Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2009

Üç vakit ayna

Vatan · 4 Haziran 2009

Analar kızlarında, babalar oğullarında bir gün ansızın kendi gençliklerini görünce yürekleri nasıl şaşkın bir heyecanla dellenirse, olgun yazar da ciğerlerini taze rüzgârlarla havalandıran genç yazarı öylesine şaşkın bir hayranlıkla selamlar. Nerhan Hepşen, benim ciğerlerimi işte böyle diri rüzgârlar, genç heyecanlarla dolduran, milyon kere yaşanmış duyguları hiç yaşanmamışcasına tazeleyip, ilk tadında sunan ozan ve yazar.

Bir kitap “sanat eseri” olabilir mi? Nerhan Hepşen, oldurdu. İlk kitabı “Üç Vakit Ayna” (Hermes Yayınları, 2009), şiirlerin diziminden resimlerine, kapağından kâğıdına, iki avuca sığan bir sanat eseri. Hem de en modern bütünlükte: Okumak için olduğunca, seyirlik ve dinlemelik. Üstelik, birbirini tanımadan seven, çünkü Nerhan Hepşen’in şiirlerini seven insanlar gönül koymuşlar, “ailecek” oluşturmuşlar bu bütünü. Günseli Kato’nun ressam fırçası kapağını süslemiş. Sevil Tunaboylu, içini resimlemiş. Ve Nerhan, aşkı, özlemi, isyanı, umudu, ayrılığı resim gibi dizmiş sayfalara, insan yavrusunun içinde ikincisi olmayan sevgi, anne sevgisini mırıldanmış sonundaki şarkıya. Velhasılı “Üç Vakit Ayna”, bir insanlık ayini, yaşam dediğimiz acı tatlı geçiciliğe bir tapınma. İki Mine’si var, Nerhan’ın “Üç Vakit Ayna” duasında. Biri, kitabını sanat eseri olarak tasarlamasına el veren Mine Çağlar Dikbaş ve ara nağme yazarı, bendeniz. Çünkü değer Nerhan. Gönül saatini, “şimdi sen vakti/tetik sen/kurşun sen/mavi gül koynumda/koku sen/diken sen/ben sana beş var/akrep sen/yelkovan sen/zamanı çektim üstüme/bekliyorum...” diye ayarladığı için değer.

PİÇ OSMAN’IN PABUÇLARITürk yazınında son yılların en önemli romancılarından, hatta bencileyin Kemal Tahir’den sonra hayal damağımıza aynı güçte tat bırakan tek çağdaş yazar, dil zenginliğinin soylu hovardası Yiğit Okur’un son romanı Piç Osman’ın Pabuçları (Can Yayınları, 2009) bir başyapıt. Günümüzde varlığın yokluğu istimlak ettiği Sulukule’de doğan kara kuru ayakkabı boyacısı Piç Osman’ı, 1950’li yıllarda Merkez Bankası’nın dövizlerini eriten ithalat ve yurdumuzu saran naylon furyasını anlatmak için başkahraman olarak kullanmak, sadece Yiğit Okur’un harcıdır. Naylon don, naylon gömlek derken, “Evlenmeyin bekârlar/Naylon kızlar çıkacak” şarkısı da elbette bizim ülkemizden, bir ayakkabı boyacısı da “kaldırımı işgal” den düştüğü Sansaryan Han’dan ancak bizim ülkemizde “siyasi muhbir” çıkar. İki yabancı casusu Sulukule’nin öksüz yetimi, bacak kadar Piç Osman’a izlettirmek, bilenler bilir, bir “Türkiye klasiği” değil midir?Yiğit Okur, Piç Osman’ın Papuçları romanıyla okura mizahla örülmüş hüznün güzelliğini, edebiyat alanında unutturulmaya çalışılan bir kaliteyi sunuyor.

Soluk soluğa okunuyor.

HASANGİLLER“Tarık Dursun K.’dan Mine’ye...” yazıp, “N’apıyorsun kız?” diye imzalamış son romanını, ustam...

Gözlerim buğulandı birden. Bilmem sizlere anlatmış mıydım, -cetveli çıkartılmış- imla kurallarını, tartışmalı sözcükleri hizaya getiren, getiremediğini yeni baştan yaratan TDK’dan, nam-ı diğer Tarık Dursun K.’dan öğrendiğimi? İlk roman çevirimi, onun üstün ve titiz öğretmenliğinde yaptığımı, yazmış mıydım?Bugün yazdığım Türkçenin tüm doğrularını Tarık Dursun K. “hocama” borçluyum. Yanlışlarımı, dikkatsizliğime. Tarık Dursun K. yazarlığı ölçüsünde büyük bir Türkçe ustasıdır. Son romanı “Hasangiller”in (Cumhuriyet Kitapları, 2009) önsöz yazarı Adnan Benk’in deyimiyle ustadan öte, bir Türkçe sanatçısıdır. Hasangiller, gürül gürül akan, yağmur gibi yağan bir roman. Daha ilk satırlarda şimşekler çaktırıyor okurun beyninde, basit, kısa, öz olduğunca vurucu tekniğiyle: “...

Somurur gibi yapıştı, öptü. Silktim, attım. Bozuldu. Beni sevmiyor musun artık? İyi bildin, dedim. Sevmiyorum...” Tarık Dursun K., bu romanda kahramanlarını birer nesne gibi amaçsız, başıboş dolaştırıyor. Oradan oraya savrulup duran Hasan’giller dirense, irade gösterse nesnelikten kurtulup, “özne” olabilecekler. Heyecanla, sabırsızlıkla kendisini okutan romanıyla, Tarık Dursun K. yazı sanatında derinliğin çekici de olabileceğini kanıtlıyor.