Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2009

Önce kitaplar açılmalı...

Vatan · 19 Kasım 2009

O insanlar kimdi öyle? Niçin kaçıyorduk? Hep o kasabanın insanları mıydı onlar? Ne kadar da çoktular! Bir kaçışın içinde nasıl da o kadar çoğalmışlardı! Pek azını biliyordum. Hep bilemediğim, yabancısı olduğum, daha ilk olarak gördüğüm, ama yüzlerine oturmuş, sigara kokusu gibi, ağır bir yemek kokusu gibi üstlerine başlarına sinmiş korkuda yine de birbirlerine benzemeyen garip kişilerdi. Ne kadar da çoktular! Ne kadar da çoktuk! Neden kaçıyorduk, kimden kaçıyorduk, kaçıyor muyduk? Ayışığının solgun oynaklığında bu atlar, arabalar, bu insanlar neden bu kadar korkuluydular? Bütün çocuklarını, anasını, babasını, karısını, halısını, kilimini arabasına doldurmuş, başı kasketli adam, o tek, cılız, hastalıklı atını neden bu kadar kamçılıyor, neden öyle sövüp duruyordu? Bizim niye atımız ya da arabamız yoktu? Annem neden yürüyordu? Yollardaki o yatak örtülerini, yorganları, yatakları, sandıkları, bavulları neden kimseler almıyordu? O ağlayan küçük çocukların anaları, babaları neredeydi? Neden ağlıyorlardı, neden kimse bakmıyordu, ellerinden tutmuyordu ve ben neden annemin kucağındaki yün örtünün içinde o yoğun, bilinmez korkunun içinde ağlayamıyordum?

Bütün kasaba kaçıyordu. Gittikçe daha azalıyor, daha seyrekleşiyorduk. (...)” Erdal ÖZ (Yorgunlar/Can Yayınları, 2009)...

SONRA ŞİİRLER“Bağır bağırabildiğin kadar! Korkma!

Halk ancak bağırdığınca var!

Kendi nefesinle silahlan, kendi sesinle:Yırt at barbarın sana sabırdan dokuduğu küflü kefeni!

Unutma: kında duran onur paslanır!

Sana ayaklanıp, acılarının hesabını sormak,Sana işleyen, ışıldayan cesaret,Sana Spartaküs’ün kardeşi olmak, sana çığlar, çağlayanlar,Kalbinde bilenen çığlık, var gücünle gürüldemek yakışır...

Halk budur! Aklını başına al! Sensin yeryüzünün sahibi!

Halk budur! Dursun diye akan kan

Dinsin diye gözyaşı, gelinler gülsün diye,Silsin diye acının isini analar dudağından,Bağrılması gereken yerde kalkıp bağırandır halk. Halk budur! Halksan, koparıp alacaksın kollarından kırbacını zorbanın!

Halka dik başlılık,Dalın, arının, tomurcuğun,Mazlumun, mahzunun, masumun,Güçsüzün, kimsesizin gürzü olmak yakışır.

Halksan, kendinden ötesini bekleme! Bıçak sesi var kemiğinde,dilin kesik, göğsün paramparça...

Beklediğin ne ki, kim, neyin nesi?

Seni sabrın afyonuyla besleyen, zalimin uşakları değil mi?

Bekleyen halk puslanır, paslanır, usul usul uslanır! Ve artık

Duyulmaz olur iniltisi...

Unutma: katiline sığınanın inlemesi duyulmaz!

Ufkun var, ona bak: gücünü ufkunda kanatlandır!

Alazınla rüzgârlan!

Rüzgâra zincir vuramazlar!

Çünkü halk, rüzgârı olduğunca halk,Çünkü rüzgâr estiğince rüzgârdır! (...)” Nihat BEHRAM, Çıkmak İçin Bu Karanlıktan/Kasım 2008(Şiirin tamamına http://www.basaryalti.av.tr sitesinden ulaşabilirsiniz.)...

VE SİNEMALARTürkiye’nin artık kündeye getirildiği güncel tarihi anlamak ve Ergenekon davasının şifrelerini çözmek isteyen herkese, Kurtlar Vadisi Gladio’yu öneriyorum. Filmi ilk izleyenler arasındayım. Musa Uzunlar’ın müthiş bir oyunculuk sergilediği, Köksal Engür’ün tiyatrodaki başarısını sinemaya yansıttığı Gladio, çok başarılı bir yapıt. TV’lerdeki “otuz iki kısım tekmili birden” Kurtlar Vadisi’yle hiç ilgisi yok ve yönetmen Sadullah Şentürk, adeta belgesel niteliği taşıyan bu filmde evrensel çapta bir sinema kalitesi yakalamış.

Senaryo ve müzik mükemmel. Emeği geçenleri kutlarım.