul’da Sevda Tepesi’ne konmak, Maslak’a Dubai kuleleri kondurmak, Bodrum’da keyif çatmak için can ve zaten entarilerini çıkarmak, karılarını da çarşaflarından hiç olmazsa birkaç günlüğüne kurtarmak için her fırsatta kendilerini Avrupa’ya, ABD’ye ve Türkiye’ye atıyorlarsa... Çoğu daha uçakta soyunup dökünüp Batılı’ya benzemeye çalışıyor ve bazıları kıtlıktan çıkmış, gözü dönmüş vaziyette, bırakın şeriata uymak, “haram” olan ne varsa saldırıyorsa... Niçin ülkelerinde, kendilerinin de azabını çektiği şeriatı koruyor, yasakları kaldırmıyorlar?

Kuveyt Emiri’nin oğlu Nasser El Sabah, geçen hafta sonu Bodrum’a geldi. Her ibn, her bin, her el, Bodrum’a son kaçamağında uçak dolusu nataşa getirten dubara mahdumu gibi koylarda mikisini gezdirecek değil ya... El Sabah gelir gelmez entarisini, kefiyesini fırlattı, Karo Ası gazetecilerle Maça Kızı korumalar arasında epeyce oryantal bir arbede yaşandıysa da, kılığı kıyafeti, eşi Şayika, ailesi ve İngiliz konuklarıyla, normal bir “Nabab Tatilde” tablosu çizdi (Y. N: Nabab, kral naibi demektir).

Acaba Katar’a giden Başbakan Erdoğan da oralarda, buraya gelince kılık değiştiren Arap Emirleri gibi, takım elbisesini çıkarıp entari giymek ister miydi, bilmiyorum...

Ama baktım, kırmızı şapkası ve lacivert eşofmanı içinde, bir de polosu Kayseri işi üç renkte çizgili olsa, Nasser El Sabah, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yirmi yaş ve yirmi kilo almış kopyası. Bıyıkları biraz daha gür görünüyor, çünkü boyalı, o kadar.

Neyse, konumuz bu değil.

Kış tatilleri için Avrupa’yı, yaz tatilleri için de Türkiye’yi tercih eden emirler şeyhler, aslında Batılı bir yaşama özeniyor ve Türkiye’ye de bunu “henüz” buldukları için geliyor.

Öyleyse niçin ülkelerinde, hem kendilerinin, hem onlar kadar bunalan halklarının yararlanabileceği, pek özendikleri ve benimseyecekleri pek belli Batılı bir yaşam tarzı kurmuyor, kurmak için gereken devlet düzeni değişikliğini yapmıyorlar?

Söyleyeyim: Çünkü onlar korkak. İbn’i, bin’i, el’i, hepsi bencil ve çapsız korkaklar. Din, onların ticaret metaı. Milyarlarca dolar kaldıra yatıra, ancak mimarisini çağdaşlaştırdıkları ülkelerinde, halklarının kafasını, düşünce yapısını değiştirecek bir aydınlanmanın, onların efendiliğini de silip süpüreceğini, “Allah” adına sürdürdükleri hegemonyayı yıkacağını biliyorlar.

Oysa cesur adamların çıktığı, kendilerini feda ederek şeriat düzeni ve halifeliği yıktığı özgür Türkiye’de tatil yapmaya, kule dikmeye, iş kurmaya, kısacası birazcık bizim gibi yaşamaya pek meraklılar.

Bizim emirler ise onlara özeniyor. Ümmetçi Türkler harıl harıl Araplaşıyor, Türkiye’yi çölleştirip Arabistan’a benzetmeye çalışıyor, dubaralara Dubai’lere deli oluyorlar.

Bu işte bir terslik yok mu?

“ARAP” ın tersi “PARA”, ama ne Arap özgür ne de demokrasi parayla...