Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2009

Liberal ve demokrat cehalet

Vatan · 3 Kasım 2009

Dünyada her şey, insanlık fikri ve soy özellikleri dahil bir değişim içindedir.

Bu değişimin maddedeki bilimsel açıklaması Evrim Teorisi’yle Darwin tarafından ortaya konulmuş olup, düşünür ve ekonomist Karl Popper tarafından “liberal demokrasi”nin toplumsal devinimi de Darwin’in evrimci sistematiğine bağlanmıştır. Ünlü düşünür, siyasal ekonomi akımı “liberal demokrasi”yi evrim teorisinin metafizik yorumlaması üzerine oturtan tezinin, muhafazakar çevrelerce Evrim Teorisi’nin bilimsel olmadığı iddiasına yaradığını görünce, The New Scientist dergisine yazdığı son makalesiyle Evrim Teorisi’nin bilimselliğini açıkça vurgulamış ve bu teorinin “aşağıya doğru nedenlenme” sistematiğinden “liberal demokrasi” sürecini açıklamak için yararlandığını belirtmiştir.

Karmaşık gibi görünen bu lafları, Türkiye’de “liberal demokratım” diyenlerin ne olduklarını bile bilmediklerini kanıtlamak için ediyorum. Çünkü bu zevatın, “liberal demokrasi”nin ağa babası Karl Popper tarafından Darwin’in teorisine yamandığını duysa, ya liberal demokratlıktan vazgeçmesi gerekir, ya da yaratılışçılıktan. Artık hangisine daha az iman ettiyse...

Ama ne gezer. Kanıtlarını bağırsaklarında insanlığın “otobur” döneminden apandis, belkemiklerinde “dört ayaklı” döneminden kuyruk sokumu olarak taşıdıkları Evrim Teorisi’ni şeytani ve Marksist bir plan ilan eder, Karl Popper’i zaten tanımaz, sonra da liberal, miberal demokrasi gezdirirler.

Onların “Değiştim!” derken düşündükleri değişim, ne çağın devinimini içerir, ne de insanlığın maddi ve manevi evrimini. Sadece çıkar odaklarına göre fır dönebilmek özgürlüğüdür, savundukları.

Laik Cumhuriyet ilk kurulduğu yıllarda elbette ki gerçek anlamda ve çoğulcu bir demokrasi yoktu. Zaten olamazdı. Demokrasi, toplumun eğitim düzeyine göre randıman veren bir araçtır. Yarış arabasına acemi sürücü koyarsanız, arabayı da haşat eder, kendisini de. Yüzyıllardır kulluk edilgenliğine alışmış bir nüfusun demokrasiyi kullanabilmesi için her şeyden önce yurttaşlık bilincini özümsemesi gerekiyordu. Yurttaşlık bilinci de ancak eğitim, eğitim, eğitimle mümkündü.

Türkiye’de bugün sorun olan Kürt ayrılıkçılığından aşiret kültürüne, dinsel cehaletten cinsel açlığa, kafa kalitesizliğinden iş kalitesizliğine, kulluğu, cemaatçiliği, ayrımcılığı, her tür geri kalmışlığı bitiremese bile asgariye çekebilecek ve toplumda yurttaş bilinciyle birlikte demokratik kafa yapısını geliştirecek olan tek araç, ancak çoğulcu ve özgür eğitimdi.

Laik cumhuriyete muhalif sağ, her şeyden önce toplumun eğitilmesini sabote etti. Türkiye’nin makûs talihi, bu talihi değiştirebilecek en önemli cumhuriyet projesi, Köy Enstitüleri, “komünist yetiştiriyor” gerekçesiyle kapatıldığı gün, Kurtuluş Savaşı’yla döndürüldüğü eski mecrasına girdi.

Gözü açılmış, okuyan, yazan, iş gücü kalifye, ne istediğini bilen, dolayısıyla bir kilo mercimek, iki kilo patatese ve dahi aşiret reisine, hocaya, kocaya, şeyhe oyunu “satmayacak” bir taban nüfus, elbetteki işine gelmiyordu muhafazakar sağın. Böyle bir nüfus, laik cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırır ve yıkılmaz hale getirirdi, isterler mi hiç?

Ve onların dediği oldu. ABD’nin de yardımıyla başlayan komünist avcılığı, içerdeki laik cumhuriyet düşmanlarının “dine bağlı eğitim” atağına eklenince, toplum tabanında yurttaşlık bilinci, fikir özgürlüğü ve kadın erkek eşitliği demek olan demokrasi kültürü oluşturulamadı. Böylece din, iman ve sadakayla kendisine manipüle edilebilecek bir oy deposu yaratan muhafazakar sağ, laik cumhuriyete karşı zafer yürüyüşünü başlattı.

Bugün, Sait Faik, Ömer Seyfettin okumadan “öykü yazarı” olmaya kalkan cahil gençlik, hasbelkader girdikleri üniversitelerden istedikleri değil puan tutturdukları, dolayısıyla üstünkörü yapacakları meslek diplomalarıyla çıkan vasatın bile altında uzmanlar, işte böyle bir “intikam”ın kurbanıdır.

Türkiye, muhafazakâr sağın mağdurudur, başka bir deyişle.

İşte böyle bir kültür yoksulluğunun sorumlusu, demokrasinin asıl düşmanı zihniyetin son yaratıklarına, şimdilerde “liberal demokrat” diyorlar.