Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2009

Kapitalist komünistler

Vatan · 21 Mayıs 2009

Türkiye’deki liberal devlet, halkı teğelledikten sonra güzel güzel diken ekonomik krize “küresel” çözüm bekleyedursun, başka devletler küresel krizi “ulusal” çözümlerle atlatmaya çalışıyor.

Finans sisteminde hiçbir regülasyondan yana olmayıp “Bırakınız yapsınlar” diye diye borsaları sanal salak şişiren liberal mantık, insanları gerçekten besleyen, çünkü iş verip ücret ödeyen reel sektörü de patlattı. Ama başta ABD, liberalizmin yılmaz savunucusu Avrupa devletleri, havası boşalan bankalara falan dönüp, “Bırakınız batsınlar!” diyemediler... Tam tersine, batan ve batacak özel finans kuruluşlarıyla şirketlere yapılan devasa devlet yardımları, adı konulmayan bir devletleştirmeyi işaret ediyor ve bazı ekonomistler “komünizm”in dirildiğini bile öne sürüyorlar.

Çin Halk Cumhuriyeti ise resmen komünist olarak, kapitalizmin son krizini en iyi yöneten, en az zararla atlatmakla kalmayıp, bu yıl yüzde 6.5 oranında ekonomik büyüme bekleyen ülke.

Neden?

Çünkü bir buçuk milyarlık nüfusunu, demokratik insan haklarını tanımayan “komünist” rejimin baskısında tuttu, sadece ekonomisini serbest bıraktı ve köle gibi çalıştırdığı muazzam, ucuz, kalifiye iş gücüyle liberal dünyayı biçti, geçti.

Bu arada bizim elektronikten mekaniğe pek çok sanayi kolumuzu deldi, orta ölçekli şirketlerimizi yere serdi, yedek parça üretimini sildi, tekstil sanayiini de Hindistan’la bir olup bitirdi.

***

Düşünürler, yıllardan beri “para”nın her şey olmadığını, demokratik hakları hiçe sayan vahşi liberalizmin güçlülerle güçsüzler arasındaki dengesizliği artıracağını anlatmaya çalıştılar.

Tabii ki dinleyen olmadı.

Sonuç: Komünist Çin’in sanayilerine kilit vurdurduğu kapitalist, hem de kapitalizmin ağa babası ülkeler, durduramadıkları küresellik deviniminde, düşmemek için bula bula komünist yöntem, devletleştirmeye sarılıyor.

İnsanlara fikirsel özgürlük ve çağdaş yaşam hakları sağlamayan rejimlerle serbest ekonomide aşık atacağını sanan ileri zekâlara müstahaktır diyeceğim, ama o ileri zekâlar değil, halklar çekiyor krizin, işsizliğin acısını.

Neyse dağıtmayalım, konumuz krizden en kazançlı çıkan Çin halkı değilse bile, devleti...

Çin Halk Cumhuriyeti’nin Hubey eyalet valiliği küresel çözüm beklemeden izlediği “kriz ekonomisi”nde, vergi gelirini artırmak için uyguladığı ulusalcı tüketim programına, sigara tiryakiliğini artırmak önlemini de ekledi.

Bir buçuk milyarlık nüfusunu artırmaktan çok “eksiltmeye” odaklanan Çin’de, bir ülke kadar büyük Hubey eyaletinde çalışan tüm devlet memurları, daha çok sigara içmeye teşvik ediliyor. Ama sadece ve sadece “yerli malı, yurdun malı” sigara içmelerine izin veriliyor. Öğretmenlerden polislere her memurun, “vatan, millet, Yang Çe” (Çin’in Sakarya’sı...) nutuklarıyla günlük sigara tüketimini çoğaltmaya zorlandığı bu uygulamadan, Hubey eyaleti vergi gelirinde 400 bin Avro’luk bir artış bekliyor.

İşin şaka götürür tarafı da yok: Eyaletin Gong’an beldesindeki okuldaki öğretmen odasındaki küllüklerde üç adet “yabancı” sigara izmariti bulan müfettişler, “suçlu”yu tespitte de gecikmediler. Yabancı sigara içmek suçunu işleyen öğretmen, uzun pazarlıklar sonucu para cezası vermekten kurtuldu, ancak okuldaki öğretmen ve öğrencilerin önünde “disiplinsiz davranışından ötürü özeleştiri” yapma cezasına çarptırıldı. (*)

Sizin anlayacağınız, liberal demokrasilerde işsiz kalmakta özgür insanlara, kamuya açık alanlarda sigara içmek yasak.

Liberal komünizm ise özgürlük yasaklı insanları, kamuya açık alanlarda sigara içmeye zorunlu kılıyor.

Ve kıtasal komünizm, kapitalizmi küresel deplasmanda dövüyor, iyi mı?

(*) Kaynak: Marianne dergisi