Kafkasya taburesinde tepişen filler
Vatan · 1 Eylül 2008
Oğlum, “Ben Kafkasya’da olanları anlamadım,” dedi. “Güney Osetya Gürcistan’ın sınırları içinde değil miydi? Gürcistan kendi topraklarına girdiyse, Rusya nereye girdi? ABD’nin oralarda işi ne? Ya AB, niye miyavlıyor?”
Bizimkinin değil uluslararası, ulusal çerçevede bile politikayla arası pek yoktur.
Bendeniz üç yaşında gazete okur gibi yapıp, zaten okumayı da ‘Ali top al, at tut...’ kalıplarını aptalca bulduğumdan, siyasal makalelerle söktüğüm için, anasına benzesin diye çok uğraştım, başaramadım. Baba da olmayınca... Bizimki mühendis çıktı.
Hatırıma Vatan Gazetesi okuyor, bir de bilim kitapları, romanları, dergileri... Kendisiyle irtibat kurabilmek için bilim konuşmak gerekiyor. Ben de zaten son romanımı, oğlumdan öğrendiklerimi oğluma beğendirmek için yazdım. Bu ay sonunda çıkacak bir “bilim kurgu” romanı...
***
Düşündüm de, oğlumun Kafkasya hakkındaki açmazı, küçükken sorduğu “Hava renksizse, gökyüzü niçin mavidir?” sorusu kadar temel olmasına karşın, nedenlerden çok sonuçların ayrıntısında boğulan pek çok kişinin akıl etmediği sorgulama olabilir.
“Gürcistan lideri Saakaşvili, Asya’daki ülkesinin tarih ve coğrafyasını Amerika’daki eğitimi sırasında unuttu,” dedim oğluma. “Daha da kötüsü, ABD’nin bir zamanlar Irak lideri Saddam’ı da Körfez ülkelerine saldırtmak için verdiği gaza geldi, dünyanın öteki ucundaki Amerikalılara güvenip burnunun dibindeki Rusya’ya kafa tutabileceğini sandı. Şimdi ne olacak biliyor musun? Ya bir dünya savaşı çıkacak, ya da... Bush yönetimi, Rus ayısını iyice azdırdıktan sonra, Putin’e, ‘Tamam Kafkasya senin arka bahçen, Gürcistan’ı sana bırakır, hatta Ukrayna’yı da Rusya’ya karşı kışkırtmaktan cayabiliriz. Sen de buna karşılık İran’dan elini ve desteğini çek, biz de İran’da ne yaparsak yaparız, ister bombalar, ister yıkarız,’ diyecek... ”
Aklı yattı bizim oğlanın. Ama bilir ki teori başka, pratik başka olabilir.
“Rusya’nın böyle bir pazarlığı kabul edeceği ne belli?” diye sordu.
Yanıtım yoktu. Çünkü durum, muğlaktan öte meçhul...
Abhazya, Osetya ve Gürcistan, Yeni Çağ’ı atlayarak Orta Çağ’dan Yakın Çağ’a geçen, köklü devlet geleneği geliştirecek ne zaman, ne de ortam bulabilmiş derebeylikleri.
SSCB, Stalin döneminde Gürcüleri öne çıkararak, Abhazya ve Osetya’yı Gürcüleştirmeye kalkıştı, milyonlarca insanı oradan oraya tehcir ederek her üç bölgenin halklarını tek kimlikte eritmeye çalıştı.
SSCB yıkıldıktan sonra Gürcistan bu yakın geçmişe sahip çıkarak Abhazya, Acaristan ve Güney Osetya’yı kendi toprakları saydı, ancak kendi topuğuna (şimdilik) iki diken batırmaktan öteye geçemedi: Abhayza 1993’te tek taraflı bağımsızlığını ilan etti, Güney Osetya hiç bitmeyen bir isyan bölgesi oldu.
İşte yavaş yavaş kendisinden kopan Güney Osetya’daki “ayrılıkçıları” yola getirmek için kendi topraklarına operasyon düzenleyen Gürcü Saakaşvili, biraz tarih bilseydi, Abhazların Osetlerle hep birlikte hareket ettiklerini akıl ederdi. Ve kendi topraklarında saydığı Güney Osetya’ya saldırısının ardından, çoktan yitirdiği öteki bölge halkı Abhazların, fırsattan istifade işgal gücü saydıkları Gürcü ordusunu kovalayacaklarını, dolayısıyla yaktığı ateşin Kafkas bacasını saracağını düşünürdü.
Tuhaflığa bakınız ki, Gürcü Saakaşvili Güney Osetya’ya saldırı nedenini, “Osetler, Amerikan değerlerine uymuyorlar!” diye açıklayabildi!
Öteki tuhaflığa bakınız ki, bir zamanlar Abhazların, Osetlerin canına okuyan ve bu halkları zorla Gürcüleştirmeye kalkışan Ruslar, bu sefer “Abhaz ve Osetlerin Gürcülere karşı korunması” rolüne soyunmuş bulunuyorlar!
Kafkasya’da karşı karşıya gelen Rusya ve ABD, bir sirk taburesinde tepişen iki fil.
Peki filler tepişirken ayak altında gezinen farelere ne olur dersiniz?