Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2009

Michelle Obama’ya açık mektup

Vatan · 6 Nisan 2009

Sevgili Michelle, Yaşadığımız günlerde, ABD’yi sevsin sevmesin insanlığın büyük bir bölümü Washington’un yeni patronu muhterem eşinizden, işlerin bir ölçüde, hatta büyük ölçüde ABD politikaları yüzünden sarpa sardığı dünyamızı kurtarmasını bekliyor. Ben böylesine gerçek dışı bir beklenti içinde değilim.

Ama sizden, dünyada sizin kadar güçlü, çünkü sizin kadar zeki ve donanımlı olmadıkları için ezilmekle kalmayıp, bilinçleri ezikliği talep edecek, erkekler lehine eşitsizliği savunacak kadar uyuşturulan kadınlara örnek olmanızı bekliyorum.

Londra’daki G20 toplantısında, çocuklara verdiğiniz “Kaderinize yön verebilirsiniz, bunu unutmayın!” mesajı evrenseldi ve beklentimi güçlendirdi. Eğitime verdiğiniz değeri biliyorum. Bir erkeği eğitmek uygar bir insan kazandırır, bir kadını eğitmek tüm toplumu uygarlaştırır, gerçeğini kavradığınıza hiç kuşkum yok. Dolayısıyla Türk kadınlarına da bir mesaj vermenizi, en azından kaderini yazan örnek olarak, kendinizi göstermenizi isterdim.

Ne var ki ülkeme gelmediniz.

Zaten gelseydiniz, gördüklerinizi yanlış yorumlayacaktınız. Örneğin geçtiğiniz yollarda, katıldığınız etkinliklerde sizin gibi giyinen açık başlı kadınların yanı sıra kara çarşaflı ya da renkli türbanlı kadınlar görecektiniz ve Türkiye’de tüm kadınlar kapalıydı da, modernleşme süreci içinde kademeli olarak açılıyorlar, çarşaftan türbana, türbandan açık başa geçiyorlar, sanacaktınız.

Ve yanılacaktınız, sevgili Michelle.

Gelmediğiniz için göremeyeceğiniz Türkiye’de başı açık kadınlar kapanıyor.

Hatta daha da vahimi, ne açık ne kapalı, Türkiye’yi kadınlar temsil etmiyor.

Muktedir sınıf, silme erkek. Muhalefet de daha kadınlı değil.

Halen 26 bakandan oluşan AKP hükümetinde tek bir kadın bakan var, o da çocuktan ve aileden sorumlu, mostralık...

Oysa Türkiye herzaman böyle değildi, yakın zamanda olduruldu.

TBMM, 1935 yılında yüzde 4,51’lik kadın milletvekili oranıyla dünyada en çok kadına yer veren iki parlamentodan biriyken, 2009’da yüzde 10’luk kadın milletvekili oranıyla sondan ikinci artık!

Başka bir deyişle dünya ölçeğinde 20. Yüzyıl Türkiye’si, 21. Yüzyıl Türkiye’sinden daha uygardı, Michelle.

***

Bu ülkede, sadece kadınlar değil, alkol satan restoranlar da kapanıyor tek tek. Anadolu’nun içlerinde Ramazan aylarında oruç tutmayanı bazen öldüresiye dövüyorlar. Gençler, kız erkek günah diye, ayıp diye el ele dolaştırılmıyor. Doğal içgüdüye karşı konulmayacağı için de her gün ortalama 2 kadın,

1 çocuğa tecavüz ediliyor. Zaten kızlar, çoğu yerde yalnız da gezemiyor artık. Töre cinayetleri, namus davası derken bu ülkede günde 5 insan öldürülüyor, 3’ü kadın...

Sizin, Princeton’dan Harvard’a gördüğünüz parlak eğitimi paraya dönüştürmek için değil, insanlar arası eşitsizliğe karşı mücadele etmek için kullanan bir hukukçu olduğunuzu biliyorum. Adınız da güzel umutlar çağrıştırıyor belleğimde. Benim kuşağım, The Beatles’ın “Michelle ma belle / These are words that go together well...” şarkısını mırıldanırken küreselliği ekonomik değil, sosyal ve kültürel hayal etmişti.

Elinizden ne gelir bilmiyorum ama, yine de bunları size söylemek istedim, Michelle.

Çünkü Türkiye’de kadın bilincinin gerilemesinde, ABD’nin ılımlı İslam dayatması çok etkili oldu. Eşinize sorarsanız, Türkiye’nin nasıl bir laboratuvar olarak kullanıldığını size anlatır.

Okullarımızda Evrim Teorisi’nden söz edilemiyor, Darwin sansürlü, genç beyinler sizin Neocon’larınızın beslediği Yaratılış safsatasıyla yıkanıyor ve kadının erkekten sonra gelen yeri Tanrı buyruğuna böylece bağlanıyor.

Ülkenizin, dünyanın zaten geri bir bölümünü çağ dışı koşullara mahkûm eden ve ABD’nin de pek hayrına olmayan bu politikayı bırakması için uğraşın Michelle. Kadının erkeğe eşit sayılmadığı bir insanlık, ne uygar, ne de özgür bir dünyanın habercisidir.

Çocuklarınızı benim için kucaklayın, ideallerinizi gözünüz gibi koruyun, saygılarımla.