Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2008

Uçkur uleması ve allame sefir

Vatan · 13 Mayıs 2008

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2005 yılında 55 yargıcın oybirliğiyle aldığı bir kararla Türkiye’deki okullarda türban yasağını onayladı. Başbakan Erdoğan, AİHM ve kararından duyduğu hoşnutsuzluğu, “Bu işler mahkemelerin işi değil, ulemaya sorulmalıydı,” sözleriyle dile getirdi. Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu daha da kızgındı. AİHM’ye yönelttiği “Ulemaya danıştınız mı?” sorusunun altında, haddinizi bilin, serzenişi vardı.

Zaten diğer AKP’liler de farklı düşünmüyordu ve zevcesi Hayrünnisa Hanım AİHM’ye ters yönde bir karar umuduyla başvuran Abdullah Gül’den de aykırı bir yorum beklenemezdi.

Başka bir deyişle, AKP iktidarı kız ve kadınların okullarda başlarını açıp kapamalarına ancak ulemanın karışabileceğini, çünkü İslamiyet’e göre neyin caiz, neyin değil olduğuna din âlimlerinin karar verebileceğini söylüyordu.

Bilmem hiçbirinin aklına, bazı ulemanın kız ve kadın başından çok mabadıyla ilgilendiği, seri kullanımına yönelik motor ilmine talim ettikleri gelmiş miydi?

Ulema, âlimin çoğulu. “Sufi Gözüyle Kadın” kitabının yazarı, İlahiyat Profesörü Süleyman Uludağ, bir İslam âlimi. Vakit Gazetesi’nde İslami ahlak uzmanı Hüseyin Üzmez de bir İslam âlimi. İkisi yan yana, olur size ulema. Üstelik cevazı oybirliğiyle verirler, çünkü çok anlaşırlar: Biri teoride, öteki pratikte seri cima allamesi. Kadın, bunların önünde tutup kafasını açmaya kalksa, “Tövbe tövbe!” diye gözlerini yumar, “Örtün ey gafile!” diye celallenirler. Kafaya kelleye gözleri kayarsa, konsantrasyonları bozulur çünkü. İlgi alanları değil. Biri atıyor, öteki tutuyor. İlahiyat profesörü, ilahi eserinde “bir gecede bin kadın dölleyen” bir batarya tarif ediyor, ancak hiç havuz problemi çözmediği belli. Musluğun debisi kaç, dakikada kaç milimetreküp akıtıyor, ilk havuz 1 dakikada dolarsa, ikinci, üçüncü, bininci havuz kaçıncı saatten sonra dolar, musluğun içinden geçtiği batarya ettense aşınma payı ve kokmuş kıyma kıvamı, çeliktense ısınma payı, soğutma tesisatı falan gibi hesaplar hak getire.

Elhak, Hüseyin Üzmez ana kız, erişkin sübyan, arkadaş torunu falan, ilmini pratikte götürüyor. Erken boşalması da gazozuna ilaç attıklarından. Yoksa Süleyman Hoca’yı yalancı çıkarmazdı. Türkiye’nin İslam uleması, bunlar.

AKP’nin, Abdullah Gül’ün Dışişleri’ne yerleştirdiği İslami diplomasi âlimi de var: Cezayir Büyükelçisi (sefiri kebir oluyor...) Ahmet Necdet Bigalı. Ataması yeni yapıldı, benim bildiğim gazeteciler büyükelçiyi ziyaret eder; bu tutmuş, El Haber Gazetesi’ne ziyarette bulunmuş. Cezayir halkına Türkiye’yi şirin gösterecek diye, vurmuş AB’ye, vurmuş AB’ye. El Haber’de çalışan laik gazetecilerin nutku tutulmuş ama ne yapsınlar, Türkiye Büyükelçisi konuşunca haber olmuş tabii. Hazret, esip gürlüyor: “Eğer Avrupalılar Türkiye AB’ye üye olmak için İslami kimliğinden vazgeçer sanıyorlarsa, çok yanılırlar. Müslümanlığımız konusunda hiçbir şantaj kabul etmeyiz!” Birbirinden eskimiş basmakalıplarla, “AB bizi Müslüman olduğumuz için istemiyor, almazsa Hristiyan kulübü olduğunu kanıtlar,” diye saçmalamış. Bu arada demografi konusunda da uzman. Türk halkının “yüzde 99 Müslüman” olduğunu iddia eden Başbakanı Erdoğan’ı “Avrupalılar halkın yüzde 89’u Müslüman Türkiye’nin 70 milyonluk nüfusundan korkuyor,” diye yalanlamış.

Büyükelçi Ahmet Necdet Bigalı’nın AB’nin Türkiye deyince yüzde 47’lik AKP halkını anladığı ve gözdesi AKP iktidarının İslamcı politikalarından hiç şikâyetçi olmadığı gibi alkışladığından, herhalde haberi olmamış diyeceğim ama, kapatma davasından şikâyeti var! Cezayir El Haber Gazetesi aracılığıyla iç savaş tehdidi savuruyor: “Umarız mahkeme kararı halkın iradesine saygı gösterir ve ülkenin iç barışını korur!” (Arapça’dan çeviren : Chawki Freiha, www.mediarabe.info) Vay be! Uleması kadın kafasını açtırmaz, kendi uçkurunu kapatmaz, sefiri kebiri partisini kapatırsan iç savaş açtırır... Aç kapa, aç kapa, ahlak yalama, namus yalama, her şey yalama.