Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2009

Namus kısır ve sevimsiz midir

Vatan · 14 Temmuz 2009

CHP lideri Deniz Baykal’ın, dün Vatan Gazetesi’nde yer aldığı biçimiyle parti genel merkezinde yaptığı konuşmayı, bütün varlığımla alkışlıyorum. Askere yargı yolunu açan 5918 sayılı yasayı Anayasa Mahkemesi’ne götürmek üzere olağanüstü toplanan CHP milletvekilleri önünde, konuya özel ve Türkiye’nin hallerine tüzel ne saptama yaptıysa doğrudur, ne önerdiyse gereklidir.

Cehaletin beslediği, ideolojisi bile olmayan, abazan, kompleksli, gaddar ve ucuz, dolayısıyla manipüle edilebilir şiddetin öncü dalgalarıyla sallanan Türkiye’de, bir iç savaş olasılığı giderek yoğunlaşırken beni ilgilendiren, askerin askeri ya da sivil mahkemede yargılanması elbette değil... Her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de askerler, gerektiğinde vatanı, gerektiğinde rejimi ve her zaman vatanı da rejimi de oluşturan toplumu, dolayısıyla sivilleri savunmak için vardırlar. Kendini savunamayan asker, vatanı, rejimi ve millettir diye direttiği, aslında çoktandır ümmete dönüşen sivilleri nasıl savunur bilemem... Ama silahlı askeri savunmak, herhalde silahsız sivillere düşmez. Zaten kişisel demokrasi ve gazetecilik anlayışımda, ordunun mağduriyeti benim sorunum değildir.***Evet, CHP lideri Deniz Baykal malum yasaya karşı çıkmakta haklı. Çünkü değerli hukukçu Av. Fikret İlkiz’in herkesin okuması gereken “5918 Sayılı Gece Yarısı” makalesinde (bianet.org) en kapsamlı biçimde açıkladığı gibi, şahsen “Midnight Law” adını çok yakıştırdığım bu yasa, AB müktesebatı gereği yapılmış gibi sunulurken, bu müktesebatın gerektirdiği “kara para aklama ve yolsuzlukla mücadelede nüfuz ticaretinin önünü kesecek milletvekilliği dokunulmazlığının kaldırılması” hükmünden yoksun olup, zaten “Midnight Law” olarak varoluş nedeni, askerin sivil mahkemelerde yargılanmasına yönelik düzenlemenin de AB müktesebatıyla uzaktan yakından ilgisi yoktur!Sayın Baykal’ın, Başbakan Erdoğan’a “Türkiye’yi AB’li yapmak için” üç önerisi de doğru, milletvekili dokunulmazlığı kaldırılmalı, yargı bağımsızlığı sağlanmalı, vergi kurumu özerkleştirilmeli ve vergilendirme, tutanın elinde yandaşına rakip sermayenin kafasını kırmak ya da muhalif basını susturmak için bir iktidar asası olmaktan çıkarılmalı...

Evet, Sayın Baykal her zaman doğru söylüyor, 33. kez Anayasa Mahkemesi’ne başvuruyor, üstelik namuslu... Ama ne işe yarıyor? Baykal konuşuyor, CHP milletvekilleri dosya dosya yolsuzlukları açıklıyorlar, AKP iktidarı bildiğini okuyor. ***Geçen hafta, yabancı bir gazeteci arkadaşıma Türkiye’de muhalif medyanın nasıl susturulduğunu özetledim. Oksijensiz kalmış balık gibi açılan gözleriyle, “Peki muhalefet ne yapıyor?” dedi. “Konuşuyor” dedim. “Öyleyse niye biz duymuyoruz? Durumu niye AB’ye bildirmiyorlar, niye AB susuyor?” diye sordu. AB’nin tamamen AKP’ye yamandığını, yabancı gazetecilerin iktidar tarafından beslendiğini anlattım, hatta örnekledim. Dehşete düşen arkadaşım, “peki” dedi, “AB’yi, yabancı basını bir yana bırak. Ama Türkiye’deki muhalefet partileri kuşkusuz dünyadaki siyasal partilerle ilişki içinde. Üye oldukları uluslararası siyasal kuruluşları niye harekete geçirmiyorlar, niçin o platformlarda da seslerini duymuyoruz?” CHP liderinin, son kez daha geçen yıl katılmadığı, partisinin son anda atılmaktan kurtulduğu ve zaten hiçbir varlık göstermediği Sosyalist Enternasyonal üyeliğini düşündüm. Paris ve Brüksel havaalanlarında sıkça rastladığım Onur Öymen geldi gözümün önüne: Başkasına taşıttığı çantasının yanında, zarif, nazik, dünya gerçeklerinden kopuk ve inadı irade sanan kesinlikleriyle bezeli, gelip gider AB’ye. Ne anlatır, kime dinletir, belli değil. ***Deniz Baykal, bağımsızlığını tamamen yitiren yargıda hâlâ umut varmış gibi 33. kez Anayasa Mahkemesi’ne gidiyor, üstelik namuslu. Peki içerde kime dinletiyor, dışarda kime duyuruyor ki sözünü, dünyada Türkiye’de susturulan muhalefetin, çiğnenen hukukun, yıkılan laikliğin, boğulan demokrasinin sesi olsun?Bu ülkede namus, Baykal ve benzerlerinin sevimsiz kısırlığıyla özdeşleştiği içindir ki, namussuzluk, iş bilir ve karizmatik olmanın bir koşulu sayılmaktadır.