Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2009

Kiralık adam

Vatan · 4 Mayıs 2009

Zamanda ayrı, mekânda aynı boyutun, birbirini kesişmeden izleyen iki müdavimiydik.

Her şeyden önce Notre Dame de Sion’u paylaşmıştık. Sonra aynı kültürü, aynı idealleri, aynı başkenti, Paris’i; tek oğula adanan baba kadınlık mesleğini ve gazeteciliği...

O benim Yazgülü’m, ben onun Minnoş’u, birbirimizle hiç ama hiç benzemeden, aynı düşüncede taban tabana ters düşmenin mutlaka bir yolunu bularak, el ele tutuşmadan yan yana yürüdük.

1999 yılında Türkiye’yi sarsan ve binlerce yürek kıran iki depremden sonra bir gece, onun evinde Haliç’in ışıklarına uzanarak ve yıldızlara bakarak sabahladık.

Yazgülü Aldoğan, o depremlerden sağ kurtulup hemen hepsi bir yakınını ya da her şeyini yitiren insanlara -yardımseverlerin çoğu gibi- uzaktan ihtiyaç maddeleri göndermekle yetinmiyor, her hafta sonu çadır kentlere gidiyor, onlarla konuşarak, onları konuşturarak bir grup terapisi uyguluyordu.

Depremden değil, sonuçlarından en fazla sarsılan kişilerden biriydim: Oğlum, zaten genç yaşta ölen babasının ailesinden üç kişiyi yitirmişti Yalova’da yerle bir olan Yüksel Sitesi’nde, ben de anılarımı ve arkadaşlarımı.

Yazgülü’nün onca işinin arasında, depremzedelerle konuşmak için ayırdığı zaman ve gönlünü koyduğu terapi çalışmasından çok etkilendim.

Dolayısıyla, Bir Gün Gece(*) adlı romanımdaki iki kadın kahramandan birinin kabına sığamayan mangal yürekli gazeteci Yazgülü Akdoğan olması, Galata’daki evi, oğlu Deniz, bembeyaz Ankara kedisi, raslantı değildi.

Bütün romanlarımın yarı Fransız yarı Türk, özene bezene hayal edip kendi zevkime göre yarattığım yakışıklı kahramanım Sinan’ı da, Yazgülü’me “sevgili” olarak sunmakta bile tereddüt etmedim, Bir Gün Gece’lik...

Yıllardır başının etini yiyordum, bir roman yazsın diye. Sonunda, yazdı!

***

Yazgülü Aldoğan’ın ilk romanı Kiralık Adam’ın (Alfa Yayınları, 2009) okumayı sabaha karşı bitirdiğimde, şaşkın şaşkın gülümser buldum kendimi. Yazgülü, kendi ağzından, kendi deyişleriyle konuşturduğu anne Hayal ve kızı Gerçek’le, Türk toplumuna en yasaklı konu, kadına odaklı cinsel doyuma el atmış... Uğur tiplemesiyle de kadının emrine verilen “kiralık erkekliği” sorguluyor.

Bilenler bilir, Yazgülü’nün eli de dili de ağırdır...

Edebi bir roman değil, “Kiralık Adam” (**).

Yazarın yaşam ritminde, gazeteci diliyle yazılmış, hayal kurarken bile metodik, çünkü zamansız yaşamaya vakti olmayan hızlı iş kadını Hayal’in, “sadede gelelim” tadında kurup kapıldığı erotik bir aşk öyküsü. Öykünün, “cinsel terapi”ye ilişkin cesur olduğunca şaşırtıcı iddiası, gerçek bir olguya dayanıyor: Yazgülü Aldoğan, romanın omurgasını üç yıl önce katıldığı bir CETAD çalışmasına dayandırmış. Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği’nin AB destekli bir program çerçevesinde Türk toplumunda cinsel sorunlara ilişkin yaptığı ve 2006 yılında yayınladığı bir çalışma bu.

Türkiye, politika ve medyada “kiralık adam”lara alışık, ama böylesiyle tanışık değil...

Yazgülü, elbette kurgusu hayali romanında, başta benim, ülkemizde pek kimsenin bilmediği “eskort erkek” olgusunu açıkladığı gibi, cinsellikteki kadın erkek dengesini de tepetaklak ediyor.

Romanlarımda sınırsız hayal cömertliğime karşın erotik sahnelerde pek cimri ve epeyce utangaç olan ben, böyle bir konuda ve böyle cesaretle yazamazdım. Yazgülü Aldoğan’ın gıllıgışsız kalemini bir kez daha takdir ettim: Onu bugüne değin yalnız erkek yazarların cüret ettikleri cinselliği, üstelik ters açı, kadın cephesinden irdelediği için kutlarım.

Ancak...

***

Kendisine Bir Gün Gece’lik sevgili olarak yakıştırdığım Sinan’ı, daha ilk romanında “erkek kiralayan” şirketin müdürü yapıp, üstelik eşcinsel oldurarak kadınlar açısından heba etmesini, epeyce anlamlı buluyorum.

Alacağın olsun Yazgülü’m!

Kuşadası doğumlu İstanbullu’nun romantik erkeği Uğur’un başına, bekle gör bakalım, Ankara doğumlu bir İstanbullu ne çoraplar örecek bir dahaki roman seferinde...

(*) Literatür Yayınları, 2008

(**) Alfa Yayınları, 2009