Cep telefonuyla soygun
Vatan · 17 Kasım 2008
Jöleli saçları kirpi trendinde taranmış, pencereden sarkıttığı sol koluyla ‘İstanbul yollarını eskitmiş’ bıçkın taksi şoförü havası basıyordu. Yirmi beşinde var yok gençliğiyle, kavruk kurnazlığını acıklı kıldığının farkında bile değildi.
Trafik sıkışıp, camekanına ‘Parçalı kontür satılır’ levhası asılı bir dükkanın önünde duraklayınca, “Arghh, arghh !” homurtuları arasında kafasını küüüt diye direksiyona vurdu.
Şaşırmıştım.
Kontörlü telefon kartına kontür (!) denildiğini biliyordum. Parçalının da kartın tümünü ödeyemeyen yoksullara satılan ufak birimler olduğunu tahmin ediyordum. Ama levhanın genç şoföre acı veren yanını çıkaramadım. Anaç bir merakla, derdini sordum.
Anlattıkları, Türkiye’de dolandırıcılık performansını göstermekle kalmıyor, kurbanların da dolandırılmaya ne kadar ‘hazır’ olduklarını kanıtlıyor.
Nihat, birkaç ay önce Siirt’ten göç etmiş. ‘Siirt İstanbullusu’ ağabeyinden başka kimsesi yokmuş, ona yakın bir göz ev kiralamış.
“O sabah ağabeyimle kavga ettik, ben ona kafa attım, o bana bir yumruk çaktı. İşe çıktığımda gözüm ağrıyordu, aile durumum bitmişti, umutsuz dolanıyordum. Bir ara cep telefonum çaldı...” diye başladı.
Şoför Nihat, aramaya cevap verdiğinde, otomatik bir kayıttan, ‘Değerli abonemiz, V.. merkezinin cep çekiliş kampanyasında hattınız para ödülü kazandı. Bilgi işlem için 0542 276 96 49 numarayı arayın’ mesajını alır.
Arar tabii. Karşısında bu kez cilveli bir kadın sesi vardır. Nihat’a (zaten ekranda görünen) numarasını söyler ve ‘Onaylıyor musunuz?’diye sorar. Nihat, öz be öz numarasını doğrulayınca 30 bin YTL para ödülü kazanmış olduğunu müjdeler, cilveli ses. Yetinmez, ana baba adını, doğum yerini ve tarihini sorar. Genç şoför gereken bilgileri verince cilveli ses teşekkür eder, ‘Şimdi telefonunuzu kapatın, gereken kontrolleri yapınca biz sizi arayacağız’ derken iyice inandırıcıdır.
Nihat, arabayı sağa çekip heyecanla beklerken, teki ağrıyan gözlerinden sicim gibi yaşlar süzülmekte, “Yarabbi, sana şükürler olsun, hiç gülmeyen yüzümü güldürdün nihayet...” diye dualar etmektedir.
10 dakika sonra cep telefonu yeniden çalar. Bu kez ciddi bir erkek sesi, az önce verdiği kimlik bilgilerini tekrarlar, 30 bin YTL para ödülü kazandığını yineler, ‘Bu parayı çekmek için 6 adet 250 kontör satın alın ve telefonu kapatmayın’ der.
Nihat, bir koşu gider kontörleri alır, hatta ‘Bu kadar kontörü ne yapacaksın?’ diye şaşıran satıcıyı da, “Sana ne, işine bak” diye azarlar, telefonuna yapışır yeniden. Ciddi ses, şifreleri okumasını isteyince kıllanır. Ancak muhatabı, ‘Sizi bankaya bağlıyorum, adınıza İ... bankasında bir hesap açıldı 16 bin YTL yatırıldı’ deyip telefonu mekanik tıkırtılarla bir yerlere bağlar. Bağlandığı yerden, gerçekten de 12 haneli bir banka hesap numarası okurlar kendisine. Sözde İ... bankası görevlisi, 16 bin YTL’nin hesabına yatırıldığını, kontörlerin şifresini söyledikten sonra parayı çekebileceğini söyler. Nihat da kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez diye bir bir okur şifreleri. İşlem tamamlandıktan sonra bankacı (!) sorar:
‘Geri kalan 14 bin YTL’yi istiyor musunuz?’
Kim istemez?
Ama geri kalan 14 bini alabilmek için talihli abonenin 10 adet 250’lik kontör daha satın alması ve şifrelerini söylemesi gerekmektedir elbette.
Denileni yapar şoför Nihat.
Muhatabı 15 kontör karşılığında bir 5 bin YTL ikramiye daha önerince ancak uyanır ve karakola çeker, kurban Nihat.
Polisler, enayiliğini peşinen vurguladıkları şoförü, ‘Biz ilgilenmiyoruz’ diye savcılığa yönlendirirler.
Siirtli Nihat, düşünür taşınır, savcılığa gitmez. Başvurduğu telefon şirketi V..., elbette ki sorumluluk üstlenmemektedir.
Şoför Nihat, 30 bin YTL kazanmak uğruna, ertesi gün ödeyeceği bir aylık ev kirasını harcamıştır. Halen, ev kirasını ödeyebilmek için taktığı borçları temizlemeye çalışmaktadır.
Taksiden inerken Nihat’a, bedavanın pahasını anlatmaya çalıştım.
Dolandırılanların dolandırıcılığa öykündüğü bir ülkede, hem ahlak zor zanaat, hem de akıl.