Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2009

Geçmiş olsun Türkiye!

Vatan · 30 Kasım 2009

Memlekette bir Dubai’dir gidiyordu. Dubai’den Al’lı, El’li, Bin’li şeyhler geliyor, adlarında taşıyamadıkları “al”ları, ceplerine inecek “bin”lere uzattıkları “el”lerle idare eden Araplık hayranı Türkler, Türkiye’yi Dubai’ye pazarlamak için yarışıyorlardı.

Sadece Arap Türkler mi?

Yok canım, salt şeriat sokaklarında içilemeyen alkol “bin” yıldızlı otellerde içiliyor, diye İslami “modernite” modeli ilan ettikleri Dubai’nin çölün ortasına kar yağdırdığı “skidrom”larda kayak yapmaya koşan Evropa Türkleri de pek hayrandı, denizlere ekilip göklere dikilen bedevi şaşaasına...

Hatta iki Türk de, Dubai’nin denize uzattığı yapay Palmiye adalarından ikisini, Türkiye ve Dünya adını taşıyanlarını da satın aldı.

Adalarına yerleşmek için biraz bekleyecekler galiba. Kendilerine geçmiş olsun, diyorum.

***

Şeyh El Maktum ve kardeşine dair ABD yargısı tarafından hazırlanan, özellikle Müslüman ve geri kalmış ülkelerden 30 yıl içinde 30 bin çocuğu “deve jokeyi” yapmak için kaçırıp, hafif kalsınlar diye aç bırakmak, hatta seks kölesi yapmakla itham eden 500 sayfalık iddianame falan, adlarına takamadıkları El’i ceplerine “kolay para” tıkmak için kullanan Dubai hayranlarını hiç mi hiç rahatsız etmiyordu.

2008 yılında Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Dubai Yatırım Grubu’nun Türkiye’ye yatırım yapmak için liman işletmeciliği, imalat sanayi, gayrimenkul ve finans sektörüyle ilgilendiğini müjdeliyordu!

2009 yılında ise, yerel seçimleri CHP’nin kazandığı Mersinlileri, “Biz Mersin’i Dubai yapacağız dedik, ama yağmur yağdığı zaman Mersin Venedik oluyor. Yani herkes hak ettiğini bulur” diye fırçalıyordu!

Kendisine geçmiş olsunlar, diliyorum.

Mersinlileri ise kıyısından döndükleri Dubai’liğe papuç bırakmadıkları için hararetle kutluyorum. Merak etmesinler, Venedik’i su basar, ama batıramaz. Oysa Dubai, suya sele gerek kalmadan batıyor...

***

İstanbul’un da verilmiş sadakası var mıydı bilmiyorum, ama iyi ki Mimarlar Odası varmış, Danıştay’da da aklı başında yargıçlar ki, Dubai’cilerin ayağa dikilmiş iki dev salyangoz kuleyle alttan üsten delmeye kalktığı varlığı, El Maktum’un çakar almaz matkabından kurtuldu!

2008 yılında, İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Levent’teki İETT arazisinin Sama Dubai firmasına satışını durduran mahkeme sürecine esip köpürerek, “Eski rakamla 1 katrilyon kasaya girecekti. Maalesef bizim bazı insanlarımız bir yerlere çomak sokup bu hizmeti durdurmayı kendilerine maharet sayıyorlar...” diyordu.

El Maktum’dan “dostum ve kardeşim” diye söz eden Başbakan Erdoğan ise, 2009 yılında satışı durduran Danıştay kararına, “Küresel sermaye geliyor, Levent’te ihaleye giriyor, satın alıyor. Siz önünü kesiyorsunuz, çekilmek zorunda kalıyor. Şimdi satmaya bak bakalım, kaça satarsın? Bu kaybın sorumlusu kim?” diye gürlüyordu. Aynı konuşmada, Türkiye’nin krizi de en az zararla atlatacağını muştuluyordu, zaten...

Her ikisine de büyük geçmiş olsun, diyorum. Ve kendilerini, gerek Mimarlar Odası, gerekse Danıştay’a şükranlarını sunmaya davet ediyorum.

Çünkü bu satış durdurulmasaydı, giiitttiiii diye dövündükleri o 1 katrilyon, çomaktan beter iki kule olaraktan kimin neresine girerdi, düşünmek bile istemiyorum doğrusu!

***

Demem o ki, sayın seyirciler, tüm Türkiye’ye geçmiş olsun!

Arap Türklerin “al”larına, Evropalı Türk sosyetesinin “ver”lerine hayran olduğu Dubai Emirliği, meğer içi kof bir borsa balonundan, bir çöl serabından ibaretmiş... Meğer o “El”ler ve “Bin”ler, elin parasını kolay harcarmış ve ele güne 59 milyar dolar borçluymuşlar.

Meğer benim Dubai’cileri “dubaracı” diye takdim eden yazım, yazıdan öte bir kehanetmiş (Bknz. Tersi Para’dır ama/15.04.08)!

Dubai Emirliği, küresel krizde iflas bayrağını çeken ikinci ülke.

Şimdi borç alan dubaracılar kadar borç veren dubaracılar da kara çarşaflı düşüncelerde. İyi ki bizimkiler, vermeye değil de almaya meyilliler.

Arapça tersten okunur ve “Arap”ın tersi “para”dır, ama...

Türkiye’nin Dubai’leşen dış borcu, acaba kaç Arap’ı ters yüz eder?