Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2008

Ergenekon adaleti

Vatan · 8 Temmuz 2008

Adalet, Batı uygarlıklarında uzun elbiseli, ama kalçası göğsü yerinde, hatta hafifçe dekolte ve epeyce seksi bir kadın olarak simgelenir. Zaten Adalet Hanım diye anılır; gözleri bağlıdır; bir elinde kılıç, öteki elinde ‘hakkaniyet’ terazisini tutar.

Doğu uygarlıklarında, tek bir sembol yok. Kimi yerde salt terazi, kimi yerde balta, Çin’de kaplan, Hindistan’da köpekbalığı, Japonya’da kamalı el, çoğu yerde kılıç, adalet anlamına gelir.

Belki de Batı, adalet semboliğinde birleşebildiği içindir ki başta Avrupa Birliği sağlanabilmiş, AB’ye dahil olmayan ülkelerle de ortak bir “Batı değerleri” tabanından söz edilebilmektedir.

Hukuku temel alan bu değerlerin, Hristiyan uygarlığına ait olduğunu sanacakları hemen uyarayım: Hayır! Adalet Hanım simgesi, eski Yunan’dan Roma’ya uzanan çok tanrılı kültür döneminin günümüze bıraktığı bir kalıttır.

Zaten çağdaş Batı hukukunun çatısı da Roma Hukuku’dur.

Bugünlerde Türkiye gündemini işgal eden Ergenekon dosyası, sadece bir insan topluluğunun “darbeci olup olmadığı” sorusuna cevap arandığı bir dava olmayıp, aynı zamanda çok daha vahim, derin, varoluşçu, çünkü ülkemizde bundan böyle “hangi hukuk”a göre adalet dağıtılacağını belirleyecek olan bir yargı sürecidir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuku Batılı, yani Roma Hukuku üzerine kurulmuştu. Ancak hukuk da, sosyal trendi izledi ve bir gözü Batı’ya takılı kalırken, öteki gözü gittikçe ağırlaşan bir strabizmle Doğu’ya kayarak, şaşılaştı.

Ne tuhaftır ki ülkemizde T. C’nin kuruluş hukukunu savunanlar ve Atatürkçü olduklarını iddia edenlerin pek çoğu, Türkiye’nin başta AB, Batı’dan koparılıp, “tam bağımsızlık”da inandırıcı olmayacağından, örneğin Rusya, İran vb. gibi Doğu ittifaklarına yanaşmasını savunanlar. Üstelik bir yandan koparıp öteki yana bağlanmaktan başka çare içermeyen bu fikri, “Bağımsız Türkiye” diye sunuyorlar... Oysa, T. C’nin kuruluş hukuku tam da Türkiye’yi Batı’ya bağlamak için Roma Hukuku üzerine oturtulmuştu, bir.

Batı’dan kopup Batı’ya karşı diye başka, üstelik Rusya gibi emperyal bir dev, İran gibi diktatoryal bir rejimle ittifak ne kadar bağımsızlıktır, iki.

Öte yandan, aralarında Mustafa Balbay gibi dürüst ve önemli bir kamuoyu yönderinin, Sinan Aygün gibi toplumun güvenini kazanmış bir sivil toplum kuruluşu önderi ve ekonomi yöneticisinin bulunduğu bu tür bir topluluğu yargılamak üzere soruşturan adalet erki, soruşturmayı tam da T. C’nin Roma Hukuku, yani Batı değerlerine dönük gözüyle çıkardığı (ya da oyduğu) yasaları, yani demokrasiyi korumak için açmış varsayılıyor... Oysa bir yıldır süren Ergenekon soruşturmasında Türkiye’yi uluslararası anlaşmalarla Batı’ya bağlayan hukuk köprüleri, altından geçilmediği zaman üstünden uçularak devre dışı bırakılıyor.

Türkiye’nin de imzaladığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi, (AİHS) makul sürede yargılanma anlamına gelen “adil yargı hakkı”dır. Makul yargı sürecine, soruşturma süresi de dahildir.

2. maddesi ise insan yaşamının devlet tarafından korunmasını hükme bağlar. Bu madde, özellikle hükümlü ve tutuklular ile gözaltında bulunan kişilere özel korumayı gerekli kılar.

Davacı savunmasının dosya inceleme yetkisi, AİHS’in 6. madde, 3. fıkrasının ‘b’ şıkkıyla, “müdafiye şüpheli kişilerin ifade örneklerinin verilmesinin hâkim kararı ile de olsa hiçbir şekilde kısıtlanamayacağı” güvence altına alınmıştır.

Ergenekon soruşturmasının yasallığını tartışmaya açamayız, elbette. Ama yukarıdaki maddelerin ışığında, imza attığı uluslararası anlaşmaya uymadığı için AİHM’de onlarca kez mahkûm olan ve milyonlarca Avro tazminat ödeyen Türkiye’nin, yeniden, tıpış tıpış, kendi ayağıyla sanık sandalyesine doğru ilerlediğini söyleyebiliriz.

İşin tuhafı, AİHM’de açılacak böyle bir (ya da sanık sayısı kadar çok) davada demokrasiyi korumak için zanlıları Batı hukukuna bakan Türkiye gözüyle yargılayan devlet, tam da Batı hukukuna uymadığı için yargılanacak. Türkiye’nin Batı’dan ve Avrupa’dan kopmasını savunan davacı mağdurlar da çiğnenen insanlık haklarını Batı hukukunda arayacaklar.

Trajik olmasa güleceğim... Üstelik iki tarafın da çaresi yok: Çünkü Doğu’da adil adalet bir tek Japonya’da var, biraz da Hindistan’da. Onlar da epeyce uzak. Gerisi kılıç ve baltanın kestiği parmak acımaz adaleti. İsteyen var mı acaba?