Çırağa selam, ustaya saygı saati
Vatan · 29 Ekim 2009
Kimi okurlarım geçen haftaki yazılarımdan hoşnut kalmayıp, “Bre aymaz, memleket elden gidiyor, kuru belgenin sulu imzası mülkün altını üstüne getirmekte, sen yok şaraptı, yok Mardin’di tutturmuşun, minder dışı güreşiyorsun! Yazacaksan gündemin hakkını ver...” diye dellenmişler.
Ben de kendilerine soruyorum: Sizin telefonda hiç konuşamadığınızı, aranızda söyleşirken fısıldadığınızı, yüksek sesle bağıramadığınızı, ben nerede, nasıl ve NİÇİN yazayım, sayın seyirciler?
Sizi değil, bizi götürüyorlar. Sizi değil, bizi susturdular. Size değil, bize gösteriyorlar abanın altından çoktan çıkarıp, alenen salladıkları sopayı.
Yıllardır, laik cumhuriyetin böyle bitirileceğini, faşizmin “demokrasi” diye yutturulacağını, cumhuriyetin tüm kalelerine girilip burçlarının “içten” yıkılacağını ve temellerinin “dipten” oyulacağını yazdık, yazdık, yazdık da ne işe yaradı? Sadece bugün olanları değil, yarın olacakların romanlarını bile yazmışım ben: İşte Türkiye’nin “Bir Gün Gece” gelecek sonu, işte on yıl içinde kurulacak ve artık Türklerin olmayacak toprakların yeni düzeni, “Destina”...
Söyleyecek bir söz kaldıysa, söylemek sırası kimde? Herhalde bende değil... Siz de pas geçerseniz, bugün sallanan bir gece yıkılır, ardından yeni bir düzen kurulur, eğer o düzeni kuranların işine yarayacaklardansanız, başka bir ülke ve başka bir bayrak altında, aynı topraklarda yuvarlanıp gidersiniz!
İşte bangır bangır ilan ettiğim bir “son”u ya da sonu tersine çevirecek bir “umut”u beklerken, Mardin’den sonra İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali’yle ilgiliyim ben.
Siz de katılabilirsiniz:
Tuna Kiremitçi’nin çok hoş bir yazıyla 12 Ekim “Günlük”ün’de haber verdiği festival, yarın akşam başlıyor. Kalem Ajans’ın genç, dinamik ve idealist kadrosu, İstanbul’u nihayet uluslararası bir edebiyat festivaline kavuşturuyor. 31 Ekim-3 Kasım tarihleri arasında yapılacak etkinliklerde 32 ülkeden 52’si yabancı 90 yazar, edebiyat tutkunlarıyla buluşacak. Festival boyunca edebiyat kahvelerinde Türk ve yabancı yazar grupları okurlarıyla bir araya gelecek, okumalar yapacak, sohbet edecekler. Tuna Kiremitçi ve ben de varız aralarında. Katılmak isteyenler, üç günlük edebiyat festivaline dair tüm etkinlikleri http://www.itef.com.tr sitesinde ayrıntılı olarak bulabilirler.
İstanbul 2010’da Avrupa kültür başkenti olsun diye ayrılan ve nereye uçtuğu, nereye konduğu hem pek belli, hem de pek belirsiz devasa bütçeden bu festivale aktarılacak tek kuruş bulunamadı.
Maddiyattan çok maneviyat deposu dolu Kalem Ajans’ın ilk atışta uluslararası düzeye çıkardığı edebiyat festivalinin ana (yani para) sponsorluğunu, ajans gibi genç idealistlerin yönettiği HARE Likörleri üstlendi. Koca 2010 bütçesini paylaşanların neyi ne kadar başaracaklarını merakla beklerken, böyle bir festivale öncü ve destek olanları burada sanırım alkışlamak gerek.
Festival, elbette ki edebiyatımızın büyük ustası Ahmet Hamdi Tanpınar’ın adını taşıyor. Çünkü Tanpınar, İstanbul’un kokusuna, sesine, rengine ve dokusuna söz vermiş en büyük Türkçe yazardır.
Ne gariptir ki sadece AKP “realite”sini destekleyen “liberal”cilerin projelerine para dağıtan 2010 AKB teşkilatının, Orhan Pamuk’a 1 milyon Euro’luk Nobel ödülü veren İsveç’in çok gerisinde kalmamak için, Alman mimarların üstlendiği Masumiyet Müzesi’nin kurumuna 754 bin 500 TL’yle katkıda bulunduğu düşünülecek olursa...
Müzesi olacak Orhan Pamuk’un fazlasıyla esinlendiği müzelik olamayan “usta”sı Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, hiç olmazsa bir edebiyat festivaliye anılması, herhalde hakkaniyettir.
Gelin bu hakkaniyeti, birlikte kutlayalım.
Namaz zamanını İngiliz saati Mübarek mi şaşırttı, yoksa Nuri efendi mi Greenwich’e ayarlandı, bilinmez. Ama pusulamız epeyce şaştı, Türkiye’de saatleri ayarlayan bir enstitüye her zamankinden fazla ihtiyaç var.