Basında namus
Vatan · 9 Nisan 2009
Nereden edinilmişti, niçin satın alınmıştı, nesine güvenilmişti bilmiyorum, ama çocukluğumun geçtiği evde 40 adet Rus tahvili vardı. Babam arada bir çıkarıp gösterir, Bak nasıl kazıklandık! diye güler, annem de başını sallardı. Kocaman kocaman, güzel baskılı kâğıtlardı. Bölük pörçük yorumlardan anladığım kadarıyla bir zamanlar bir Rus İmparatorluğu vardı, dış borç bulabilmek için tahvil bastırmış ve tüm Avrupa’da, hatta Türkiye’de bile satmışlardı. Derken 1917 ihtilali olmuş, imparatorluk çökmüş ve Rus tahvilleri alanlar bir bardak su içmişlerdi, kazançlı yatırım hayalleri üstüne.
Derken bir gün, 1980’li yıllardı galiba, evde bahar temizliği mi vardı ne, bizim Rus tahvilleri son kez ortaya çıktı, ya babam anneme ya da tersi, “bunları ne yapayım?” diye sordu, yanıt “yırt at!” oldu ve gözümün önünde yırtılıp atıldı tahviller. Artık tarihi daha iyi biliyordum, ancak gün gelip SSCB’nin de yıkılacağını düşünebilecek kadar olgun değildim, tepkisiz kaldım.
1995 yılından öteye yeni Rusya, eski Rusya’nın tahvillerini en azından Avrupalı tahvil sahiplerinin vârislerine şakır şakır ödemeye başlayınca, saçımı başımı yoldum tabii. Bizimkilerin 40 tahvili para edeceğinden değil, tarihsel bir belgeyi saklamamış, bir anıyı korumamış olduğuma yanıyordum. Annemin, babamın kime kanıp bu tahvillerden aldıkları ise hâlâ muammaydı. Her sorduğumda, herkes alıyordu, bize de alın dediler! diye yanıtlamışlardı, ama bu yeterli değildi.
Pek çok Türk’ün de aldığı ve belki de yırttığı tahvillerin tüm Avrupa’da nasıl pazarlanıp kapışıldığının öyküsünü, Fransız basın tarihini okurken öğrendim:
1897 yılında Le Matin (Sabah) gazetesini satın alan iki iş adamı Henry Poidatz ve Maurice Bunau-Varilla, basında devrim yapmaya ve para kazanmaya kararlıydılar. İkisini de başardılar. Yepyeni bir habercilik anlayışıyla yükselişe geçen Le Matin gazetesinin, dünyanın her yanında birinci sınıf muhabirleri vardı ve sonradan yazarlığıyla ünlenecek Gaston Leroux, 1904-1905 ihtilal girişimlerini izlemek üzere Rusya’ya gönderilmişti.
Leroux, olağanüstü röportajlar gönderdi gazetesine. Yorumları hiç de iç açıcı değildi:
Rusya batıyordu. Ancak Le Matin, tarihin haklı çıkardığı muhabirin röportajlarını yayımlamadı! Çünkü tam o yıllarda, Fransa’da toplam 6 milyar frank değerinde Rus tahvili satılmış ve Rus İmparatorluk hükümeti, topladığı bu parayı Paris Borsası’na yatıracağını açıklamıştı. Fransa Maliye Bakanlığı’nın resmi “izni” ve büyük bankaların “inayeti” ile Rus Hazinesi, gerçekleri yazmasın diye Fransız basınını aylık rüşvete bağlamıştı. Rusya ayda 100 bin frank veriyor, Fransız gazeteleri bu parayı aralarında paylaşıyorlardı. Ve tabii habercilikte devrim yaparak 1.6 milyon tiraja ulaşan Le Matin gazetesi, rüşvetin aslan payını alandı!
Basın tarihçisi Patrick Eveno, Historia dergisi için yazdığı ve söz konusu rüşvet olayını anlattığı makalesinde, “Aynı yöntem, 1913 yılında piyasaya sürülen Osmanlı tahvilleri için de izlendi” diyor...
Tarihçi Eveno’ya göre, Fransız basınında dürüst haberciliğin simgesi ve toplum çıkarlarının savunucusu olarak yıldızlaşan Le Matin gazetesinin en büyük kazancını, gazetenin satışı değil, Rus ve Osmanlı tahvili benzeri finans olaylarında para karşılığı yaptığı yayınlar oluşturuyordu. Ve iyi gazeteci Gaston Leroux’ya Rusya dönüşü Le Matin’den istifa etmek düşmüştü tabii.
Bugün, artık Le Matin diye bir gazete yok Fransa’da. Rus İmparatorluğu gibi battı.
Ünlü patronları da unutuldu. Gaston Leroux’a gelince... Paris’te bir sokak, adını taşıyor. Yazdığı romanların çoğu sinemaya aktarıldı. Ve 1905 yılında Le Matin gazetesinin yayımladığı “Beyaz Rusya’nın Ölümü” röportajı, beş yıl önce kitap olarak yeniden yayımlandı.
Gaston Leroux romanlarından zengin oldu, zengin öldü ve mirasçıları, eserlerinden kazanmaya devam ediyor. Galiba, GERÇEK, sonuçta daha çok para ediyor.