Gazeteci, yazar, köşe yazarı Mine G. Kırıkkanat

Tüm gazete yazıları / 2009

Zor şartlar altında, Aylin...

Vatan · 9 Aralık 2009

Bülent Arınç, geçen hafta AKP’nin Siyaset Akademisi’nde ders vermiş, “Zor şartlarda iktidarımızı sürdürüyoruz. Bu zor şartların ne olduğunu sayfa sayfa yayınlanan günlüklerden öğrenebilirsiniz” demiş.

Acaba Frankfurt polisinin Deniz Feneri e.V. günlüklerinden mi söz ediyor?

Deniz Feneri e.V’nin günlükleri, Frankfurt’tan Ankara’ya zar zor beş buçuk ayda ulaştı. Almanca zor dil, Alman polisinin günbegün tuttuğu “tokatçı” hatıratı Türkçeye çevirmek dile kolay, 24 Şubat’tan beri bitmedi, hâlâ sürüyor.

RTÜK Başkanı Akman ve Kanal 7’nin sahibi Karaman’ın o gün bugündür araştırılan mal varlığı da henüz saptanamadı. Saptamak zaten zor, zar zor saptananın mahkemeye postalanması büsbütün zor.

Franfurt’tan Ankara’ya 170 günde alınır da, Ankara’dan Ankara’ya kolay varılır mı?

Zahid Akman ile Zekeriya Karaman’ın varlığı bulunsa, malı bulunmaz, malı bulunsa, damga pulu biter, yetkili imza tatile çıkar, kurye hastalanır, motor devrilir, trafik tıkanır, yolları sel basar...

Velhasılı Bülent Arınç haklı, Almanya’nın yaktığı Deniz Feneri’ni Türkiye’de söndürmekte nasıl çabaladıklarına bakılırsa, AKP zor şartlarda sürdürüyor iktidarını...

Ama muhalefetin işi kolay: Türkiye’deki Deniz Feneri’nin Deniz Baykal ve CHP’ye açtığı davanın ilk celsesinde Baykal’ın mal varlığının araştırılması kararı çıktı. Akman’la Karaman’ı koydukları yerde bulamayanlar, muhalefetin mallarını adaletin hızına yetiştirecekler mi bakalım?

Yok eğer Deniz Feneri’nden değil de Ergenekon günlüklerinden söz ediyorsa Bülent Arınç, bir o kadar daha haklı, zor mu zor şartlarda sürdürüyorlar iktidarlarını...

Günlüklerin soruşturulmadan önce Ak Medya’da kovuşturulması kolay mı?

Ergenekon sanıklarını mahkemeden önce kamuoyuna yargılatmak kolay mı?

Kimbilir ne zordur, Alevilere dair kin ve iftira günlükleri tutmuş Susurluk artığı, aşırı sağcı devlet eşkıyalarının, yıllardır Alevilere kimsenin vermediği değeri vermiş, onlara dayanmış, onlarla omuz omuza çalışmış solcu gazetecilerle aynı suçta işbirliği yaptıklarını kanıtlamak...

Neler çekiliyor, çile çile ne çoraplar örmek gerekiyor kimbilir, kız çocuklarına -alimallah- laik eğitim olanakları sağlayan ÇYDD ve sadece AKP’ye muhalif profesörlerin, fikir adamlarının ‘silahlı darbe girişimi’ni ortaya çıkarmak...

Bülent Arınç haklı. Vallahi ve billahi zor şartlarda sürdürüyorlar iktidarı.

Ya biz?

Yazan, çizen, her işte çalışan ve işsiz kalan, ama ne Ak Medya’nın suratı, ne de AKP’nin şekerine tamah eden halk takımı, hangi şartlarda sürdürüyoruz yaşamımızı?

Düşündüğümüzü yazamıyoruz, yazamadığımızı konuşamıyoruz. Telefonda bile sustuk. Mangal gibi yüreklerimizle sustuk. Cesaretimiz boyumuzu aşar, yine de sustuk. Çünkü kendimiz için değil, iş yerlerimize kesilecek vergi cezaları, başı belaya girecek işverenlerimiz için korkuyoruz, korkutulduk...

Gazetevatan.com Yayın Müdürü Aylin Duruoğlu, 18 gündür hangi suçlama, hangi iddia, hangi şüpheyle olduğunu kendisi de avukatları da biz meslektaşları da bilmeden tutuklu.

Yürüttükleri mantıkla, Aylin’e destek verenleri de “arkadaşı” diye tutuklayabilirler, ben arkadaşı bile değilim ama kendimi yine de güvende hissetmiyorum, çünkü Aylin’i bir kez uzaktan görmüşlüğüm var: Soyadı gibi arı duru, güzelce bir kızdı doğrusu.

Acaba kıvırcık saçları dolayısıyla suçlu olabilir mi, diye düşünmedim değil.

Hem kıvırcık, hem de “kızıl”a çalan bir sarışınlık taşıyordu başında...

Malumunuz “kızıl” hem sağ, hem de solda bir Türkiye travmasıdır da, olmaz olmaz, diyemem doğrusu...

Adı Adalet’le başlayan Kalkınma Partisi’nin, iktidarını zor şartlarda sürdürdüğü bir ortamda, Aylin Duruoğlu’nun nedeni belirsiz tutukluluğu hangi şartlarda sürüyor acaba?

Zort şartlar olmasın?

İktidarın zor olduğu yerde, muhalefet de kolay değil; sade vatandaşın payına bile zortluk düşüyor, demek.

Bugün Aylin, yarın siz, ben, kapı komşumuz...

Cehalet vurduğu yerde durmuyor, yayılıyor, baskıya dönüşüyor.

Ürkek, çaresiz, öylece seyrediyoruz.