Darbe günlükleri (2)
Vatan · 19 Mart 2009
28 Aralık 1989: Turgut Özal, Başbakan. Hükümet üniversitelerde türbanı serbest bırakıyor.2 Kasım 1990: Güneydoğu’da “faaliyet” gösteren irticai terör örgütü Hizbullah’tan ilk kez Cumhuriyet Gazetesi’nde söz ediliyor.31 Ocak 1990: Prof. Dr. Muammer Aksoy öldürülüyor. 7 Mart 1990: Gazeteci Çetin Emeç öldürülüyor.4 Eylül 1990: Dine yönelik eleştirileriyle tanınan eski müftü, yazar Turan Dursun öldürülüyor.6 Ekim 1990: Prof. Dr. Bahriye Üçok öldürülüyor.31 Ocak 1991: Turgut Özal, Cumhurbaşkanı. Dini ve dine göre kutsal sayılan gerekçeleri kullanarak halkı devletin güvenliğini ihlal edebilecek hareketlere teşvik ve bu amaçla örgüt kurulmasını suç sayan TCK’nın 163. Maddesi kaldırılıyor.16 Şubat 1992: Doğu Perinçek ve İP’nin dergisi “2000’e Doğru”, “Hizbullah’ı Çevik Kuvvet mi eğitiyor?” başlığıyla çıkıyor. Haberi yazan ve görüntüleyen, derginin Diyarbakır muhabiri Halit Güngen.18 Şubat 1992: Gazeteci Halit Güngen öldürülüyor.20 Eylül 1992: Gazeteci Musa Anter öldürülüyor. 22 Ocak 1993: Gazeteci Uğur Mumcu, “İmam Subay” başlıklı ve sonuncu olacak makalesinde: “Dinsel ticaret 12 Eylül 1980 müdahalesinden sonra parasal kaynağa da kavuşarak devlet içinde de köşe başlarını tuttu. 1983 yılında Milli Eğitim temel yasasını değiştirdiler, bugün Harb Okulları yasasını. İmam hatip olarak yetiştirilenler emniyet müdürü, savcı, yargıç, kaymakam olacaklar, bu yasa değişikliği TBMM’den geçerse subay da olacaklar” diye yazıyor. 24 Ocak 1993: Gazeteci Uğur Mumcu öldürülüyor.17 Şubat 1993: Org. Eşref Bitlis, organize bir uçak kazasında ölüyor.2 Temmuz 1993: Sivas’ta Alevi derneklerin düzenlediği Pir Sultan Abdal Şenliklerine katılan 33 aydın yakılarak öldürülüyor. Madımak Oteli’ni ateşe veren Sünni mürteciler, yangından kaçanlar linç etmeyi beklerken: “Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkılacak/Şeriat gelecek zulüm bitecek/Kahrolsun laiklik” diye haykırıyorlar. 27 Mart 1994: Necmettin Erbakan’ın başkanlığındaki Refah Partisi, İstanbul ve Ankara dahil 22 ilde yerel seçimleri kazanıyor.***19 Nisan 1994, Necmettin Erbakan konuşuyor: “Geçiş dönemi sert mi olacak, yumuşak mı? Kanlı mı olacak, kansız mı? 60 milyon buna karar verecek...” 10 Kasım 1994’te Anıtkabir’e saldıran “meczup” haykırıyor: “Sizleri Kur’ana davet ediyorum!” 11 Ocak 1995: Yazar ve şair Onat Kutlar öldürülüyor.9 Ocak 1996: Bir gün önce gözaltına alınan gazeteci Metin Göktepe, polislerce dövülerek öldürülüyor. İş adamı Özdemir Sabancı, Haluk Görgün ve Nilgün Hasefe, Sabancı Center’a yapılan terörist baskında öldürülüyor. Katillere kapıyı açan terörist işbirlikçi Fehriye Erdal’ın, İstanbul eski emniyet müdürü yardımcısı Hüseyin Kocadağ’ın “ricasıyla” işe alındığı söyleniyor.28 Temmuz 1996: Kumarhaneler Kralı Ömer Lütfi Topal öldürülüyor. 3 Kasım 1996: Bir Mercedes’le bir kamyon çarpışıyor, içinden Hüseyin Kocadağ, Abdullah Çatlı ve Gamze Öz’ün ölüsü, DYP milletvekili ve Kürt aşiret reisi Sedat Bucak’ın dirisi, ama bagajından politikacı / mafya / kontrgerilla işbirliği çıkıyor. Susurluk skandalı patlıyor. 26 Kasım 1996: Başbakan yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Tansu Çiller, Susurluk’ta ortaya çıkan “faili meçhul” eşkıyalığı, “Devlet için kurşun atan da yiyen de şereflidir,” diye savunuyor. 11 Ocak 1997: Başbakan Necmettin Erbakan, 51 adet tarikat ve cemaat şeyhine başbakanlık konutunda iftar yemeği veriyor. 8 Mayıs 1997: RP Şanlıurfa milletvekili İbrahim Halil Çelik, “Ben kan dökülmesini istiyorum. Demokrasi böyle gelecek, fıstık gibi olacak,” diyor.17 Temmuz 1998: İslamcı feminist yazar Konca Kuriş, Mersin’deki evinin önünden silahlı üç kişi tarafından kaçırılıyor.***Seri cinayetler, tümevarım sistemiyle çözülür, sevgili seyirciler. Seri katili, cinayetlerin zaman ve mekândaki ortak noktalardan yola çıkarak belirleyebilirsiniz. Darbeler de farklı değildir. Hele her darbe öncesi ve sonrası kan banyosundan geçen Türkiye’de. Biraz sabredin. Yukarıdaki kronolojiyi tamamladığımda, siz de Türkiye’deki cinayet ve katliamların ortak noktasını görecek, darbelerin ne işe yaradığını ve darbecilerin kim olduklarını anlayacaksınız. Şimdiden görmeye başladığınıza eminim...