Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2008

Beyoğlu portföy hijyeni

Vatan · 17 Nisan 2008

Beyoğlu, İstanbul’un varsıllığını simgelediği yılları çok geride bıraktı ve halen ticari etkinliği esnafa dayalı bir ilçedir. Dünyanın her yerinde birbirine benzeyen dev alışveriş merkezleri iyi ki yoktur, çünkü Beyoğlu sınırları dahilinde ikameti tercih eden birkaç yüz varsıl bile “entel” takıldığından, biz sakinleri mahallelerimizi orta ve küçük ölçekli dükkânlarla sever, yoksul zengin bir arada yaşarız.

Yoksullar daha çok olduğundan, Beyoğlu’nun ticari işletmelerinin ezici çoğunluğu da küçük esnaftan oluşur.

İşte bu esnafa, geçen haftadan beri Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın jöleli kafasından yazdığı şöbiyet mektup eşliğinde bir tebligat yapılıyor.

“Değerli Beyoğlu İşletmecileri” diye başlayan şöbiyet mektup, bizim esnafa ne olduğunu açıklamak gereğini bile duymadan “hijyen” diyor, “portör” diyor ve BEYOĞLUPORTÖR diye bir birim kurulduğunu müjdeliyor.

Mektubun devamı, BEYOĞLUPORTÖR tebligatı ise yarı Türkçe, yarı Arapça, kuruluş amacını açıklıyor: Meğer Beyoğlu Belediyesi, “insan ve çevre sağlığını korumak amacı ve umumi mahallerde halkın sıhhatine zarar veren amilleri izale, yenilecek ve içilecek şeyleri satan veya veren veyahut taharet ve nezafete mütaallik sanatları ifa edenlerin her üç ayda bir kendilerini muayene ettirerek sıhhi bir rapor almaya zorunlu olmasından kaynaklanan, Sağlık Bakanlığı’nın 2005/1059 sayılı genelgeleri ile de açıklığa kavuşturulan portör taraması işinin zorlukları bertaraf ederek esnafımıza hizmetin daha koyal ulaşmasını sağlamak,” için Alman Hastanesi’yle anlaşmış ve bütün iş yerlerindeki çalışanlardan, Alman Hastanesi gezici aracıyla üç ayda bir yapılacak muayenelerden her yıl adam başına 60 YTL istiyor!

Başka bir deyişle, mektup vazelin. Tebligat kazık.

Beyoğlu’nda kaç bin küçük esnaf ve çalışan olduğunu düşünürseniz, tezgâhın portör değil, portföy taraması için kurulduğunu anlarsınız.

Ancak, hitap ettiği insanlara “hijyen”in temizlik, “portör” ün hastalık taşıyıcılığı anlamını açıklamak gereğini bile duymayan Beyoğlu Belediyesi, esnafı bilgiç laflarla aptal yerine koyarken, tezgâhı kurduğu mahalde, bizim de mesken tuttuğumuzu unutmuş!

Zorunlu portör taramasının dayandırıldığı Sağlık Bakanlığı’nın 2005/1059 sayılı genelgesi gerçekten çok açık, ama Beyoğlu Belediyesi’nin tezgâhını kapatıyor. Çünkü o genelgenin 3. Maddesinde, hem de iri siyah harflerle: “Kanun uyarınca portör muayenelerinin ücretsiz olarak yapılması zorunlu olduğundan, portör muayenesi yapılan sağlık kuruluşlarınca muayene ücreti talep edilmemesi gerekmektedir,” deniyor!

Beyoğlu Belediyesi, 60 YTL’lik tarama ücretinin kendi veznelerine ve banka hesaplarına yatırılmasını talep ederek, “ücreti sağlık kuruluşu değil, belediye alıyor” savunmasına hazırlanıyorsa, yine yasa dışı kalıyor: Çünkü tebligata referans gösterilen tüm yasa maddelerinde, böyle bir taramanın belediyeler tarafından “meccani” yapılacağı ve muayene edilene “ücretsiz” olduğu belirtiliyor.

Beyoğlu esnafına sesleniyorum: Yurttaşlarım, böyle bir taramada hiçbir merciye para ödemek zorunda değilsiniz. Beyoğlu Belediyesi’nin sizden talep ettiği muayene ücreti, tebligatta gösterilen tüm yasa maddelerine ve Sağlık Bakanlığı genelgesine aykırıdır.

Beyoğlu Belediye Başkanı’na da bir çift sözüm var.

Ahmet Misbah Demircan!

Yedi göbek İstanbullu annem, pisliğin üstüne kondurulmuş tavus tüyü durumlarını, “B.k üstünde badem kadın!” diye ifade ederdi.

Pislikte boğulan Beyoğlu’nda portör tarayıp hijyen aramak durumu, tam budur.

Sen önce Beyoğlu sokaklarını temizle, çöpleri kaldır! Sokak süpürge arabalarını kullanan işçilerine, pisliği üfürmeyip toplamayı öğret. Çöpçülerin giysilerini yıkat, çöp arabalarını kokutma!

Unutma!

Temizlik imansa hijyen sensin ve gezici portör taraması, önce senin makamına girsin.