Okur yazar ilkbahar...
Vatan · 1 Nisan 2009
Mine hanım,
Kısa yazayım, vaktinizi almayayım ki siz bol bol üretebilin!
Okur profilinizi bilmenize katkısı olacaksa: Kadınım, 37 yaşındayım, iki oğlum var, yüksek mimarım, Tekirdağlıyım.
İspanya’dan pazar yazılarınızı okurken ilkokul çağındayım. En eski/en küçük hayran dalında en güçlü adaylardan biriyim.
Size, günün neşesi olsun diye, Tekirdağlı arkadaşlarımla seçim sonucu yorumlarımızı iletiyorum:
Fosforun zekâ gelişimine katkısını sahil şeridine bakarak görebiliyoruz. Türkiye balık yesin!
Bu iğne de kendimize :
Sahil şeridi insanları bir çuval kömüre oyunu satmaz, çünkü sahilde kara kış, iki metre kar olmaz.
İki kilo pirince oyunu satmaz, çünkü hiçbir şey bulamazsa iki balık tutar, karnını doyurur.
Sevgilerim ve tüm diğer iyi dileklerimle,
Desen A.”
“Çok sevgili Mine Hanım,
Bu sabahki (dünkü) yazınızı her zamanki gibi büyük keyifle okudum, ama çok ilginçtir ki, sizin -sanırım- mecazen bahsettiğiniz mutlu bahar havası gerçekten yaşandı. Datça bu seneyi normalin dışında soğuk ve sert geçirdi. Seçimin ertesi sabahı birdenbire başka bir iklime uyandık. Pırıl pırıl güneşli, ılık, pozitif, mutlu bir sabahtı. Gerçi seçim ertesinde böyle sabahlara uyanmak biz Ege-Akdeniz sahili insanları için olağandır, ama bu sefer yurt geneli adına da mutlu uyandık. Daha da güzel sabahlarımız olacak. Hoşçakalın, sağlıklı kalın, sizi seviyoruz. Nazan T. B.”
“Ah Mine hanımcım ahhh ne kadar haklısınız!
Ben de bugün aynı duygularla, sevinçle doluyum. Benim de kararan yüreğim ilkbaharla birlikte, bugün filizlenmeye başladı. İki yıl öncesine kadar siyasetle ilgilenmedim. (Seçimlerden) alınan sonuçlardan öyle sevinç duydum ki, CHP’ye üye yazılıp bıkmadan, usanmadan, şikâyet etmeden çalışacağım.
Tabii Deniz Baykal artık başkanlığını devretmek zorunda.
İnşallah gelecek seçimlerde bu hükümetten kurtulacağız.
Seçimde saatlerce bıkmadan sıra bekleyen o kadar genç vardı ki. Artık bunların hakkından gelme zamanı, dediler.
Dikmen/Ankara’daki okulun elektrikleri kesilip oyları çalındı, görmüşsünüzdür (okul bana 100 metre uzaklıkta). Halk evlerinden fırlayıp okula gitti. Ne kalabalıktı bilseniz. Nasıl sahip çıktılar oylarına. Ve yakaladılar adamı, linç ediyorlardı neredeyse.
Demek halk ne kadar hırslanmış, onu gördüm. Genci yaşlısı, her yaştan insan vardı.
Geçirdiğimiz yıllar bence kâbus. Bu kâbustan kurtulmak da bizim görevimiz. Zira herkes içeride, kimsemiz kalmadı derken, bu seçim bizleri umutlandırdı.
Sağolun Mine hanım. Sizi çok seviyorum. İyi ki varsınız.
Güner K.”
“Sevgili Mine hanım,
Yazınızdaki duygularınızı aynen paylaşıyorum. Ben de 30 Mart sabahı tünelin ucunu gördüm. Size Mersin’den yazıyorum. Biraz önce Kürşad Tüzmen’in Mersin’de AKP bozguna uğrayınca: ‘Biz Mersin’i Dubai yapacağız, dedik. Ama yağmur yağdığı zaman Mersin Venedik oluyor. Yani herkes hak ettiğini bulur,’ dediğini okudum.
Anladım ki bunlar kaybettikleri şehirlerde, özellikle Antalya ve Mersin’de neden kaybettiklerini hâlâ anlayamamış. Bu adam aylardır Mersin’de seçim çalışması yapmış, hala Mersin’i ve halkını tanıyamamışsa söylenecek hiçbir şey yok. Bir daha da asla Mersin’den milletvekili adayı olmasın.
Ben 49 yaşında doğma büyüme Mersinli bir kadınım. Bizler burada Hristiyan, Müslüman, Rum, Arap, Türk, Alevî, Sünni vatandaşlardan oluşan son derece aydın, uygar, sosyal yaşamın cıvıl cıvıl olduğu, yazları tertemiz denizin kadın erkek, çoluk çocuk kahkahalarıyla şenlendiği, genç kızların bisikletlerle gezdiği bir kentte büyüdük. Atatürkçü, Cumhuriyetçi, ırkçı olmayan milliyetçi, laik, dine ve herkesin yaşam tarzına saygılı değerlerimiz var. Biz bunları Dubai modeli gökdelenlere, alışveriş merkezlerine değişmeyiz.
Lütfen bunları köşenizde anlamakta güçlük çekenlerin anlayabileceği dilden yazın.
Saygılar.
Tülin A.”