Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2009

Açılım ve saçılım

Vatan · 12 Şubat 2009

Cumhuriyet Halk Partisi, 1924 Anayasası’na 1937’deki değişiklikle konulan ikinci maddeyi oluşturan altı ilke üzerine kurulmuş ve bu ilkeleri, altı oklu bayrağında taşımaktadır: Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik, Milliyetçilik, İnkılâpçılık...

Oysa Deniz Baykal’ın ’tek adamlık’diktasındaki CHP, mart ayı sonunda yapılacak yerel seçimlere:

Laikliğin yerine şeriat düzeni talep eden ve bu talebini inkılâp yasalarını çiğnemek cüretiyle birleştiren kara çarşaf açılımıyla girmektedir.

Devletçiliğini, ‘Her mahalleye Kur’an kursu’açılımıyla şeriatın hizmetine koyduğunu ve bu dönüşümle bir zamanlar ‘her mahalleye bir milyoner’ vaat eden partilerin daha da sağına düştüğünü ilan etmektedir.

Ancak Deniz Baykal’ın sultasında artık ülke politikasına değil, sadece sultanın yerinde kalmasına hizmet için kullanılan CHP’ye inkılâpçılık, laiklik ve laik devletçiliği inkâr yetmemiş, Kadiri tarikatına açılımla Milliyetçilik ilkesinin yerine ‘Ümmetçilik’, Tillo aşiretine açılımla da Halkçılığın yerine Ağalık benimsenmiştir.

Oysa misyonu sadece Deniz Baykal’ı tepesinde tutmaya indirgenen CHP’nin, bu uğurda yadsıdığı Laiklik, Milliyetçilik, Devletçilik ve Halkçılık ilkeleri, zaten Türkiye Cumhuriyeti, dolayısıyla CHP’nin ‘cumhuriyetçilik’ omurgasıdır.

Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi, bayrağında oklaştırdığı altı ilkesinden de caymış ve artık ancak adını da değiştirirse tutarlı olur.

Açılım dedikleri oportünist (fırsatçı) ve popülist (avama yaranmacı) girişimlere bakarak, bence Cümbürcemaat Halt Partisi adı altında yeniden yapılanması ve ‘parti’den, tarikat ayinleriyle aşiret âdetlerini buluşturan, ‘party’cilik anlaşılması gerekir!

Gelecek kuşakların eğitim zeminini Kur’an kurslarına oturtmak da zaten ancak böyle bir cümbüş, yani ’party’ye yakışır.

***

Demokratik bir partinin omurgasını siyasal ilkeler oluşturur ve parti, iktidarına aday olduğu topluma bu ilkeler çerçevesinde geliştirdiği bir sosyal program önerir.

CHP’nin Deniz Baykal’ın sultasına asılma yönünde eğilip bükülen omurgasıyla yaptığı oryantal dans figürlerine, açılım değil, saçılım denir.

CHP’nin sözde ‘halka açılımları’, kendisinden daha iyi kıvıran dansözle başa çıkabilmek için ilkelerinden soyunmak olup, ‘ahaliye saçılım’dan başka bir şey değildir.

Çünkü, gerek belediye başkan adayı imam, gerekse tarikat şeyhi ve aşiret reisi CHP rozeti taktı diye CHP’ye oy verecek 9 bin (ya da 90 bin) seçmen, yurttaş değil kul ve mürit, halk değil ahalidir.

Bu ahval ve şeraite yatırım yapan CHP, gelemez ya, haydi iktidara geldi diyelim... Seçtirdiği şeyhleri ağaları mı yurttaş yapacaktır, yoksa onları seçen ümmetten mi bir millet yaratacaktır?

Belki de imamlara laiklik hutbeleri okutturur, çocuklara da Kur’an kurslarında evrim teorisini öğretmeye kalkar, kimbilir?

Party’cilikte, cümbürcemaat halt edilmeyegörsün, kafa nerede, kaide nerede, fikir nereden çıkar, nereye girer, kime yarar, kimi yarar belli olur mu?

CHP’li Aleviliğin kalesi Çankaya’da oyunu korumak isteyen bir parti, aklını kullanırsa Alevi bir aday, haydi bulamadı, Alevilerin güveneceği bir aday çıkarırdı değil mi? Kimsenin bilmediği, tanımadığı, meçhul mucibesi Deniz Baykal’a bağlılıktan menkul bir akademisyen adayı, adeta ikinci bir Muzaffer Hoca klonlaması gibi hangi akıl çıkarırdı Çankaya’da? Tabii ki Önder Sav’ın bekçiliğindeki sultan sultası.

Bir yenilgi, ancak bu kadar başarılı hazırlanır, vallahi aferin!

Ya yolsuzluklara karşı mücadelesiyle ‘sultanı rahatsız edecek ölçüde’ ünlenen Kemal Kılıçdaroğlu’nun tasfiyesine ne demeli?

Yolsuzun yolsuzu seçtiği İstanbul’da, Kemal Kılıçdaroğlu kazansın diye değil, kaybetsin diye aday çıkarılmıştır ey okur!

CHP’nin yerel seçimlerdeki İstanbul adaylığı, Deniz Baykal’ın muhtemel rakibi ezilecek biçimde dizayn edilmiş olup, bu dizayn Türkiye’yi iktidar alternatifi bir muhalefetten mahrum bırakan muhteris ve habis zekânın ürünüdür.

Türkiye’nin ufkunu karartan, çağdaş uygarlık umutlarını boğan da bu zekâdır. Çünkü bizlere, AKP’nin başladığı yıkımı tamamlamayı önermektedir, seçim vaadi diye.