Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2008

Kelebek kanadı

Vatan · 3 Aralık 2008

Hayatta hiçbir şeyin rastlantı olmadığıyla her şeyin rastlantı olduğu iddiaları, çoğu kez aynı kapıya çıkar, ey okur!

Rastlantı dediğiniz ne ki? Ummadığınızla karşılaşmak. Ama sizin ummadığınız, hesaplamadığınız, düşünmediğiniz yok demek değildir ki... Bir yerlerde vardır, dönüp dolaşmaktadır ve sizin karşınıza çıkmaz -ya da başınıza patlamazsa- bir başkasına rastgelir!

İnsanoğlunu en çok şaşırtan rastlantı biçimi de, bizzat çırptığı ‘kelebek kanadı’ rüzgârının, kasırgaya yol açıp kendisini sürüklemesidir.

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, bugünlerde işte böyle bir raslantının kurbanı. Sarkozy’nin İçişleri Bakanıyken varoşlardaki isyanları bastırmak için katılaştırdığı güvenlik ve yargı kuralları, hedefindeki asi varoş gençliğine kelebek etkisi yaptı, ama bir gazeteciye çarpınca hortuma dönüştü, Sarkozy’yi içine çekiyor.

Libération gazetesinin üst yöneticilerinden Vittorio de Filippis, geçen cuma evini basan polisler tarafından elleri kelepçelenip karga tulumba gözaltına alındı. Nezarethanede çırılçıplak soyulup, ‘yakın arama’ya tabi tutuldu.

Fransa’da ‘yakın arama’ nedir, bilir misiniz?

Polis eline ameliyat eldiveni geçirip, şüphelinin nahiyesini de yoklar.

Fransa’da tutuklu kaldığı süreçte Alaattin Çakıcı’ya da avukatıyla her görüşmesi sonrası aynı aramayı uygulayarak, sonunda Türkiye’ye iadesini feryat figan ‘kendi arzusuyla’ talep etmesini sağlamışlardı...

Allah için ayrımcı değiller!

Libération gazetesinin eski genel yayın yönetmeni ve şimdiki yönetim kurulu üyesi Vittorio de Filippis’i de aynı muameleden geçirdiler.

Hem de iki kez.

Peki suçu neydi Fillipis’in? Çok mu sert muhalefet yapmıştı, hapis cezası öngören suç mu işlemişti? Yooo. İnternet şirketi Free’nin hizmetinden şikâyet eden bir okur mektubunu yayınlamaktan Libération gazetesi aleyhine açılan davada hazır bulunması için hakkında üç celp çıkarılmış, yargıcın davetine icabet etmeyince de ‘zorla’ getirilmesi kararı çıkmıştı. Mahkemeye gitse ve dava görülse, büyük olasılıkla beraat edecekti.

Libération gazetesi cepheden saldırdı. Diğerleri, Libération’un arkasına mevzilendi. Parlamentoda yalnız muhalefet değil, iktidar partisi milletvekilleri de Adalet Bakanı’yla İçişleri Bakanı’nı topa tuttular.

Adalet Bakanı dediğiniz, kimden olduğunu sakladığı çocuğuna karnı burnunda hamile Rachida Dati. İçişleri Bakanı da kadın, Michèle Alliot Marie. Her ikisi de Sarkozy’nin ‘mızrak gülleri’ olarak biri yargıyı savundu, öteki polisleri. Ama Adalet Bakanı’nın evlilik dışı hamileliğini, Savunma Bakanı’nın evlenmeden birlikte yaşadığı hayat arkadaşını, hatta Cumhurbaşkanı’nın bir başka erkeğe kaçan eski karısını ve yükünü tutmuş çapkınlığıyla ünlü yenisinin çıplak pozlarını ‘kişisel hak/bireysel özgürlük’ olarak sineye çeken Fransızların öfkesini dindiremediler.

Kırmızı görmüş boğa gibi şahlanan gazeteciler, basın sendikaları, hatta yargı, kamuoyunu arkalarına aldıklarından emin, ateş püskürüyor ve olayla hiç ilgisi yokmuş gibi görünen Cumhurbaşkanı Sarkozy’yi hedef alıyorlar, doğrudan.

Özetle, ‘Bu polisi sen azdırdın, sen örgütledin, bu şiddet ortamının sorumlusu sensin!’ diyorlar.

Sarkozy’nin birkaç yıl önce halka, varoşlardaki asi göçmen çocuklara karşı ‘güvenliktesiniz’ mesajı vermek için çırptığı kelebek kanadının rüzgârı, fırtına oldu üstüne esiyor.

Epeyce sallıyor olmalı ki, önceki gün kendisiyle hiç ilgisiz görünen olaya el koymak ve polisin insan haklarına daha saygılı olması için yeni yasal düzenlemeler yapılacağını açıklamak zorunda kaldı. Nasıl bir rüzgâra kapıldıysa, mızrak gülleri iki kadın bakana da sahip çıkamadı! Her ikisine de en kısa zamanda ‘gidici’ gözüyle bakılıyor.

Türkiye’de bazı sabahlar saat dörtlerde evi basılıp gözaltına alınan, şimdilerde de kimi serbest, kimi tutuklu yargılanan gazetecilere, polisin ‘yakın arama’ yaptığını sanmıyorum.

Ama yargısız infaza karşı kimsenin de kılı kıpırdamadı, kıpırdayamıyor.

Acaba memlekette kanat çırpacak kelebek mi kalmadı, yoksa umut mu?

Bilemiyorum.