Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2008

AB’nin gizli ajandası

Vatan · 27 Mayıs 2008

Hangi yazar kendisini örnek alan birini cevapsız bırakır? Ben de “İdolümsünüz...” diye başlayan bütün gazeteci adaylarını tek tek cevaplar; doğruyu, yani gerçekten beni örnek alıyorlarsa işlerinin zor olduğunu söylerim: Özverinin kulakta duyulmasıyla hayatta yaşanması arasındaki muazzam uçurumu aşmak herkesin harcı değildir, bilirim.

10 Haziran 2007’de, Brüksel’den işte böyle bir mesaj aldım. Ancak gönderenin gerek ifadesi, gerekse eklediği yorum yazısı dört dörtlüktü. Belçika parlamento seçimlerine giren Türkler arasında, kadın ve erkek aday sayısının hemen hemen eşit olduğunu fark etmişti..

Yazısının yayınlanmasını çok istiyordu, çünkü tam o sırada Türkiye’de de seçimler vardı ve kadın adayların gerek seçilmemeleri için konuldukları “arka” sıralar, gerekse sayıları malumdu.

Oysa yine Türkler, yabancı bir ülkenin bayrağı altında adaylıkta eşitteler!

Kendisine, “Bu yazı/haber ancak Cumhuriyet’te yayınlanır. Eğer Brüksel’den benzeri yazılar gönderen bir muhabirleri yoksa, basabilirler, deneyin, derim...” içerikli bir cevap yolladım.

Çimen Turunç Baturalp, bugün Cumhuriyet Gazetesi’nin hem de çok başarılı Brüksel muhabiri.

Sonradan tiyatro oyunculuğu, yazarlığı, uluslararası ilişkiler master’ı gibi marifetlerini öğrendiğim, 40’ından sonra basını paklayan iki çocuk annesi bu “taze gazeteciyi” çok sevdim. Henüz hiç karşılaşmadık. Ama o gün bugündür, telefon ve klavye aracılığıyla anlaşıyoruz, aynı iflah olmaz kafayı taşıyor, aynı dünya görüşünü paylaşıyoruz.

***

Geçen hafta, Avrupa Parlamentosu’nda Çek Cumhuriyeti’ni temsil eden bir parlamenter asistanı, bir parti bülteninde yayınlanmak üzere Çimen’le röportaj yaptı. Son sorusu, Türkiye’de AKP’ye açılan kapatma davasıyla ilgiliydi. Çimen Turunç Baturalp, diplomatik bir dille, “Türkiye’de laikler AKP’nin gizli bir ajandası olmasından kuşku duyuyor...” deyince AB vatandaşı Çek, birden patladı:

“Asıl AB’nin gizli bir ajandası var! AKP’ye destek olmakla Türkiye’nin İslamlaşmasına kolaylık sağlıyor, böylece Türkiye’yi AB’ye almamak için bahane hazırlıyorlar... Kapalı kapılar ardında Türkiye için hazırlanan senaryo budur, ama kimseye söyletemezsiniz. Oysa hem aptalca, hem de tehlikeli bir strateji!” deyiverdi.

Böyle bir stratejinin var olabileceğini ben gerek kendi programım Kiosk’ta gerekse birkaç yazımda dile getirmiştim. Çimen de aynı fikirdeydi, ancak gözleme dayalı bir saptamadan yola çıkıyordu.

İlk kez, görevi Avrupa Parlamentosu kulisini izlemek olan bir Avrupalı’nın ağzından duyuyordu doğrulanmasını.

***

AP’nin Türkiye raportörü Ria Oomen-Ruijten, benim sinirlerimi özellikle oynatan bir Avrupa parlamenteri. AKP’nin parlamentoyu mesken tutan imam suratlı manipülatörüyle aralarında adeta, nasıl söyleyeyim, bir “efsun” ilişkisi var...

Kadın tarafsızlığın rolünü bile yapmıyor. AKP’li mentoru kulağına ne fısıldıyorsa, papağan gibi tekrarlıyor. Başarılı tekrarın ardından, şeker mi veriliyor, fıstık mı, diyesiniz geliyor... Öyle bir ezber okuyor ki sanırsınız ayarlı kayıt cihazı!

Avrupa Parlamentosu’nun Türk kökenli Hollandalı sosyalist üyesi Emine Bozkurt, kendisiyle röportaj yapan Çimen Turunç Baturalp’e bu kadın hakkında açıkça, “Türkiye Raportörü Hollandalı parlamenter Ria Oomen-Ruijten ve üyesi olduğu Avrupa Halkları Partisi, Türkiye’de kadın hakları, cinsiyet eşitliği ile ilgili tavsiyelerimizin Türkiye raporunda yer almasını sürekli engellemeye çalıştı!” dedi.

Artık biliyoruz ki, Ria hanım asıl numarasını AKP’ye efsunlanmış papağanlıkta yapıyor. Avrupa Parlamentosu Türkiye raportörü, misyonuna sadık: AB’nin kapalı kapılar ardında Türkiye’ye kurduğu komployu izliyor adım adım. Önce İslamlaştırmaya destek, sonra üyeliğe köstek.

CHP’nin aklına AB’de büro açmak nihayet, bu köşede yaktığım cazgır ateşinden sonra geldi. Ama ihtiyarlar heyetinin niyeti, kısmete yetişir mi, AB’deki yaman tuzağa karşı, Türkiye içine düşmeden muhalefet oluşturulabilir mi bilemiyorum.

Ama tarihe not düşmek için yazıyorum: AKP’nin ajandası açık. AB’nin gizli ajandası var. Ama biz buradayız, Avrupalıyız ve yemiyoruz.