Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2009

Nerdeee o eski hidayetler...

Vatan · 3 Mart 2009

Eskiden hidayete erenlerde nedamet vardı. Nedamet, pişmanlık demektir. Önce yanlış yolda olduklarının farkına varırlardı. Sürdürdükleri yaşamdan hicap duyar, işledikleri günahlara pişman olur, nedamet getirir ve öyle ererlerdi hidayete. Hidayet dediğiniz Himalaya zirveleri değil ki tırmanılsın. Dosdoğru bir yol. İslamın doğru yolu.

Yaşamında yanlış yola hiç sapmamış, zaten doğru yolda birinin “hidayete erdiğini” duydunuz mu hiç? Demek ki Allah’ın doğru yolunu bulmak için önce yanlış yola sapmış, saptığını idrak etmiş ve nedamet getirmiş olmak gerekiyor. Başka bir deyişle hidayetin olmazsa olmazı, nedamet...

Hangi günahlardan nedamet getirileceğini anlamak için de hidayete varanların nelerden vazgeçtiklerine bakmak yeterli: Seks, fuhuş, uyuşturucuyla bezeli sefih yaşamlar...

Böylesi de geceleri sürülüyor tabii. Sabahın 6’sında kalkıp gün boyu çalıştıktan -ya da iş aradıktan- sonra televizyon karşısında uyuyakalanlar arasında hidayete eren yok. Çünkü nedamet getirilecek yaşantı yok! Dolayısıyla eski hidayetçiler, genellikle sefahat âlemleri müdavimlerinden, mostralıktan çok fuhuş yapan mankenler, porno film yıldızları, pavyon dansözleri, zenneler, konsomatrisler ve müşterileri arasından çıkardı. Ben ahir ömrümde katillikten, hırsızlıktan, dolandırıcılıktan nedamet getirip hidayete eren bir Müslim Türk bile görmedim, ya siz? ***İşte size eski hidayetçilerden bir demet: Cinsel çekiciliği erkekleri fazlaca coşturan seks yıldızı, dansöz Leyla Sayar. Onunla birlikte Belgrad Ormanları’na kaçırılınca işlemek zorunda kaldığı günahtan arınmak için İslam’ın doğru yoluna kapanan şarkıcı Rüçhan Çamay. Zennelerin şahı ve göbek dansı muallimi Kudret Şandra. Yeşilçam için çevirdiği filmlerden nadim olan Necla Nazır. Aynı pişmanlığa gazino sahnelerinden varan Sevim Tuna. Manken aktör Reha Yeprem. Bir Yeşilçam yıldızıyla yaptığı evlilik ve daha pek çok zaaftan tövbekâr, şarkıcı Ahmet Özhan. Sönen yıldızı tövbekâr olunca yeniden parlayan müzisyen Engin Noyan. Magazin sayfalarından hidayete düz geçiş yapan Yaşar Alptekin. Soyunmaktaki cesaretini, tesettür esaretiyle unutmaya -ve unutturmaya- çalışan mankenler Gülay Pınarbaşı, Serap Akıncı vb. vb...

Eskiler arasında hidayete erenlerin otantik bir yanı, çünkü pişmanlıkları vardı. Nelerden nedamet getirdiklerini anlamak için allame olmak gerekmiyor. Sahne ve podyumların bugünkü erbabından bazılarının hangi suçlardan gözaltına alınıp mahkemeye çıkarıldıklarına bakarsanız, rahatlıkla tahmin edersiniz. ***Yeni hidayetçilerin profili de eskilerinden pek farklı değil. Aynı çevreden çıkmasalar, yani podyum ve pavyonlardan hidayete varmasalar bile, aynı gece sefalarına aitler. Suç olmadığı zaman kötü sayılabilecek alışkanlıklarla anılmış, tanınmışlar. Aşırılıklar, eşdeğer. Eskilerin para karşılığı sürdükleri sefahatı, bedava yapanlara uçuk ya da aşmış deniyor. Uyuşturucu değilse, alkol duvarını aşmışlar...

Ama, hiçbiri nedamet getirmişe benzemiyor!İşte eskilerle yeniler arasındaki en büyük, önemli ve kuşkusuz varılan hidayetin içtenliğini belirleyecek fark bu: Şimdikilerde hidayet var, nedamet yok...

Sayın Emine Erdoğan’ın gönlüne taht kurup hidayete eren hanımlara bakıyorum, Kur’an okuyorlar mı bilmem, ama tesettüre girmeye bile zahmet etmemişler. Ne uçmuşluklarından tövbekâr, ne aşmışlıklarını affettirmek peşindeler.

Kur’an okuyup ferahlayan, cemaat ayinlerine katılan beylere bakıyorum, bağımlısı oldukları kötü alışkanlıkların hiçbirinden vazgeçmiş değiller. Hidayete selam, alkol ve uyuşturucuya devam diyor, gibiler...

Şimdilerde hidayete varanların, kendi piyasalarında doğru yolu bulduklarına kuşku yok. Ama onların hidayete ermesine rehberlik edenlerin pusulasını şaşırtacakları kesin. Sizin anlayacağınız, hidayete erenlere nedamet bile beklemeden bağrını açan AKP safları uçmaya ve aşmaya pek teşne. Vallahi seyri hoş olur.