İmam gazaba gelince
Vatan · 27 Ocak 2009
Dünyanın en eski dillerinden biri olmakla, gerek coğrafi yaygınlığı gerekse zamana direnciyle insanlığın uygarlık tarihine ışık tutan Türkçemiz, en karmaşık durumları en basit biçimde açıklamakta üstüne olmayan bir dildir. Yüzyılların imbiğinden geçmiş atasözleri ve deyişler, -ki Türklerin hemen hiç değişmeyen özelliklerine ilişkin saptamalardır bunlar- hiç eskimez, her zaman cuk otururlar.
İşte onlardan biri, “imam esnerse cemaat horlar”ın burada yazamayacağım amiyane aslıdır.
Bildiğiniz gibi Sayın Başbakan da hem Muhterem Recep, Müstesna Tayyip, Mümtaz Erdoğan, hem de imam.
Eğer Türkiye, beraber yürünen yollarda menzile onunla varırsa, tarihe Başimam olarak da geçebilir.
Zaten Gazze krizi sırasında Hamas’a bakış ve İsrail’e çıkışmaları, başbakanlığına değil, imamlığına yakışıyordu.
İmam kükreyince, cemaat ısırmaz mı?
Gazze’yi bombalayan İsrail’e tepki, vatan sathında Yahudi düşmanlığına dönüştü, Ermeniler ve Rumlardan sonra kovmadığımız bir onlar kalmıştı, elimde fotoğrafları var, “Amerikalı ve Yahudi giremez” tabelası asılan dükkânlardan sonra, Türkiye duvarlarına “Sizleri T.C.’de istemiyoruz kahpe sionistler pislikler,” yazılıyor artık.
Sayın Tayyip Erdoğan ve Gazzeli çocuklar için ağlayarak yardım toplayan Emine Hanım, kuşkusuz ne Yahudi düşmanıdırlar ne de böyle bir sonucu öngörmüşlerdir.
Emine Hanım’ın Gazzeli çocuklara yardım topladığı günlerde, devletin öksüz ve yetimler yurdundan “17 yaşına geldiği için” sokağa atılan bir erkek çocuk, kovulmadığı tek kapı, bir buçuk yıldır benim apartman kapımın önünde yatıyordu. Ve aynı günlerde, internette izleyenleri ağlatan, yürekleri dağlayan bir röportaj dolaşıyordu: Türkiye’nin sahipsiz sokak çocukları, çöp toplayanlar, “İnsan gibi yaşamak istiyoruz!” diye haykırıyorlardı. Ve aynı günlerde Türkiye’de binlerce insan işsiz kalıyor, binlerce kadın çocuklarını aç yatırıyordu.
Acaba Sayın Erdoğan ve Emine Hanım, 2008 yılında AB’nin Gazze’ye 566 milyon Avro, Suudi Arabistan’ın 1 milyar dolar, Kanada’nın başlı başına 10 milyon dolar, Norveç’in 12 milyon dolar yardım yaptığını, BM’nin Gazze için 456 milyon dolar harcadığını biliyorlar mıydı?
Bu tutarın, 1.5 milyon nüfuslu Gazze’de sadece 2008 yılı için adam başına yaklaşık 1.500 dolar yardım ifade ettiğinin bilincinde miydiler?
Başka bir deyişle, Gazze’deki yaşanan insanlık trajedisinin parayla pulla ilgisi olmadığının, İsrail bombaları altında yakınları ölen ve evsiz kalan insanların paraya değil, “barışa” ihtiyaçları olduğunu, kendilerine verilen uluslararası ekonomik desteği refaha dönüştürebilmek için önlerindeki engelin İsrail’e besledikleri kinle beslenen Hamas olduğunu hiç düşünmediler mi?
Son saldırılarda insanım diyen kimse, İsrail’e hak veremez, İsrail’in yanında olamaz. Ama İsrail’i şiddetle kınamak, bırakın İsrailli savaş ve saldırı karşıtlarını, kendi hükümetlerinin yaptırımlarını (tıpkı bizim gibi) onaylamayanları, İsrail’de yaşamayı bile seçmeyen Yahudilere karşı ırkçı bir düşmanlığa dönüşmemelidir.
Başbakan Erdoğan öfkelenip, eşi Emine Hanım merhametleri ayağa kaldırırken, hele mümin Müslümanlar olarak, imam vur deyince cemaatin saldırdığını hesap etmek zorundaydılar.
Bilmem hesapsız konuşmanın sonucunun farkındalar mı?
71 milyon nüfuslu Türkiye’de sayıları 20 bini bulmayan Yahudi yurttaşımız hedef gösteriliyor. Türkiye’nin en önemli uluslararası sorunlarından biri olan “Ermeni soykırımı” tezine karşı bugüne kadar yanımızda yer alan başta Amerikalı, tüm Yahudi lobilerinin desteğini de Sayın Başbakan’ın İsrail karşıtı olmakla kalmayıp Hamas yanlısı tutumuyla yitirmiş bulunuyoruz.
Eğer uluslararası politikanın öfkeyle biçimlendirilmeyeceğini, ülke çıkarlarının yabancı ülkelere değgin merhamet duygularıyla yönlendirilmeyeceğini... Ne dostumuz, ne de düşmanımız halkların kendi aralarındaki çatışmasında, eğer arabuluculuk yapılmak isteniyorsa her şeyden önce tarafsız ve soğukkanlı olmak gerektiğini, bir hükümet başkanı bilmezse, kim bilmelidir?
Herhalde imam değil.