Teğet kriz, evaze ekonomi
Vatan · 16 Şubat 2009
İnsanları izlemek ve fişlemek için en üst düzeyde teknoloji kullanılan Türkiye’de, aynı teknolojiyle çalışan ülkelerde toplanması ve analizi en fazla iki ay süren istatistiklerin, neden üç aydan önce açıklanamadığı benim küçük aklım için oldum olası çözümsüz bir muammadır. Ama TÜİK’in geçen kasım ayına göre bile tespit ettiği yüzde 12,3’lük işsizlik oranı, “iş bulmaktan umudunu kestiği” için işsiz sayılmayanlar ve son işten çıkarmalar eklenince, bugün varılan noktada yüzde 18 iş gücünün istihdam dışı kaldığını gizleyemedi. Bu milyonların, ev kadınlığından emekli olmayı beklemediğini ve çocuk yaşta ya da ununu eleyip eleğini asan yaşlı nüfus diliminde yer almadıklarını düşünürseniz, çalışmak çağındaki nüfusun kaçta kaçının devre dışı kaldığını ve sosyolojik anlamda Türkiye’yi “ileri götürmek” le yükümlü üretim/tüketim çarkının nasıl yavaşladığını bulursunuz.
İşte bu kapsamda Başbakan’ın dünya çapındaki krize dair “psikolojik” teşhisi ve “teğet geçecek” kehaneti elbette ki unutulmaz bir anlam kazanıyor, Türk’ün kısa belleğinden bile kazınamıyor. Tam tersine, her geçen gün artan bir merakla anımsanıyor, anımsatılıyor. Genel eğilim, kriz ağırlaştıkça “hani psikolojikti, teğet geçecekti ya...” diye eğlenerek, Başbakan’ın yanıldığını vurgulamak. Oysa ben, Sayın Başbakan’ın yanıldığını düşünmüyorum.“Psikolojik” demişse herhalde uydurmamış, birileri için psikolojiktir kriz. Teğet geçecek demişse, bir yerlerden mutlaka teğet geçiyordur. Ol Başbakan ki, Türkiye’de Davos Fatihi, Arabistan’da Gazze kahramanıdır, bu yerler Türkiye’nin içinde de olabilir, dışında da... Kim tutar diplomaside sınırları aşan belagatini, ekonomide IMF’ye taşmazsa şaşarım! Hayır, Başbakan bildiği doğruları söyledi.
Çünkü Türkiye’de AKP’nin dahi çocuklarına teğet geçiyor kriz. Başbakan bakıyor, başta kendisininkiler, 25 bakanın 63 evladı girişim dehası olaraktan, Cumhurbaşkanı’nın daha 15 yaşındayken sigortalanıp, sakalı bıyığı çıkmadan “iş adamlığı” na soyunanın dehası Suudi Arabistan’a taşıyor, elbette “bak teğet demiştim, işte teğet,” diyor.
Başka ne desin? AKP çocuklarına teğet geçenin, bizim çocukları ipe dizdiğini nereden bilsin? Tabii ki “psikolojik” deyip geçecek. Üstelik bizim çocuklar, ne dâhisi, zekâ sorunlu bile sayılırlar!Davul zurna eşliğinde Vatan savunmasına giden onlar. PKK’ya karşı savaşan onlar. Şehit düştüklerinde, arkalarından ’Vatan sağolsun!’diyebilen ana babaları da var...
Elbette onları teğet geçmeyecek, teğelleyip dikecek bu kriz. ***Bizler, bıyıkları terlemeden “iş adamı” olan AKP çocuklarının asıl dehasını, askerlik çağında keşfedeceğiz. Bakın bakalım, krizin teğet geçtiği bu dâhi çocuklar, vatan savunmasının sıcak cephelerine nasıl da teğet geçecekler...
Dehanın aslında zekâ geriliği gibi bir “asosyallik” sayıldığı, dâhilerden bazılarının psikolojik sorunları bulunduğu, zaten hiçbirinin de pek sağlam olmadığı askerlik celbi gelince önümüze düşecek, teker teker...
Çağı gelmiş geçmiş muktedir çocuklarının askerliklerini nasıl, ne kadar süre ve nerede yaptıklarına, kimisinin de nasıl “sıyırdığı” na bakarsak, bu görüşüm spekülasyon bile sayılmaz. Eh, anadan çok babanın postuna düşen bu dehanın çocuklarını hangi kriz teğet geçmez?Ancak bendeniz, sadece kızanları değil, kızları, gelinleri, dünürleri, eşi, dostu saran, dızdığına taşan ve dızdığının kapı tokmağına kadar yayılan AKP dehasını, ne diyeyim, biraz sığ buluyorum. Nedense ticaretle sınırlı bir deha bu. Tüyü bitmeden iş bitiren bu çocukların arasında, ticaret dışında deha gösteren tek bir örnek yok. Bu çocuklardan hiçbiri mi matematik, kimya, fizik, tıp, biyoloji vb’ye ilgi duymadı? Hiç biri mi bilim, felsefe ya da sanat alanında insanlığa yararlı olacak bir meslek edinmeyi düşünmedi, uygarlık tarihine adını yazdıracak bir buluşun hayalini kurmadı?Oysa deha, yaratıcılık demektir. Belli ki böyle bir dehaları yok. Hatta zekâları da yok. Ama babaları iktidar.