Zor kapı
Vatan · 15 Nisan 2009
Azerbaycan gibi üretici olmadığı zaman bile enerji yollarının üzerinde bulunan Güney Kafkasya ülkeleri, elbette Rusya ile ABD ve müttefiklerinin çekiştiği bir alan. Rusya’nın bölgedeki en sağlam müttefiki Ermenistan, 1997’de yapılan ortak savunma anlaşması gereği topraklarında hem Rusya’ya ait bir askeri üs barındırıyor, hem de sınır bekçiliğini üstleniyor. Oysa kısa vadede Ermenistan’dan hiçbir çıkarı olmayan ABD’nin, Rusya ve Rusya’nın destek verdiği İran’a “hissiyatı” malum... Mantık, ABD’nin önemli enerji yollarının üzerinde ve pek stratejik Hazar Denizi’ne kıyısı bulunan, üstelik Rusya’dan uzaklaşmaya çalışan Azerbaycan’ı kafa kola almasını gerektirirdi.
Ama ne yapıyor ABD?Türkiye’ye gelip, “Ermenistan’la ilişkilerini normalleştir, sınırı aç!” diyor.
Duruma böyle bakıldığında, Ermeni diasporasının önemi de ortaya çıkıyor. Düşünün ki Ermeni diasporası, ABD’yi, Rusya yanlısı, İran dostu, zaten enerji ve doğal kaynak fukarası bir Ermenistan’ın sınırlarını açtırmak için Türkiye’ye baskı yapmaya razı edebiliyor!Peki Azerbaycan’a hiç yanaşmadı mı ABD? Yanaşmaz mı? Hazar Denizi’nde, milyarlarca dolarlık yatırımı var. Yine Hazar Denizi kıyılarına radar sistemi kurması için de 200 milyon dolar hibe etti Azerbaycan’a. Kullanılmadı. ***ABD, Azerbaycan’a daha da yanaşmaya hazır, ancak güvenemiyor, çünkü Azerbaycan istikrarsız bir diktatörlük. Üstelik, babadan oğula geçen bir diktatörlük. Devlet politikası değil, “tek adam” politikası izliyor. Oğul İlham Aliyev, babasının Batı’ya açılmak için kullandığı Türkiye koridorundan “Batı demokrasi diyor, reform diyor, bizim işler tehlikeye giriyor,” mantığıyla bir yıl önce vazgeçip, yüzünü Rusya’ya döndü. Hesabı, Rusya’nın 20 yıl içinde büyük güç olacağıydı. Tıpkı Ermenistan gibi Rusya ile Azerbaycan arasında bir anlaşma imzalanacaktı ki, küresel ekonomi krize girdi, Rusya zora düştü, vazgeçildi...
Rusya ile flört ettiği bu süreçte, İlham Aliyev, kendisinden 250 doların altında doğal gaz talep eden Türkiye’yi reddetti ve fiyatı, 400 doların altına indirmedi. Gitti, Bulgaristan üzerinden Yunanistan’a 400 doların çok altında gaz sattı... Yetmedi, ABD’nin ricası üzerine Gürcistan’a sudan ucuz pompalıyor doğal gazı...
Sizin anlayacağınız, Türkiye, sadakatle savunduğu Azerbaycan “şahı” İlham Aliyev’den kazık üstüne kazık yiyor. Öyle kazık yiyor ki, anlaşmalara aykırı olarak Yunanistan’a Bulgaristan üzerinden geçirilen ve Gürcistan’a orantısız ucuz satılan gaz konusunda Azerbaycan’ı tahkim mahkemesine bile verebilir...***Bütün bunları niçin anlatıyorum? Azerbaycan Türkleri, bizim kardeşlerimiz. Onlarla gerçekten tek milletiz. Ama Azerbaycan “şahı” İlham Aliyev, ne kendi halkına hizmet ediyor, ne de Türkiye’ye dostluk. Bir ABD’ye abanıyor, bir Rusya’ya yamanıyor ve yaptığı oryantal dans figürlerini, dış politika dengeleri sanıyor. Türkiye, Ermenistan sınırını açmalı mıdır?Eğer Azerbaycan, 8 milyon Türk’ün yurdu değil de İlham Aliyev’in sandığı gibi “babasının çiftliği” olsaydı, Türkiye’nin uğruna uluslararası platformda Ermeni diasporasının saldırılarını ve “soykırım” yasalarını göğüslediği sınırı açması, kendisine iyi bir şamar olurdu.
Fakat Azerbaycan, bugün İlham Aliyev’in sultasında, yarın değil ve bizler gibi çilekeş bir halkın yaralı vatanı. Sınır kapısını açmak için, Ermenistan’ı işgal ettiği beş bölgeden çekilmeye ve Azerbaycan’ı da zaten fiili anlamda bağımsız bir devlet oluşumundaki Dağlık Karabağ’a referandum hakkı tanımaya zorlamak gerekir. *****MEŞUM ZİYAFETTürkiye, yetiştirdiği en değerli başları bir kez daha yemeye koyuldu. Dikkat ederseniz tabaklara, başta kız çocukları, Türk gençlerine laik, çağdaş ve uygar eğitim veren başlar konuldu. Bu meşum ziyafete oturanlara benim de bir çift sözüm var: Beyler, bir gün bu ülkede o başlar, eserleriyle anılacak, Prof. Dr. Türkan Saylan’ın anıtı dikilecek, ama sizin adınızı kimse hatırlamayacak. Çünkü onların vicdanı temiz, kamburu yok. Oysa sizin sırtınızda bursu kesilen on binlerce çocuğun vebali DE var, artık. Lekesi çıkmaz, ağırlığı çökertir.