Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2009

Prenses Diana’nın “French lover”ı

Vatan · 25 Eylül 2009

Fransa’da bayrak devlet demektir, cumhuriyetin simgesi ise bir kadın, Marianne’dır. Pulları basılan ve tüm belediyelerin başköşesine kurulan göğsü bağrı çıplak Marianne büstlerinin, zamanın “dişilik” ölçülerine göre yenilenmesi, Brigitte Bardot’dan Laetitia Casta’ya, Fransa’nın en güzel kadınlarının model olarak seçilmesi boşuna değildir.

Fransa devleti, kraliyet döneminde bile cinselliğin insan hakkı sayıldığı ve cumhuriyetin “özgürlük, eşitlik, kardeşlik” ilkelerini temsil eden devrimci silahşor Marianne’ın çıplaklığıyla cinsel özgürlükte kadına da hak tanındığını ifade eden, seksapelin yüceltildiği bir ülkedir.

Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin, Doğu ya da Batı, demokrat ya da monarşik başka hiçbir ülkede “first lady” olamayacak bir Carla Bruni’yle evliliği, işte bu yüzden vız gelir tırıs gider Fransız halkına. Hatta alkışlanır!

Bu ülkede koca bir cadde ve bir metro istasyonu, cumhurbaşkanlığı sırasında metresinin kollarında ölmekten başka hiç bir varlık gösteremeyen Félix Faure’un adını taşır, 1899’dan beri!

Fransız halkı, gelmiş geçmiş cumhurbaşkanları arasında tek bir liderin eşine sadakatine ve uçkur sağlamlığına tahammül göstermiştir, o da General De Gaulle’dür. Diğerlerini hep çapkın seçip benimsemiş, seçilenler de halkın tercihini boşa çıkarmamışlardır.

İşte onlardan biri, Valéry Giscard d’Estaing, 80’inci baharında artık yapamadığı çapkınlığı hayal edip yazdı, eski başkanı olduğu cumhurun huzuruna “Prenses ve Başkan” adlı romanıyla çıktı. Ortalık bir karıştı, pir karıştı, çünkü romandaki başkan tıpkı kendisi, prenses de Prenses Diana’dan başkası değil...

Bugünlerde Fransa neyi tartışıyor, sanırsınız? Sarkozy’ye komplo kurmak suçuyla yargılanan eski başbakan Dominique Villepin’i mi? Dünyadaki para varlığının yüzde 85’ini elde tutan ve aralarında Fransa’nın da bulunduğu G20’nin Pittsburgh zirvesini mi? Küresel krizi mi, artan işsizliği mi, açlığı mı? Ne gezer. Fransızlar VGE diye andıkları Valéry Giscard d’Estaing’in cumhurbaşkanlığı sırasında Prenses Diana’yla gerçekten yatıp yatmadığına kafa patlatıyorlar. Çünkü roman, gerçekçi mi gerçekçi. Prenses kahramanın adı Diana değil de Patricia, ama romanda bile kendisini aldatan, yalnız bırakan, mutsuz eden Galler Prensi’yle evli. Fransız cumhurbaşkanı Jacques Henri Lambertye de şaşılacak kadar VGE’ye benziyor, hatta yazarın hakiki hayatında şimdiye kadar kimsenin kıramadığı yüzde 56 oy oranıyla cumhurbaşkanı seçilmiş oluyor. 1980’li yıllara ait kurguda, Buckingham Sarayı’nda tanışıyorlar, Fransa’da bir trende dudaklar dudakları arıyor, vücutlar birbirine değiyor ve olanlar olmakla kalmayıp, saraylardan şatolara bir çok defa vuku buluyor. Romanda, Normandiya çıkarmasının 40.yıldönümünde bir araya gelen müttefik devlet yetkililerine verilen bir yemek tarif ediliyor ki, tadından yenmez: Prenses Diana/Patricia masanın üstünde ABD Başkanı’yla sohbet ederken, elleri masanın altında Fransız cumhurbaşkanıyla oynaşıyor.

Birinci ağızdan yazılan romanda, Fransız cumhurbaşkanı anlatıyor: “(...)Bacaklarını ağır ağır okşarken, elleri ellerime eşlik ediyor, onları yönlendiriyordu. Çay tepsisini almak için odaya girecek uşağı kollarken, yavaşça fısıldadım: -Evet, Patricia. Aşk mümkün.”

Valéry Giscard d’Estaing, ülkesinde özellikle kadın hakları için büyük reformlar yapmış çok başarılı bir cumhurbaşkanıydı. Halen Fransız Akademisi üyeliğini de politika üzerine yazdığı 9 kitaba ve AB Anayasa taslağına borçlu, ancak fecaat ölçüsünde kötü bir romancı. Aslında 1990’lı yıllarda artık cumhurbaşkanı değilken tanıdığı ve eşi Anne Aymone’la birlikte Fransa’da ağırladığı Prenses Diana’yla gizli bir aşka dair yazdığı roman da, ilk romanı “Geçit” gibi berbat bir pembe dizi örneği.

Gerçek hayatta VGE kuşkusuz Diana’ya âşıktı, ister yaşamış olsun, ister yaşamak istediği “fantazm”ı yazmış, hayattaki belki de en büyük başarısı, halen birlikte “yaşlandığı” eşi Anne Aymone’nu hâlà muhafaza edebilmesidir, demek gerekir. Kuşkusuz Anne Aymone da özgür bir kadındır. Ve özgürlük Fransa’da çift taraflıdır.