Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2009

Geri kalmışlık ne demektir?

Vatan · 5 Şubat 2009

Her şeyden önce ülkeler değil, insanlar geri kalır.

Çoğunluğu geri kafalı insanların oluşturduğu toplumlar da ülkelerini geri bırakır.

Paradoksal görünse de, insanlığın en uygar değerlerini temsil eden ve toplumsal ilericiliği simgeleyen demokrasi, geri kalmışlığı hem kolaylaştıran hem de hızlandıran rejimdir.

Demokrasi, modern uygarlığın temeli, felsefenin beşiği Eski Yunan’daki seçkinci forum yorumundan bugünkü eşit yurttaşlık ve insan hakları çerçevesine kadar, zaten fikirsel anlamda gelişmiş toplumları sosyal anlamda ileriye taşımıştır.

Geri kafalının geri kafalıyı yönetici seçtiği, seçilen yöneticinin iktidarını sürdürecek kafayı kendi güdüklüğünü sorgulamayacak kalıpta bıraktığı, hatta etki alanını genişletmek için cehaletini daha da derinleştirdiği toplumlarda ise ülkeyi sadece geriletmeye değil, batırmaya bile yol açar, demokrasi...

Başka bir deyişle demokrasi, onu tutan toplumun aynasıdır. Halk neyse demokrasi onu yansıtır, halk ne bekliyorsa, demokrasi onu verir.

Düşünce sistematiği gelişmeyen, beş yüz kelimeyle konuşup, fikirleri bu sınırlı kelimelerin çağrıştırdığı dar mantık çevresinde büzüşen halkların, kıyaslama yeteneği de elbette dardır.

Çünkü bellekleri, çağrışım yaptırabileceği bilgi birikiminden yoksundur. Bin yıllardır kuşaktan kuşağa aktarılan ve zaten hiç değişmediği için “temel gerçek” statüsü kazanan geleneklerden ibaret bir bilgi dağarcığı da ilkel toplum yapılanmasının dışına çıkan her yeni, yabancı ve değişik olguyu, elbetteki demokrasiyi de bildiği bir şeye benzetmeye çalışacak, kendi sığ birikimine göre yorumlayacaktır.

İşte bu yüzdendir ki Türkiye’nin Başbakanı Erdoğan, Gazze’de demokrasi var sanmakta, terör örgütü Hamas iktidarını seçimle iş başına geldi diye “demokratik hükümet,” çocuklarını şehit olsun diye yetiştiren seçmenlerini de “demokrat” kabul etmektedir. Demokrasiyi elbette başbakanından daha farklı anlamayan, çünkü bilgi birikimi aynı sıkletteki seçmenleri de bayrak/poster eşliğinde kafa sallamaktadır.

Geri kalmışlığın yerel kültürle sınırlı bilgi birikimini kuşaktan kuşağa doğruluğu sorgulanmadan sürdürülebilmesi, elbette evrensel ve karşıt bilgiyle sınanma yasağıyla sağlanır. Dolayısıyla seçilenler, seçenlere bilimi bile din dogmalarıyla kuşatarak öğretir. Zaten din eğitimini de bu yüzden pekiştirir. Ama ön yargısız sınama, kuşku duyma ve sorgulama yasağı, geleceğe projeksiyonu önlediği gibi, mantık tutarlığını da sıfırlar.

İşte bu yüzdendir ki Türkiye’nin Başbakanı Erdoğan, 3 bin Müslüman öldüren İsrail’in Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e Davos’ta “Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz,” diye çıkışır, ama Ankara’da 300 bin Müslüman öldüren Sudan diktatörü Ömer El Beşir’i iki kez ağırlamış ve kendisine “Öldürmeyi ne kadar iyi bildiğini,” hatırlatmamıştır. Davos Fatihi ve halife adayı ilan edildikten hemen sonra da El Beşir’in yardımcısı Ali Osman Muhammed Taha’yla toplanmıştır AKP hükümetinin başında ve bir çelişki görmemiştir iki tutumu arasında.

Çünkü geri kalmış toplumlarda demokrasi, oportünizm demektir: Yani fırsatçılık.

Fırsatçılar, kendilerine de fırsat verir diye fırsatçıları başlarına seçerler ve fırsat bu fırsattır diye ülkeyi yağmalayanların, seçmenlerin de kentleri, köyleri, ormanları, suları yağlamasına göz yumacağını bilirler.

Ataerkil bilgileri de doğrulanır zaten: B2 yasası, ülke yağmasında, büyük oportünistlerin küçük oportünistlere çıkardığı af değil midir?

Geri kalmışlık, doğalgaz bedeline yüzde 82 zam yapıldıktan sonra yüzde 15 indirimle sevindirilen aritmetik cehaletidir.

Geri kalmışlık, oyunu bedava kömür karşılığı verip, o kömürün kirlettiği havayla zehirleyen ve zehirlenen zihniyettir.

Geri kalmışlık, iktidarından seçmenine üzerinde yaşadığı doğayı, mülkü, devleti, belediyeyi yağmalayarak çocuklarına “çeyiz düzdüğünü” sanan fırsatçılıktır.

Oysa oportünizmde, bir fırsat mutlaka başka bir fırsatı yer ve şimdiki zaman yağmalanırken, gelecek zaman yok edilir ki, bu da geri kalmışlığın tam tanımıdır.

Türkiye, işte böyle geri bırakılan ve geleceği batırılan bir ülkedir.