Rabia’nın “Türk” kaderi...
Vatan · 16 Haziran 2009
Sayın Mine Hanımefendim, Bu yazıyı, size Doğu Türkistan Türkleri adına şükranlarımı arz etmek için kaleme alıyorum.
Aziz Türkiye’mizde 1996 senesinden bu yana medyada Doğu Türkistan’daki zulüm ve işkenceleri dile getiren pek yazı yazmaz oldular. Bu durum biz Doğu Türkistan Türklerini son derece üzmektedir.
Hüzün, yalnızlık ve endişe içinde bulunduğumuz bir dönemde sizin yazınız bizim için büyük bir teselli oldu.
Arada sırada da olsa sizin gibi değerli bir yazarın bizim dert ve davalarımızı dile getirip köşesinde yazması bizim dertli ve kederli kalplerimize su serpiyor. Var olun, sağ olun elleriniz dert görmesin. Allah size sağlıklı uzun ömürler bahşetsin.
Benim adım Arslan Alptekin, Doğu Türkistan liderlerinden merhum İsa Yusuf Alptekin’in hayattaki ikinci oğluyum. Aynı zamanda İstanbul’da bulunan Doğu Türkistan Gençlik ve Kültür Derneği’nin Onursal Başkanıyım. Size şükranlarımı arz etmeyi milli, dini, insani ve vicdani bir borç bilirim.
Not: Biz de Müslümanız, Türküz ve insanız. Hür ve insanca yaşamak bizim de hakkımız, bu isteklerimizi dile getirmek suç mu Mine Hanım?
Saygılarımla,Arslan*** Merhaba Sayın Mine hanım,Elinize sağlık 10. 06. 2009 Çarşamba günkü yazınızı, inanın yolda iki kere ülkem adına üzülerek okudum.
Önce tebrik ederim sonra bu gözlemi yapan ve yazan siz çare olarak ne düşünüyorsunuz inanın merak ediyorum.
Çünkü kendimi çok çaresiz, rüzgârda sürüklenen ya da hızla akıp giden bir nehirde sele kapılmış bir yaprak gibi hissediyorum.
Evet, Rabia Kader’i bilmiyoruz doğru, ama inanın ki değil Rabia Kader’i, biz Mustafa Kemal Atatürk’ümüzü bile doğru şekilde bilmiyoruz ki!
Ne yazık ki Televole kültürü bir basın, onun renkli rüyası TV’ler ve ona tutsak olmuş insanlar olarak bir rüya âleminde yaşayıp gidiyoruz işte .Allah sonumuzu hayır etsin.
Sevgi ve saygılarımla,Muammer Tükenmez***Sayın Mine Hanım,Müthiş kıvrak zekânızla gözümüze soktuğunuz gerçekler bizi derinden düşünmeye zorluyor, paslanmış bilinçlerimize parlaklık veriyor.
Var eden değer yargıları aşındırılıp, bir tarafı uçurum, bir tarafı yokuşa sürülmüş Türk toplumu, varlığına ihanete zorlanıyor. Ekonomik, siyasi, kültürel ablukaya alındı, evet... Ama ne idüğü belirsiz bir kalıpta yeniden formatlanması, Atatürk Cumhuriyeti’nin yetiştirdiği ve direnen güçleri olan
Sizler sayesinde mümkün olamayacaktır!
Varlığınıza teşekkür ederim.
Saygılarımla,İsmail A.***Hay ağzınıza ve klavyeye dokunan parmaklarınıza sağlık benim güzel Mine Hanım kızım!
Yaa işte böyle, Rabia Hanım Filistinli olsaydı ne ağıtlar yakılırdı arkasından...
O kadar da demokratız ki, Çin yetkilileri ziyarete geldiğinde gösteri yapmak isteyen Doğu Türkistanlı göçmen derneklerine yasak getiriyoruz. Müslümanlıksa, Rabia Hanım da Müslüman.
Hem de bizimkilerden daha halis duygularla Müslümandır. Bu kesimin Türk sözünden adeta nefretle sakınmaları var ya, beni deli ediyor. Bu yazınızı her yere göndereceğim.
Sevgiler.
Nevin Çelik***Merhaba Mine Hanım!
Bugün (10. 06. 2009) kaleme aldığınız Rabia Kader hakkındaki yazınızı beğenerek okuduk. Keşke böyle yazılar daha sık kaleme alınsaydı. Esir olan Türkleri pek umursamıyor yazarlar ya da bilmiyorlar. Aslında yazılacak çok şey var. Örneğin Tatar Türklerinin bağımsızlık savaşçısı Fevziye Bayramova. Bugün onu da Rus hapishanesi bekliyor...
Uygurlarla ilgili, 24 yıllık ömrünü Çin hapishane ve kamplarında geçiren Iklil Kurban’ın web sayfasına da bir bakın isterseniz: www.iklilkurban.net Tekrar ellerinize ve yüreğinize sağlık.
Saygılarımla,Roza Kurban