Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2009

Yıldız, burun, Hamidiye

Vatan · 27 Nisan 2009

24 Nisan’ı bir tarih acısını anmaktan çok, Türkiye’ye yönelik bir “hınç” kutlaması haline getiren Ermeni diasporası yasta.

Neden?

Obama’nın söylevinde iki kez yinelediğiYeds Meghe “büyük felaket”, “soykırım” demek değildir, diye...

Barack Obama’nın başkanı olup söylevini verdiği ABD’de yaşayan, çalışan ve örgütlenen Türkler de aynı fikirde zaten. Hayal kırıklığına uğrayan Ermeni lobisinin tersine ve zafer kazanmışcasına, “Büyük Felaket, dedi, soykırım demedi,” diye seviniyorlar.

Ama Türkiye’deki Türkler ısrarlı: “Dedi, dedi!..”

Bakıyorum, hiçbir yaptırım ve yorumda anlaşamayanlar, muktediri muhalifi bir olmuş, tek ses, tek yürek, “Büyük felaket soykırımdır!” diye haykırıyorlar.

Tümceyi tersten kursalar, “Soykırım büyük felakettir!” deseler, ha şunu bileydiniz diyeceğim, ben de hak vereceğim, başta Başbakan Erdoğan, ABD Başkanı’na “haremi Türkiye’yi haramı Ermenistan’la aldatmış koca” fırçası çeken köşe kadılarımıza...

Oysa aynı deyimden değişik anlam çıkarıp, aynı hayal kırıklığını üretmek başarısını gösteren Türkler ve Ermeniler arasında hangisinin haklı olduğunu belirlemek çok da güç değil.

Biraz akıl, biraz mantık yetiyor: Ermeni lobisi, Başkan Obama’dan hangi kelamı etmesini bekliyordu? Amerikanca “genoside” kelimesini. Obama Ermenice konuştu ve “Meds Yeghern” dedi.

Meds Yeghern, Türkçeye nasıl çevrilir? Büyük Felaket, diye.

Genoside, Türkçeye nasıl çevrilir? Soykırım, diye.

Eğer Türkiye içre bazı Türklerin iddiası doğru olsaydı ve “Büyük Felaket” deyiminin Ermenicesi “soykırım” anlamında kullanılsaydı, Ermeni lobisinin tatmin olması gerekmez miydi?

Öyleyse Büyük Felaket, nasıl olur da “soykırım” diye yorumlanabilir?

Sonuç olarak Obama ne Ankara’ya yaranabildi, ne Erivan’a diyebilirdim... Ama Türkiye, Başbakan Erdoğan’ın ağzından Büyük Felaket’e içermediği soykırım anlamını yükleyince yukarıdaki mantığı Ermenistan yürüttü ve “Türkler kızdığına göre biz mutlu olabiliriz,” diye Obama’nın “Meds Yeghern” açılımını “olumlu adım” niteledi.

Başka bir deyişle Türkiye, durduk yerde kendisini bir kez daha kastı ve adeta olan biten her şeyi inkâr ediyormuşcasına uzlaşmaz bir tutum takındı.

Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşanan kanlı bir tarih dilimine dair tüm sorumluluğu Ermenilerin sırtına yükleyen ve hiç olmazsa tehcirin bir “Büyük Felaket” e yol açtığını bile kabul etmeyen bu zihniyet, olaylar hakkında ne Türkiye Cumhuriyeti’nin ne Atatürk’ün söylemini yansıtmakta, zaten ne de artık sağlı sollu toz kondurmadıkları bir büyük ozanın, Nâzım Hikmet’in vicdanını yasıtmaktadır.

Türkiye’nin başını derde sokacak, toprak talebinden tazminat istemlerine kadar gidecek yolu açacak deyim nedir? Soykırım.

Tamam, “soykırım” dedirtmeyelim, olanlar zaten soykırım değil ve ben de yıllardır Avrupa platformunda “soykırım” olmadığının mücadelesini vermiş biriyim, ama hiç olmazsa bir felaket kavramında anlaşalım, Ermeni komitacıların Türkler arasında yaptığı katliamlara karşı yapılan katliamların ve tehcirin, kurunun yanında yaşı, hem de büyük ölçüde yaktığını da kabul edelim!

Bugün Anadolu’da parmakla sayılacak kadar azalan Ermeni yurttaş nüfusuna karşı, virane değillerse artık Türklerin ve Kürtlerin yerleştiği Ermeni köylerinin, kasabalarının çokluğu, kimin kime daha çok zayiat verdiğinin kanıtıdır...

Görülen o ki, Türkiye’de Ermenilere yönelik “sözde soykırım” dan sonra Büyük Felaket’in önüne de bir “sözde” lik eklemek gerekecek.

“Küçük Felaket” desek? O da kızdırırsa, “Minik Felaket”, “Miniminnacık Felaket”, idare eder mi acaba?

Abdülhamit istibdatı da “yıldız” ve “burun” sözcüklerini yasaklamıştı. Bir de “Hamidiye”... Servetifünun dergisi, kapağına sultanın çeşmelerden akıttığı Hamidiye suyunu içerken “Hamdolsun!” diyen bir köylüyü resmettiği için toplatılmıştı, “Meşrutiyetin üstüne bir bardak su için!” anlamına gelir diye...

Zaten 1890’dan öteye kurulan ve Ermeni komitacılara karşı savaşmaktan çok Ermeni köylerini talan ve katliama soyunan Kürt Hamidiye Alayları’nı da Abdülhamit yaratmıştı.

Türkiye Cumhuriyeti’ne Büyük Felaket’ten “soykırım” türetmek, ancak onun torunları olmakla övünenlere yakışır.