İçmeden sarhoş...
Vatan · 19 Eylül 2008
Hâkim bey,
Ben meşhur, ünlü, malum ve tanınmış bir şahsiyetimdir.
Herkes beni tanır ve üstünüze afiyet, sarılıp öper.
Ama çok tanınmış, meşhur ve bilindik olduğumdan, öyle zart zurt da öptüremiyeceğimi takdir edersiniz...
Bana sarılıp öpebilmek için, önce kola içirirler.
Ne zaman kola içsem, maalesef elimde değil, elim kalkar, hâkim bey...
Çünkü midem bulanır, midem bulanınca da bilirim, bağırsaklarım bozulur, ancak elimi kaldıracak mecalim kalır.
Ben de elimi kaldırır, ‘Beni eve götürün!’ manasında sallarım, tabii.
Allah-ü Teâlâ’nın işine benim kul aklım erer mi, hâkim bey? Bu vak’a da öyle tecelli etti, evvelki vak’a da böyle tecelli etti, neyleyim...
Hizmetlim ana kız, kadın kısmısıdır, sevaptır diye doyurmaya götürdüğüm aşevinde bana kola içirdiler, kendimi kötü hissediverdim.
Elimi kaldırıp Livata... Af buyurunuz, Livaza hanım ve kızından beni eve götürmelerini istedim.
Efendiiiim?
Niye mi ikisi götürdü?
İhtiyarlık işte, beyim, bu yaşta iki kişi kaldırabiliyor ancak...
Ha, duydum, duydum, beyim demeyim.
Devam mı edeyim?
Edeyim.
Eve gittiğimizde, elim havada kalmış, eh kız da iyi terbiye almış, nefs-i ihtiyara hörmet göstermeye alışık, sarılıp öptü elbet...
Benim elimin kıza gittiği, iftiradır muhterem hâkimim.
Vallahi, billahi, tallahi kız benim elime gelmiştir!
Anası da beklemişse, içirdiği kola midemi bulandırmıştı ya, doğru yoldan dışarı atabiliyor muyum, diye başımı beklemiştir.
Hakikaten de çıkarıp rahatladım ki, kola içirdikleri lokantaya önden geri gönderdiğim mama ile kızının yancağızına ben de arkadan dönebildim...
Ne buyurdunuz? Kulaklarım iyi
duyuyor da...
Mama mı, demişim?
Tövbe, tövbe, haşa muhterem kadı ef...af buyrunuz Hâkim bey, haşa!
Mahkemeye gelirken limonata içmiştim de, hani İtalyan kafirin tövbe tövbe, limonçello içkisi de var ya, limonatadan limonçello’ya, İtalyanca ana demek istemişimdir...
Efendiiim?
Nerden mi İtalyanca biliyorum?
Sadakallahülazim, Arapça paralarız da, İtalyanca bildiğimi söylersem yalan olur hâkimim.
Efendiiim?
Peki, hâkimim de demeyim.
Hani adamlar, ‘Mamma il Turco!’ diye haykırırlarmış ya tarihte... Hani geçenlerde diyar-ı ümmeti dolanmaya gelen İtalyan kızı da şey yaptılar ya yakınlarda, işte oradan düşmüş idir ahlakıma... Af buyrunuz aklıma, ana yerine mama deyivermişimdir...
Efendiiiiiim?
Bana mı sual ettiniz?
Hangi marka kola mı içtim?
Vallahi hatırlamıyorum. Kendimden geçmişim ya...
Efendiiiiiim?
Ha anladım, anladım, isabet buyurdunuz, kola içince midem bulanıyor, limonata içince beynim sulanıyor.
Efendiiiim?
Neden mi su içmiyorum?
Haşa ve fesuphanallah, zemzem olmayan su içilir mi, hâkim bey?
Muhterem huzurunuzdan, mağduriyetimin takdirini, ihtiyarların elini kaldıran kola ve limonatanın cinsel istismarı tahrikten mahkûmiyetini ve meşhur, ünlü, tanınmış, bilindik şahsımın şerbet cinsi içeceklerin mağduru olaraktan tahliyemi talep ediyorum, ben suçsuzun hâkim bey!”
Hayalimin mübarek mahsulü yukardaki mahkeme sahnesinde yer alan ana kızı Türkiye, kolayı ve limonatayı deniz, mağdurun uğradığı içmeden sarhoşluk durumunda kalkan elini de fener olarak düşünmeyi, okurlarımın hayaline bırakıyorum.