Ulusal şantiye, yerel rantiye
Vatan · 7 Ağustos 2008
Bir ülkenin tansiyonunu görsel değil, yazılı basın ölçer. Çünkü televizyon bir kez satın alınır. Hangi kanalın kaç kişiyi ekran başına çektiği hesabı, ancak örnek aracılar, tepki dönüşleri vb. gibi dolaylı yollardan yapılır.
Oysa yazılı basının önüne her gün düşen satış sayısıyla tablo nettir. İnternet baskıları ise bu netliği ayrıntılandırır. Okurun neyi okuduğu, en çok hangi konuyla ilgilendiği bellidir.
Sadece Türkiye’de değil, dünyada yazılı basını bir tansiyon aleti olarak düşündüğümüzde, yurt çapında dağıtılan gazetelerin büyük, yerel gazetelerin de küçük kan basıncını ölçtükleri söylenebilir.
İşte bu anlamda Türkiye’nin tansiyon aletinde bir eksiklik vardır. Aletin ekranında, ülkenin sadece sistolik, yani büyük tansiyonu okunabilmekte, küçük kan basıncı (diastolik) verilerine ulaşılamamaktadır. Çünkü yerel basın, yok gibidir.
Yerel basının yokluğu, bencileyin ulusal basını olduğu kadar kitap sektörünü de vurmakta, çünkü okuma alışkanlığının yayılmasını birinci derecede engelleyen ögedir.
Ne güzel ki son zamanlarda ülkemizde bir kıpırdanma var. Kültürlü, bilinçli ve ilkeli gazeteciler tarafından hazırlanmış yerel gazeteler geçiyor elime. Örneğin Sakarya’da “cesur gazete” şiarıyla çıkan Yenihaber’de (www.sakaryayenihaber.com) bölge kadar tüm Türkiye’yi, çünkü hepimizin içtiği bir su “marka”sını ilgilendiren şu haberi okudum:
SIRMA SU’YUN KAÇAK FABRİKA İNŞAATI’nda yaşananlar skandallar dizisine dönüştü: AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Sakarya Milletvekili Şaban Dişli’nin amcaoğlu Davut Dişli’nin sahibi olduğu Sırma Su’nun Mahmudiye deresindeki (ruhsatsız) fabrika inşaatı nedeniyle 2 dönüm orman arazisi kaydı. Kayma sırasında yüzlerce ağaç toprak altında kaldı. Orman Bölge Müdürlüğü komisyonu, inşaatın yol açtığı çökmeyi ‘doğal afet-heyelan’ şeklinde yorumlayan bir rapor tuttu. Sırma Su fabrikasının inşaatı sırasında ayrıca 4 dönümlük Hazine arazisi işgal edildi. Milli Emlak Müdürlüğü’nün işgalle ilgili tutanağının ardından arazinin Sırma Su’ya düşük bir bedelle kiralanması için çalışma başlatıldı. Sırma Su tarafından 3 milyon Euro harcanarak tamamlanan fabrikada şişelenecek su, henüz kiralanmadı. Özel bir arazideki su kaynağıyla ilgili 3 saniye/litrelik başvuru, henüz sonuçlanmadı. İzin için 11 kurumun onayı gerekirken, 4 kurum henüz onay vermedi. Özel İdare tarafından ruhsatlandırılmayan kaynaktan izinsiz su alınması ise, yasalara göre büyük suç. Öte yandan, siyasi kulislerde Sırma Su fabrikasının bulunduğu alanın imara açılması için AKP’li Şaban Dişli ile Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Duran’ın anlaştığı, belediye meclisinin ağustos ayı içinde imar değişikliğine gideceği belirtiliyor. (Ruhsatsız) Su fabrikasının ise en geç bugün (4 Ağustos) yıkılması gerekiyor.
AKP içinde çatlak arayanlara, işte mikro yanıt. Sözü edilen kaçak su fabrikası, boru değil, AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli’nin amcaoğlunun. Suyu yok, ruhsatı yok, yıkım kararı var, aslında yıkılmaz da, ne olur ne olmaz diye, amcaoğlu milletvekili AKP’li Belediye Başkanı’yla anlaşmış, eğer yıkılırsa, amcaoğlu sucunun kaçak fabrikayla girdiği zarar, AKP’li sacayağının “imara açılacak su havzası”ndan edineceği kazançtan düşülecek.
Uzun sözün kısası, Türkiye susuzluktan şahrem şahrem çatlayabilir, imara açılan su havzalarından b.klu sular içebilir, ama AKP çatlamaz. Çünkü şantiyesi rantiye, iskelesi nepotizm, sıvası rant!