Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2009

Haydi mangal dayanışmasına

Vatan · 21 Nisan 2009

Müjdeyi, dün sabah Ali Sirmen dostum verdi. Ne penceremin dışındaki çifte kumrular evlatlarını doyurmuşlardı, ne ben kahvaltı etmiştim henüz, telefon acı acı çaldı.

Acı, diyorum, çünkü gecenin üçünden dördünden önce yatma yasaklı gazeteci ve yazar milleti için sabahın 10’unda çalan telefonlar, günümüz Türkiye’sinde bir süreden beri sabah 7’de -çilingir devreye girmeden önce- kapı ziliyle uyandırılan bir arkadaşın haberini veriyorlar... Üstelik, Ali Sirmen üstadımızın sesi davudidir. Şaka yaptığı zaman bile ciddi anlamda titretir. Yüreğim ağzıma geldi tabii. Neyse ki fonda sevgili adaşım Mine’nin kahkahaları duyuluyordu, bu yıl avukatlık kariyerinde 40. yılını kutlayan Mine Sirmen’in dillere destan yavuzluğuna rağmen acı bir habere bu kahkahaları atması beklenemezdi, zaten Ali de muştulamakta gecikmedi: “Vatan senin yazıyı manşete çıkarmış!”

Gazete önümdeydi ve manşette, “Türk Pikniğine Önlem” haberi vardı. “Havaların ısınmasıyla birlikte Türk piknikçilerin parklara akın edip çevreyi dumana boğması, Almanya’da YİNE kriz çıkarmış” tı. Asında “piknik” ve “piknikçi” , Vatan Gazetesi’nin zarafetiydi, çünkü piknik pişmiş yumurta, sandviç, dolma falan gibi soğuk, akması kokması olmayan ve elle tutulabilen yiyeceklerle yapılır. Almanları çıldırtan durumu ancak et mangalını kapıp Tiergarten Cumhurbaşkanlık Parkı’na akın eden Türk Mangalcı alayları sağlayabilir...

Habere göre, Türklerin “geleneksel” hafta sonu mangallarıyla baş edemeyen Alman devleti, faaliyet halindeyken dumanından boğulup ardından sadece bir günde 15/20 bin ton çöp topladıkları mangalcılık geleneğine karşı, mangal başına 7,5 Avro vergi kaldırmak ve izinli alan dışına taşan mangalcılığa karşı “mangal polisi” kurmak kararı almış...

Ben de kahkahayı bastım tabii.

Ali Sirmen, “senin yazı manşet” müjdesiyle 2005 yılında yazdığım “Halkımız Eğleniyor” başlıklı yazımı kastediyordu.

Tanrım, neler gelmemişti bu yazı yüzünden başıma...

Ergenekon davası bile bunca karşı karşıya getirmemiştir Türkleri ve Türkleri. Ülkem insanı ikiye bölünmüş, yarısı adımı gömüp sanımı linç etmeye çalışırken, yarısı yarılmaz bir savunma çemberi kurup, alınmaz bir kalenin burcuna dikmişti makalemi.

İlk raundu, saldıranlar kazandı. Bir pazar günü geçtiğim sahil yoluna yayılan mangalcıları anlattığım “Halkımız Eğleniyor” yazısı, yani BİR yazı yüzünden 14 yıldır çalıştığım gazeteden atıldım.

Ama ikinci raundu savunanlar almakla kalmayıp, saldıranların gömmek istediği yazılarımı daha çok okunan bir kürsüye çıkardılar: Vatan Gazetesi’ne taşındım.

O gün bugündür, saldırganlarıma borçlu muyum, alacaklı mı, bilemiyorum.

Ve geçen zaman, benim “Halkımız Eğleniyor” da yazdığım gerçekleri güncelleyip sadece Türkiye sınırları içinde değil, dışında da doğruluğunu kanıtlarken, popülizmle okur kazanmak isteyenlerin gerekçeleri hem kadükleşiyor, hem gülünçleşiyor. 2005 yılı ağustos ve eylül aylarında okur nezdinden prim yapmak için bana saldırmak o kadar “trendy” hale gelmişti ki, Hadi Uluengin, Hürriyet’teki “Köylüm” başlıklı yazısındaki hücumuna şöyle başlamıştı:

“Eski hukukumuza atfen Radikal yazarı Mine Kırıkkanat belki beni hâlâ arkadaş kategorisinde addediyordur ama, ben kendisini defterden sileli çook oldu. Farklı gezegenlerin, farklı yıldızların, bilhassa da farklı etik’lerin insanlarıyız...”

Oysa bırakın eski hukuk ya da arkadaş olmak, ben bu zatı tüm meslek hayatımda iki ya da üç kez uzaktan görmüş, elini bile sıkmamıştım. Kendisiyle bir ara aynı gazetede çalışmanın azabı dışında, hiçbir ortamı ve kelamı paylaşmadım, paylaşmam.

Farklı etiklerin insanları olduğumuz da doğru değildir. Ortada bir etik var, onun da kimde olduğu çoktaaan ve pek belli.

Dünden beri beklediğim, 2005 yılında bana karşı mangalda kül bırakmayan mangalcı dostlarının halkımızın eğlencesine taş koyan Almanlara karşı nasıl bir tavır takınacakları.

Dayanışmaya girseler, bir mangal da onlar yelleseler Tiergarten parkında, Elbe Nehri kıyılarında, vallahi alkışlarım!